Sen kendi patronuna bak!

Sevgili okurlarım, bu iktidar döneminde Türkiye’de adına yandaş medya denilen yeni bir tür gazetecilik hortladı. Bunlar AKP iktidarına kayıtsız şartsız destek veren bir güruh. İktidarın seçmece karpuzları.

Örneğin Recep Tayyip’in yaptığı her yurt dışı gezisine bunlar özellikle davet edilir. Uçakta hep birlikte fotoğraf çektirir ve kendisine sözüm ona sorular sorarlar...

-Efendim bu bitmez tükenmez enerjinizi neye borçlusunuz?

-Çok güzel işler yapıyorsunuz. Sırada başka neler var?

Gazetecilik adına yüz kızartıcı, utanç verici sorulardır bunlar.

Bunu yapanlarda hiç utanma arlanma kalmamıştır.

Bu tiyatro Recep Tayyip’in her dış gezisinde aynen sergilenir.

★★★

Günümüzde bu yandaş medyanın gazetelerde, televizyon kanallarında ve sosyal medyada epeyce temsilcisi vardır.

Bunların gazeteleri günde sadece birkaç bin dolaylarında satış yapar ama cazgırlıkları sürüp gider.

Televizyonlarda ise yağcılıkta en önde gelenleri CNN Türk, Habertürk, NTV’dir. Sayıları çoktur ama ayrıca iktidarın borazanı olarak görev yapan TRT’yi de eklemek gerekir. (Tayyip Radyo Televizyonu).

Ama yandaş patronlar arasında en önde gelen kim diye sorarsanız hiç kuşkusuz Yıldırım Demirören’dir.

Bu şahıs gücünü uzun yıllar boyunca tüpçü bir babadan, Erdoğan Demirören’den aldı. Tüp gaz satışları onlara büyük paralar kazandırdı. Baba vefat edince işler Yıldırım’a kaldı.

Sonra günün birinde kendisine yukarıdan, Recep Tayyip’ten bir emir geldi:

“CNN-Türk, Hürriyet ve Miliyet’i satın al!”

Yıldırım Demirören çok ağlaştı...

“Sayın cumhurbaşkanım bende o kadar para yok ki ama...”

Burası Türkiye abicim, hele emir yukarıdan geldiyse emir demiri keser atasözü uyarınca her şeyin çaresi bulunur.

“Tamam işi uzatma. Ben talimat veririm, Ziraat Bankası sana kredi açar!..

★★★

Kredi açıldı... Patron Yıldırım’ın eli artık rahatlamıştı. Hem Recep Tayyip’e hoş görünmüş, hem de paraya konmuştu.

Anımsayın, bu şahıs yakın geçmişte Beşiktaş’ın başkanlığını yapmış ve kulübü resmen iflasa sürüklemişti.

Böylece CNN Türk’le birlikte Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin de sahibi oldu.

Devletin parasıyla, çiftçinin ve tarım kesiminin parasıyla 800 milyon dolar!

★★★

Evet, aradan yıllar geçmiş olmasına karşın Yıldırım Demirören borcunu ödemiyor ya da ödeyemiyor.

Ancak bu uzun süreç içerisinde bazı önemli gelişmeler oldu.

Geçmişte Türkiye’nin en önemli iki gazetesi olan Hürriyet ve Milliyet resmen çöküşe girdi. Toplum onları okumayı reddetti ve almadı.

Hürriyet şu anda yedi bin, Milliyet iki bin dolaylarında satabiliyor.

Utanç tablosu...

İktidar yandaşlığının utanç verici sonucu.

Oysa rahmetli Abdi İpekçi döneminde Milliyet 230 bin, rahmetli Erol Simavi döneminde Hürriyet bir milyona yakın satardı.

Hürriyet o dönemlerde “Türk basınının amiral gemisi” olarak tanımlanırdı.

Bir de şimdiki duruma bakın! Yıldırım Demirören bu iki gazeteyi aldığında, memleketin dört bir yanında altı adet gıcır gıcır matbaanın da sahibi olmuştu.

O matbaalar şimdi kapandı. Makineleri hurdacılara satıldı.

Bu iki gazete şimdi yandaş Sabah’ın matbaalarında basılıyor.

Alın size bir yüz kızartıcı durum daha.

★★★

Hürriyet yazarlarından biri birkaç gün önce bir iddiada bulundu:

“SÖZCÜ’nün sahibi Burak Akbay bankalardan 60 milyon dolar kredi aldı.”

Bizimkiler anında yanıt verdi...

“Hiçbir kamu bankasından hiçbir zaman kredi almadık. Bu iddianı kanıtlamanı bekliyoruz.”

Bu şahıs bizim hakkımızda FETÖ tezgahı kurulduğunda benzer yalanları yine söylemiş, ‘FETÖ’nün gazetecileri ortaya çıktı, hesabını yargıda verecekler” demişti.

Bu yandaş takımının en büyük özelliği, iktidar tarafından kulaklarına fısıldanan yalanları aynen kullanıp karşıtlarını suçlamaktır.

Üstelik Demirören’e verilen ve geri dönmeyen bu paralar Meclis’te bile konu oldu ve hep aynı yanıt verildi:

“Ticari borçtur ve gizlidir. Açıklanması mümkün değildir!”

Yandaşlığı da bir yere kadar evet ama yalancılığın bu kadarına hayır!

Biraz utanın be!

Yazarın Diğer Yazıları