Şaşırtan keşif: Ömrü yüzde 10 uzatıyor
Nature dergisinde yayımlanan şaşırtıcı bir araştırma, bazı memeli gruplarında üremenin durdurulmasının yaşam süresini ortalama yüzde 10 oranında artırabileceğini ortaya koydu. Dünya genelindeki hayvanat bahçeleri ve akvaryumlarda yaşayan 117 memeli türüne ait kayıtların incelenmesiyle elde edilen bulgular; primatlar, keseliler ve kemirgenler gibi pek çok grupta cerrahi kısırlaştırma veya doğum kontrol yöntemlerinin ömrü uzattığını gösteriyor.
Üreme ve Uzun Yaşam Arasındaki Enerji Dengesi Araştırmanın temelinde, yaşlanmaya dair köklü bir evrimsel teori yatıyor: Vücudun kısıtlı enerjisi, üreme ile DNA onarımı ve büyüme arasında paylaştırılıyor.
Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden Fernando Colchero, üreme yatırımını azaltmanın, hayati enerjinin uzun ömürlülüğe yönlendirilmesine olanak tanıdığını belirtiyor. Teoriye göre, bir hayvan üreme hormonlarından veya organlarından yoksun kaldığında, normalde yavrulara, hamileliğe ve emzirmeye harcayacağı devasa enerjiyi kendi sağlığını korumak ve iyileşmek için kullanabiliyor.
BABUNLARDA ÇARPICI SONUÇLAR
Bu etkinin düzeyi, türün cinsiyetine, ortamına ve uygulanan yönteme göre değişiklik gösteriyor. Örneğin, hormonal doğum kontrolü uygulanan dişi Habeş babunlarının (Papio hamadryas), kontrol grubuna göre yüzde 29 daha uzun yaşadığı tespit edildi.
Aynı türün kısırlaştırılmış erkeklerinde ise yaşam süresi yüzde 19 oranında arttı. Bu veriler, üremenin enerjisel maliyetinin memelilerin hayatta kalma şansı üzerinde bazen çok ciddi sonuçlar doğurabileceğini kanıtlıyor.
ERKEKLERDE KISIRLAŞTIRMA ETKİSİ
Erkek memelilerde yaşam süresindeki en büyük artışın, ergenlikten önce gerçekleştirilen cerrahi kısırlaştırmalarda görüldüğü vurgulanıyor.
Araştırmacılar, bu durumun testosteronun temel yaşlanma yolları üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılmasından kaynaklandığını ifade ediyor. İlginç bir ayrıntı olarak; hayvanat bahçelerindeki erkeklerde cerrahi kısırlaştırma hayatta kalma oranını artırırken, vasektomi yönteminin aynı etkiyi yaratmadığı görüldü.
Bu da androjen seviyelerindeki düşüşün, riskli veya saldırgan davranışları azaltarak yaşamı uzattığına işaret ediyor.
DİŞİLERDE MENOPOZ ETKİSİ
Dişilerde ise kısırlaştırma yaşının erkeklerdeki kadar belirleyici olmadığı, ancak hamilelik ve emzirme gibi fizyolojik maliyetlerin ortadan kalkmasının bağışıklık savunmasını güçlendirdiği belirtiliyor.
Bu durum, menopozun evrimsel faydalarını da destekler nitelikte. Yaşamlarının son döneminde üreme yatırımını azaltan balinalar gibi türlerin şaşırtıcı derecede uzun yaşadığı hatırlatılıyor.
Ancak uzmanlar, uzun yaşamanın her zaman daha sağlıklı yıllar anlamına gelmediğini; örneğin kısırlaştırılan dişi kemirgenlerin daha uzun yaşamalarına rağmen ilerleyen yaşlarda daha kırılgan bir sağlık tablosu sergileyebildiklerini (sağlık-hayatta kalma paradoksu) not düşüyor.
İNSANLARDAKİ DURUM
Bulguların insanlara aktarılması ise oldukça karmaşık bir tablo sunuyor. Tarihsel kayıtlar kısırlaştırılmış erkeklerin ortalama yüzde 18 daha uzun yaşadığını öne sürse de, modern veriler kadınlarda farklı bir yöne işaret ediyor.
Rahim veya yumurtalıkları alınan kadınlarda, hayatta kalma oranında yüzde bir gibi çok küçük bir azalma gözlemlendi. Araştırmacılar, üremenin doğası gereği maliyetli bir süreç olduğunu ancak insanların sağlık hizmetleri, beslenme ve sosyal destek sayesinde bu biyolojik maliyetleri tamponlayabildiğini vurguluyor.