Beşiktaş'ın Midtjylland maçı gösterdi ki Salih Özcan, takımın en önemli iki unsuru Orkun Kökçü ve Vincenzo Italiano için oyunu yükselten bir dişli oldu. 'Planlı yapılanma' parolasıyla yola çıkılan kadro değişim sürecinde ilaç gibi gelen bir hamle... Kökü ise 'düzeltmek, yoluna koymak' manasındaki 'Salah' kelimesinden gelir. Bu maç, geçenlerde sorduğum soruyu tekrar aklıma düşürdü: Planlı programlı ilerleyip büyük kaptan Orkun ve ilk maçta hırsıyla göz dolduran Italiano'nun sistemine uyacak 'Salihler' ile takım olmak mı yoksa anın büyüsüne kapılıp Salah almak mı...
Yıllar sonra kalede kaleci görmek de bünyeye ilaç gibi geldi... Bire birde çıkardığı pozisyonun yanı sıra bir sekans daha vardı ki beni benden aldı... İkinci yarıda, normalde herhangi bir kaleci olsa çizgide bekleyeceği bir pozisyonda stat kamerasının kadrajına uçarak girip topu taca gönderdi, muazzam...
İlhan Fakılı da yine Salih Özcan gibi yapılanmanın önemli bir parçasıyım diye bağırdı. Hocanın da ifade ettiği üzere hazırlık döneminde parlayan İlhan, iştahlı oyunuyla üzerine çevrilen gözleri her geçen gün artıracaktır.
Üzülerek eksiklere gelirsek de... Rıdvan, Olaitan ve Cerny yüzleri güldürmedi. Rıdvan'ın yerine oyuna giren Ouattara kalite farkını, fiziğin önemini ayan beyan gösterdi. Olaitan yine son aksiyonlarda şalter indiren karar mekanizması ve son vuruşlardaki beceriksizliğiyle ah vah ettirdi... Cerny ise asla as değil ama çok verimli olabilecek bir rotasyon/hamle oyuncusu olabileceğini gösterdi...
Geçen senelerde yaşananların ardından Dolmabahçe'de sezonu galibiyetle açmak çok kilit ve önemliydi. Italiano'nun yardımcısını heyecanla sarstığı gibi sahadaki oyun da izleyenleri sarsıp yerinden kaldırdı.
Ancak ayağa kalkmanın arzuyla istendiği bu yolda verilmesi gereken çok önemli bir karar var: Salah mı yoksa Salih mi...