Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nin kalkınmasına çeşitli dönemlerde Türkiye çok kafa yordu. Bunun sonunda ulaştığı nokta Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) oldu. Türkiye’nin millî geliri 100-200 milyar dolarlar düzeyindeyken yani bugünkü milli gelirimizin (1.5 trilyon dolar) ancak yüzde 10’ları kadarken GAP’a tam 16 milyar dolar yatırım yaptı.
O dönem yapılan yatırımın bugüne getirilmiş dolar eşdeğeri 300-400 milyar dolara ulaşıyor. GAP’ta enerji, sulama, tarıma dayalı sanayi projeleri ve benzerleri yer alıyordu. Bu projelerin içinde İlhan Kesici de vardı. Sohbetimizde 25 Aralık 2009’da TBMM’de CHP adına yaptığı bütçe konuşmasını hatırlattı. Türkiye’nin en büyük projesini SÖZCÜ’ye şöyle anlattı:
YEDİ KÜPELİ GELİN
“GAP’ın bir diğer adı ‘Yedi Küpeli Gelin’ projesidir. Sağlı sollu Fırat ve Dicle nehirleri üstüne, kulaklara takılan küpeler misali, yedi büyük baraj projesidir. Bu projeler tamamlandığında, ‘Yukarı Mezopotamya Bereket Ovaları’nın nasıl bereket fışkırdığını hayal edelim. Azgın Fırat’a gem vuran, yukarıdan aşağıya doğru sayıyorum; . Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik ve Karkamış barajları. Dicle havzasında Kralkızı-Dicle, Ilısu Barajı’nın yanı sıra Silvan Barajlar silsilesi, Cizre, Mardin, Silopi barajları, adeta tüm bölgeyi iki koldan yukarıdan aşağıya uzanan İstanbul Boğazı misali su kaynaklarımız.
İFTİHAR PROJELERİ
Atatürk Barajı rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın, Keban ve Karakaya barajları da yine rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in iftihar projeleriydi. AKP için de her şeyi hazır bir iftihar projesi ‘Ilısu Barajı’ olacaktı. 1 milyon 200 bin dönüm sulama kapasitesinde bir iftihar projesi olarak önünüzdedir. Tamamlayın, bu projeyle Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin ovaları, Şırnak, İdil, Cizre, Silopi, Nerdüş ovaları bereket olarak fışkıracaktır. Kalkınma projeleri demek işte bu ve benzeri projeler demektir.”
KALKINMA LAFLA OLMAZ
İlhan Kesici’nin 25 Aralık 2009 tarihli bu konuşmamdan sonra GAP projesinde yapılan önemli yatırımlar elbette Ilısu Barajı’ydı. Yapımı 10 yıl sürdü. Henüz tamamlanmış olmamakla birlikte Silvan Barajı, Kralkızı-Dicle Sistemi sulama genişlemeleri, Suruç Tüneli ve Suruç Ovası Sulamaları, Silopi Barajı ve HES yatırımları gerçekleştirildi. Kesici, yatırım tablosunu şöyle değerlendirdi:
“İki askeri darbe dönemiyle (12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980), siyasi istikrar bozulmuş, yatırım hızları düşmüş olsa bile GAP’a 2000 yılına kadar yapılan yatırım tutarı, bugünkü dolar değerleriyle 350-400 milyar dolar seviyesinde. O yıllardaki milli gelir büyüklükleri de dikkate alınırsa, o dönemki yatırımların çok yüksek olduğu rahatlıkla görülmüş olur.
2003-2025, 23 yıllık AK Parti iktidar döneminde yapılan yatırım tutarı, yine bugünkü dolar değerleriyle, ancak 60 milyar dolar seviyesinde. Bir evvelki döneme göre 5’te 1, 6’da 1 sayılabilecek bir yatırım büyüklüğüdür.”
AÇILIMA AD BİLE BULAMADILAR
CHP Milletvekili, eski Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarı İlhan Kesici, iktidarın bir türlü isim bulamadığı, “Açılım” politikasına farklı bir bakışı var. Kesici şunları anlatıyor:
“İktidar bir açılım yapmak istiyor. Ama nedense bu açılıma, muhtemelen mahcubiyetlerinden dolayı, doğru dürüst bir ad bile koyamadı. ‘Kürt açılımı’ mı deseler, ‘Demokratik açılım’ mı deseler, ‘Milli birlik ve bütünlük açılımı’ mı deseler, bir türlü net bir ad koyabilmiş değiller.
Ben işin bu tarafından çok şu tarafı ile daha çok ilgileniyorum: Herhangi bir proje ki, bu bir kültür projesi olur, siyasi bir proje olur, başka bir proje olur; eğer beraberinde bir ekonomik proje ile desteklenmiyorsa bu ciddiye alınacak bir proje sayılmaz.”
BİR SAYFALIK PROJE BİLE YOK
“Bu ‘açılım’ dedikleri projenin böyle ekonomik bir projeyle desteklenen bir tarafı var mıdır? Ben görmüyorum. Elimizde tek sayfalık bile olsa böyle bir proje bulunmamaktadır.
Bu tür açılım projelerine niye ihtiyaç duyuluyor olabilir? Herhalde şundan olmalıdır: 20. yüzyılda dünyadaki tüm imparatorluklar tasfiye oldular ve yerlerini ‘ulus devletlere’ bıraktılar. Tabii bu dönüşümler kolay olmadı, beraberinde çok sancılar da getirdiler. Bizde de böyle oldu. Bizim imparatorluğumuz da üç kıta yedi iklim imparatorluğu idi.
Biz de buradan yeni bir ‘ulus devlete’, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne dönüştük.”
‘CUMHURİYET TARİHİNDE...’
“Bu geçişte bizim de sancılarımız olmuştur. Ama emin olunmasını isterim ki, emsallerimiz arasında en az sancılı geçiş bizim geçişimizdir. Bu tür ‘Açılım projeleri’, ‘Geçiş dönemi projeleri’nde siyasi projenin illa da bir ‘Ekonomik proje’ ile desteklenmesi lazımdır.
Bizim Cumhuriyet tarihimizde, bu anlamda ilk siyasi proje denilebilecek proje 1935-36 yıllarında olmuştur. Büyük Atatürk bir ‘Kürt-Doğu/Güneydoğu Anadolu Projesi’ yapacaktır. İlk olarak en yüksek seviyede bir rapor hazırlatır. Başbakan İsmet İnönü görevlendirilir ve rapor hazırlanır. (Saygı Öztürk, İsmet Paşa’nın Kürt Raporu, Doğan Kitap)
Başbakan İsmet Paşa raporunu 1935’te Cumhurbaşkanı Atatürk’e arz eder. İsmet Paşa’nın raporu elbette siyasi mahiyette bir rapordur. Rapor değerlendirilir. Arkasından Başbakan da İktisat Vekili (Bakanı) Celal Bayar’ı ekonomik durumla ilgili görevlendirir ve Celal Bayar da adını ‘Şark Raporu’ olarak koyduğu raporunu 1936’da Başbakan İsmet İnönü’ye arz eder. Bayar’ın raporu daha çok ekonomik bir rapor mahiyetindedir.
Gerçekten ciddi bir siyasi açılım yapılacaksa bunun illa iktisadi plan ve programla da desteklenmesi lazımdır, hatta elzemdir. Bu tür siyasi açılımlar bir ekonomik proje ile desteklenmemesi halinde proje ‘topal bir proje’ olarak kalır.”
‘KÜRT GERÇEĞİNİ TANIYORUZ’
Böyle bir girişimin son örneği 1993’te DYP-SHP koalisyonu döneminde yaşanmıştı. Başbakan Süleyman Demirel, ‘Kürt gerçeğini tanıyoruz’ diyerek ilk ve en önemli Kürt açılımını başlatmıştı.
Konu Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) da görüşüldükten sonra DPT Müsteşarı olarak İlhan Kesici’nin başkanlığında büyük bir heyeti ekonomik durum raporu hazırlamak üzere görevlendirmişti. Gerçekten çok heyecan verici bir görevdi.
Heyet, Hakkari’den Siirt’e dönerken havada, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefat haberi geldi ve bunun üzerine seyahati tamamlayamadan Ankara’ya döndüler. İlhan Kesici, “İnanıyorum ki, rahmetli Cumhurbaşkanımızın vefatı olmasaydı bu konuda çok önemli gelişmelere imza atılmış olacaktı” dedi.