Ramazan’da kalp krizi riski hangi saatlerde artar?
Araştırmalara göre Ramazan ayında, kalp krizinin gün içindeki dağılımı değişiyor. Normalde sabah erken saatlerde görülen zirve, Ramazan’da çoğu zaman iftar sonrası saatlere kayıyor.
Ramazan’da uzun süreli açlık, susuzluk ve iftarda aniden ağır yemek tüketimi gibi durumlar kalp krizi riskini artırıyor. Dolayısıyla uzmanlar; kalp-damar hastalığı olan ya da olmayan herkesin, oruç tutarken bazı noktalara dikkat etmeleri gerektiğini vurguluyor.
‘‘İftarda ve sahurda kalbinize yüklenmeden, dengeli beslenmeye özen gösterin’’ uyarısında bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, şu bilgileri paylaştı:
Prof. Dr. Bingür Sönmez
Oruç, kalp ve damarları nasıl etkiler?
Ramazanda kalp krizinin en sık görüldüğü zaman iftardan sonraki ilk 2–3 saattir (genellikle 19:00–22:00 arası). Bunun sebepleri iftar sonrası vücutta ani glikoz yükselmesi, insülin patlaması gibi metabolik değişimlerdir.
Bu durum endotel stresini (kan damarlarının iç yüzeyini döşeyen endotel hücre tabakasının çeşitli nedenlerle işlevini yerine getirememesi) artırabilir, sempatik sinir sistemi aktivasyonu da kalp hızını artırıp, kan basıncı yükseltebilir. Bu durum pıhtı riskini artırabilir. Gün boyu susuzluk sonucu oluşan hemokonsantrasyon (kanın koyulaşması) sonucu oluşan tromboz (kanda pıhtılaşma) riskini artırabilir.
İftarda içilen bir bardak su yeterli olmaz
İftarda içilen bir bardak su günlük kaybı karşılamaya yetmez. Ağır yemek sonrası (yağlı yemekler, büyük porsiyonlar, ağır tatlılar) postprandial dönemde (yemek yedikten sonraki süreci -genellikle ilk 2-4 saati- ifade eden, besinlerin sindirilip emildiği ve kan şekerinin yükseldiği metabolik süredir) trigliseridler artar, pıhtılaşma eğilimi yükselir.
İftarın ilk saatlerine dikkat!
Ramazan’da kalp krizinin en riskli zamanı açlık değil, iftarın ilk saatleridir.
Oruçta asıl risk açlık değil, sıvı dengesinin bozulmasıdır.
Susuzluk → Kan yoğunluğu → Pıhtılaşma → Kalp krizi mekanizması
HİPOGLİSEMİ TEHLİKESİ
Diyabet hastası için oruçta en büyük tehlike açlık değil, fark edilmeyen hipoglisemi yani kan şekeri düşüklüğüdür. Hipoglisemi oruç tutan diyabet hastalarında en önemli ve en tehlikeli komplikasyonlardan biridir. Özellikle insülin veya oral antidiyabet ilaçları kullanan hastalarda risk daha yüksektir. Bu nedenle erken belirtilerin bilinmesi hayati önem taşır.
İşte erken işaretleri
Vücut kan şekeri düşmeye başladığında…
- Sempatik sinir sistemi aktive olur. En sık erken belirtiler titreme, soğuk terleme, şiddetli açlık hissi, çarpıntı veya anksiyetedir.
Bu belirtiler genellikle kan şekeri 60–70 mg/dl civarına düştüğünde ortaya çıkar.
- Kan şekeri daha da düştüğünde beyin etkilenmeye başlar. Önemli belirtiler baş dönmesi, bulanık görme, zihinsel karışıklık, konuşma bozukluğu ve denge kaybıdır. Bu aşama tehlikeli hipogliseminin başlangıcıdır. Kan şekeri çok düştüğünde bayılma, nöbet, bilinç kaybı görülebilir ve acil tıbbi müdahale gerekir.
- Hipoglisemi sırasında adrenalin artar, taşikardi (kalp hızında artış) ST-T değişiklikleri olur, kalp hızı yükselir, QT uzaması, ventriküler erken atımlar oluşarak kalp ritim bozuklukları ani ölümü tetikleyebilir.
- İnsülin artışı potasyumu hücre içine çekeceği için oluşan hipokalemi (potasyum düşüklüğü) kalp hastalarında aritmi riskini artırabilir.
KALP SAĞLIĞI
İYİ BİR İFTAR YEMEĞİ NASIL OLMALI?
İftar, gün boyu aç kalan vücudu ve kalbi yormadan yeniden metabolizmayı başlatan bir öğün olmalıdır. Özellikle kalp-damar sağlığı açısından iftarın yavaş, dengeli ve iki aşamalı olması en sağlıklı yöntemdir. İftarın ilk bölümü mideyi uyandırmak içindir.
Önerilen başlangıç
- 1–2 adet hurma (kan şekerini yavaş yükseltir)
- 1 bardak su
- 1 kase çorba (mercimek, ezogelin, sebze) mideyi hazırlar.
Böylece kalp hızının ani artmasını önlemiş olur. Hızlı ve ağır yemek iftarda nabzı 20–30 atım artırabilir ve kalbi zorlayabilir. Kısa bir ara (10–15 dakika) vermek çok önemlidir. Bu sırada masadan masaya ziyaret şeklinde kısa bir yürüyüş yapılabilir veya akşam namazı kılınabilir.
Bu sayede insülin daha dengeli yükselir, mide aşırı dolmaz. Kalp üzerine aşırı yüklenme olmaz.
ÖRNEK MENÜ
İftarda ana yemek dengeli olmalıdır
Tabakta ideal dağılım:
- % 40 sebze:
Zeytinyağlılar, salata
- % 30 protein:
Balık, tavuk, bakliyat
- % 20 kompleks karbonhidrat: Tam buğday ekmeği, az bulgur pilav
- % 10 süt ürünleri:
Yoğurt, ayran
Tatlı iftardan hemen sonra değil, 1–2 saat sonra yenmelidir. Şerbetli tatlılar, kan şekerini hızla yükseltir, trigliserid artırır, kalp hastaları için risk oluşturabilir.
İYİ BİR SAHUR YEMEĞİ NASIL OLMALI?
İyi bir sahur, gün boyunca susuzluk, halsizlik ve kan şekeri düşmesini önleyecek şekilde yavaş sindirilen, dengeli ve hafif olmalıdır. Özellikle kalp ve metabolizma açısından çok önemlidir.
İyi bir sahurda şu üç özellik olmalıdır:
- Uzun süre tokluk sağlamalı: Kompleks karbonhidratlar (tam buğday, yulaf, bulgur), lifli gıdalar (sebze, meyve).
- Kan şekerini dengede tutmalı: Protein içeren gıdalar (yumurta, peynir, yoğurt). Protein ağırlıklı sahur yapanlarda gün içi açlık hormonu (ghrelin) % 30 daha düşük bulunmuştur.
- Susuzluğu azaltmalı: Tuz oranı düşük yiyecekler ve bol su içeren gıdalar.
ÖRNEK MENÜ
- 1–2 adet haşlanmış yumurta uzun süre tok tutan en iyi proteinlerden birisidir.
- Az tuzlu peynir, protein ve kalsiyum sağlar.
- 1–2 dilim tam buğday ekmeği, yavaş sindirilir, kan şekerini dengeler
- Mevsim yeşilliklerinden oluşan salatalar, lif ve su içerir
- 1 kase yoğurt veya kefir, bağırsak ve metabolizma için faydalıdır.
- Bir avuç ceviz veya badem, Sağlıklı yağ ve tokluk sağlar
- 1 meyve (elma, armut) Lif ve vitamin sağlar.
- İftar ile sahur arasında mümkün olduğu kadar su (en az 1,5-2 litre)