Savaş bitti kasa açıldı

Tom Barrack bir cümle kurdu, Kürt dosyası kapandı.

“SDG’nin sahadaki birincil anti-IŞİD gücü olma yönündeki amacı büyük ölçüde sona ermiştir. Suriye artık tanınmış bir merkezi hükümettir.”

Diplomasi dilinde bunun anlamı “Saha temizlendi, ekonomi devreye alındı” demek.

Bugün Suriye’de konuşulan şey demokrasi değil. Etnik denge değil.

Yerel hassasiyet hiç değil.

Konuşulan tek şey “Kim, nereye, kaç milyar dolarla girdi?”

★★★

Limanlardan başlayalım.

Tartus Limanı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai merkezli bir işletmeye 30 yıllık imtiyazla verildi. Yatırım paketi yaklaşık 800 milyon dolar. Bu, Suriye’nin askeri ve ticari açıdan en kritik limanlarından biri.

Lazkiye’de ise Fransızlar var. Fransız denizcilik devi, konteyner terminali için 30 yıl ve 230 milyon Euroluk modernizasyon yatırımı üstlendi.

Sonuçta Suriye’nin Akdeniz’e açılan iki ana kapısı, biri Körfez’e, biri Fransa’ya bağlandı.

★★★

Şam Uluslararası Havalimanı...

Savaş boyunca defalarca vuruldu, pistleri yama tuttu. Şimdi yaklaşık 4 milyar dolarlık bir genişletme ve işletme projesiyle yeniden yapılıyor.

Projenin finansal omurgasında Katar sermayesi var. Ama işin içinde Türk şirketleri de bulunuyor.

Kalyon, Cengiz, TAV... Terminal, pist, altyapı, üstyapı...

Hedef yıllık 30 milyon yolcu.

★★★

Ve iş yalnızca limanla, havalimanıyla da sınırlı değil. Şam’ın yeraltı haritası bile paylaşıma açılmış durumda.

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli National Investment Corporation, 2 milyar dolarlık Şam Metro projesi için sahaya girdi. Hedef günde 750 bin yolcu taşıyacak bir kentsel ulaşım ağı kurmak.

★★★

Elektriğe gelirsek...

Suriye’nin karanlıkta kalan şehirleri devasa enerji paketleriyle aydınlatılacak.

Toplam yatırım büyüklüğü 7 milyar dolar civarında.

Bu pakette de Katar merkezli UCC Holding liderliğindeki konsorsiyum öne çıkıyor.

Ancak sahada Türk enerji ve inşaat şirketleri var. Santral kurulumu, iletim hatları, işletme alt yapısı...

Elektrik geliyor ama sayaçların sahibi değişiyor.

★★★

Savaşta kopan sadece yollar değildi. Hatlar da koptu. Internet çok kötü... İnsanlar mecburen kablosuz ağ yerine pahalı mobil hattından internet kullanıyor.

Şimdi Suriye’nin fiber-optik omurgası yeniden kuruluyor.

Toplam yatırım 300 milyon dolar.

Masada Kuveyt (Zain), Suudi Arabistan (STC), Katar (Ooreedo), Birleşik Arap Emirlikleri (Etisalat) şirketleri var. Suriye’nin fiber-optik (SilkLink) omurgasını yenileyecekler.

Ama kritik bir aktör daha var. O da İspanya.

İspanyol merkezli Medusa denizaltı kablo konsorsiyumu, Suriye’yi Akdeniz üzerinden uluslararası veri ağına bağlayan ilk denizaltı kablo iniş anlaşmasını yaptı.

Yani Suriye’nin dijital nefesi, Akdeniz’in altından geçecek.

★★★

Enerji sahalarından ise ABD çekilmedi ama format değiştirdi.

Amerikan şirketleri, Suriye’de gaz sahaları için ön anlaşmalar, teknik değerlendirmeler ve üretim artışı projeleri üzerinde çalışıyor.

Gaz sahaları geliştirme işini Amerikan ConocoPhillips üstlendi. Doğu Akdeniz’de İsrail ve Rumlarla iş tutan Chevron yine off-shore da petrol gaz arama işi için devrede. En büyük petrol sahası Ömer’den Shell çekiliyor. ABD şirketleri giriyor.

Suriye’nin en büyük petrol rafinerisi Baniyas savaş boyunca yıprandı, kapasitesi düştü. Şimdi Suriye yönetimi yeni bir rafineri için günlük 150 bin varil kapasiteli proje arıyor. Kimin yapacağı açıklanmadı ama masada yine Batılı ve Körfezli şirketler var. Yani petrol Suriye’nin olabilir ama rafineri başka birinin.

Savaş sonrası Suriye’de sadece enerji ve liman yok. Gayrimenkul de var.

İtalyan şirketleri, Şam merkezli 2 milyar dolarlık büyük ölçekli konut ve ticari proje anlaşmalarına imza attı.

★★★

Peki Türkiye ne aldı?

Türkiye, Suriye’de “tek başına alan” değil ama her yerde olan bir aktör.

Havalimanı projelerinde müteahhitlik... Enerji santrallerinde kurulum ve işletme ortaklığı, karayolu ve transit hatlarında yeniden açılma.

Örneğin Suriye üzerinden “Ürdün-Körfez Orta Koridoru” adlı otoyol yapım işi Türkiye’de...

Yani Türkiye, Suriye’nin taşıyıcı kolonlarında var.

Peki SDG/PYD?

Bu tabloda SDG’ye ayrılmış tek bir satır yok.

Ne liman. Ne santral. Ne havalimanı. Ne kablo. Ne işletme hakkı.

Trump’ın şu cümlesi her şeyi özetliyor...

“Kürtlere muazzam miktarlarda para ödendi.”

Suriye’de demokrasi konuşulmuyor çünkü ihale dosyalarında demokrasi kalemi yok.

Bugün Suriye’de tek soru var... Kim, nereye, kaç yıl, kaç parayla girdi?

Savaş bitti. Ama paylaşım daha yeni başladı.

Yazarın Diğer Yazıları