Haritaya bakın...
Suriye, Irak, Lübnan, Libya...
Sınırlar hâlâ yerinde.
Ama devletler aynı devletler mi?
Asıl soru bu...
Çünkü, 21’inci yüzyılda bir ülkeyi parçalamak için mutlaka sınırlarını yeniden çizmeniz gerekmiyor.
Devletin yapısını değiştirmeniz yeterli.
★★★
Tarih, 16 Mayıs 1916...
Birinci Dünya Savaşı devam ediyor.
İngiliz diplomat Sir Mark Sykes ile Fransız diplomat François Georges-Picot, Osmanlı Devleti’nin Orta Doğu’daki topraklarını paylaşmak için gizli bir anlaşma imzaladı.
Masada bölge halkları yok...
Ama, onların geleceğini belirleyen İngiltere ve Fransa var.
Dört yıl sonra...
18-26 Nisan 1920, San Remo...
Suriye ve Lübnan Fransız; Irak ve Filistin İngiliz manda alanına bırakılıyor.
★★★
Yöntem basit:
Haritayı aç...
Cetveli koy...
Sınırı çiz...
Devleti kur.
Orta Doğu ülkelerinin coğrafyaları böyle şekillendirildi.
Aradan yüz yıl geçti.
Şimdi yöntem değişti.
Artık cetvele ihtiyaç yok.
★★★
20 Mart 2003...
ABD öncülüğündeki koalisyon Irak’ı işgal etti.
Saddam Hüseyin rejimi yıkıldı.
İki yıl sonra...
15 Ekim 2005...
Yeni Irak Anayasası referanduma sunuldu.
Anayasanın 117’nci maddesiyle, Irak kuzeyi federal bir yapıya dönüştürüldü.
Irak’ın uluslararası sınırları değişmedi.
Haritada, yine tek bir Irak vardı.
Ama devletin iç yapısı çöktü.
Erbil’de ayrı parlamento...
Ayrı hükümet...
Ve Bağdat’tan önemli ölçüde farklılaşan siyasi-idari bir yapı...
Yani...
Harita aynı kaldı, ama devlet değişti.
★★★
Sonra Libya...
19 Mart 2011...
ABD, Fransa ve İngiltere öncülüğünde operasyon başladı.
NATO, 31 Mart 2011’de operasyonun komutasını tamamen devraldı.
20 Ekim 2011’de, Muammer Kaddafi Sirte’de öldürüldü.
Kaddafi gitmişti...
Peki güçlü bir devlet mi geldi?
Hayır.
Devlet otoritesi parçalandı.
Silahlı gruplar güçlendi.
Siyasi kurumlar bölündü.
Bir tarafta Trablus...
Diğer tarafta Bingazi ve doğudaki yapı...
Tek ülke...
Ama iki siyasi-askeri merkez.
Libya’nın sınırı değişmedi.
Ama ülkenin içinde iki iktidar merkezi, rakip kurumlar ve farklı silahlı güçler oluştu.
★★★
Bir başka örnek...
Lübnan.
1975’te başlayan iç savaş 15 yıl sürdü.
1989’da Suudi Arabistan’ın Taif kentinde varılan anlaşma, savaşın sona erdirilmesinin temelini oluşturdu.
Mezhepsel güç paylaşımı ortaya çıktı.
Cumhurbaşkanlığı...
Başbakanlık...
Meclis Başkanlığı...
Parlamentodaki temsil...
Mezhep dengeleri üzerine kuruldu.
Haritada tek Lübnan var.
Lübnan yine bir devlet...
Ama güvenliğini sağlayamayan çökmüş bir ülke...
Yani, sınırlar değişmese de, toplum ve kurumlar bölünmüşse devlet zaten parçalanmıştır.
★★★
Ve Suriye...
2011...
Suriye iç savaşı başladı.
Devlet otoritesi zayıfladı.
Ülkenin kuzeyinde ve doğusunda yeni yapılar ortaya çıktı.
YPG ve daha sonra omurgasını oluşturduğu SDG, ABD’nin temel ortaklarından biri hâline geldi.
★★★
Ve...
10 Mart 2025, Şam...
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG Komutanı Mazlum Abdi sekiz maddelik anlaşma imzaladı.
SDG, Suriye ordusuna entegre edilecekti.
Fakat entegrasyon tamamlanamadı.
2026 başında yeniden çatışmalar yaşandı.
29-30 Ocak 2026’da, yeni bir ateşkes ve aşamalı entegrasyon sürecine geçildi.
★★★
Asıl soru şudur:
SDG gerçekten tasfiye mi edilecek?
Yoksa, başka bir statü altında Suriye devletinin içinde mi yaşayacak?
Silahlı birlikler bireysel olarak mı orduya katılacak?
Yoksa, mevcut birlik yapıları korunacak mı?
Yerel güvenliği kim sağlayacak?
Yerel yönetimlerin yetkileri nereye kadar uzanacak?
Bunlar ayrıntı değil; devletin egemenlik sorularıdır.
★★★
Irak’a bakın...
Libya’ya bakın...
Lübnan’a bakın...
Ve Suriye’ye bakın...
Hepsinde farklı tarihsel koşullar var.
Ancak sonuçlarda, dikkat çekici bir benzerlik söz konusu...
Merkezi devlet zayıfladı.
Etnik ve mezhepsel ayrışmalar derinleşti.
Alt kimlikler siyasallaştı.
Ve devletin egemenliği, ülkenin tümünde uygulanamaz duruma geldi.
Sınırlar haritada aynı kaldı; ama devlet içeriden paramparça oldu.
★★★
Sınırı değiştirme...
Bayrağı değiştirme...
Devletin adını değiştirme...
Ama merkezi otoriteyi zayıflat.
Etnik ve mezhepsel kimlikleri, siyasal yapının temel unsurlarına dönüştür.
Silahlı güçlerin devletle pazarlık yapabilecek kapasitede yaşamasına izin ver.
Haritaya baktığınızda, ülke hâlâ orada...
Ama...
Devlet, artık aynı devlet değildir.
İçten çökmüştür...
★★★
Orta Doğu’nun yeni haritası işte böyle çiziliyor.
Cetvelle değil...
Etnik ve mezhepsel yapılar üzerinden...
Devletlerin iç yapısını değiştirerek...
★★★
Şimdi, bir an durun...
PKK’nın ve DEM Parti’nin ne istediğine bakın:
“Eşit yurttaşlık, ana dilde eğitim, idari ve mali özerklik, merkezden yerele yetki devri...”
★★★
Tarih, ulusların tarlasıdır; ne ekerseniz, onu biçersiniz...
Ve tarih, ders almayan uluslara aynı felaketi ikinci kez anlatmaz.
Bu kez, anlatmaz; yaşatır.
Ve bedelini ağır ödetir.