SÖZCÜ gerçekleri

Sevgili okurlarım, memleketin gerçekleri hepimizi boğuyor ve insanlarımız her açıdan mutsuz oluyor. Çevremize baktığımız zaman o mutsuz insanları her an görüyoruz.

Bu bir Türkiye gerçeği.

İnsanlar bir memleketin nerelere ve nasıl sürüklendiğini genelde medyadan izler.

Gazeteler, televizyonlar, internet ve şimdi moda olan sosyal medyadan...

Bu işin uzun yıllardan beri içindeyim ve olup biteni gördüğüm gibi gelecekte olacakları da görüyorum.

Şu anda medyamız ikiye bölünmüş durumda...

Bir yanda ne pahasına olursa olsun bu iktidardan yana olan yandaş medya var.

Öbür yanda ise mücadelesini baş eğmeden onuruyla sürdüren bir başka medya.

SÖZCÜ gazetesi, Korkusuz, yayın hayatına birkaç gün önce başlayan Tavır gazeteleri ve SÖZCÜ TV olarak biz elbette ikinci gruptayız.

★★★

Gazetecilik zor iştir. Ciddi bir iştir. Bizim mesleğimizin temelinde eleştiri yatar.

Güçlüleri, egemenleri, para babalarını eleştirmek kolay değildir, yürek ister.

Biz işte bunu yapıyoruz.

Ancak yaparken, özellikle bu iktidar döneminde büyük baskılarla karşılaşıyoruz, başımız dertten bir türlü kurtulmuyor!

İşin daha da acı olan yanı, bazen kendi kendimizi sansür etmek zorunda kalıyoruz... Çünkü işin artık şakası kalmadığını, en ufak bir bahanede birilerinin bizi alıp götüreceğini biliyoruz!

Götürülmenin sonrası ise belli!

★★★

Ben 2007 yılında kurulan SÖZCÜ gazetesine 2009’da başladım. Demek bugün itibariyle aradan tam 17 yıl geçmiş. Başladığım zaman patronumuz Burak Akbay.

Yayın Yönetmeni Metin Yılmaz. Şimdiki Yayın Yönetmenimiz Kenan Kurtkaya.

Bizim gazetede şu anda en kıdemli iki gazeteci var. İstanbul’da Rahmi Turan abimiz, Ankara büromuzda ise Başak Kaya. Hiç ara vermeden SÖZCÜ’deler.

Neredeyse sıfırdan başlayan SÖZCÜ gün geldi, Türkiye’nin en çok satan gazetesi oldu.

Şimdi de öyle.

★★★

Bizim gazetelerin ve televizyon kanalının patronu ve sahibi olan Burak Akbay’ı biraz tanımak gerek.

1971 doğumlu, 54 yaşında.

Gazeteci arkadaşımız rahmetli Ertuğrul Akbay’ın oğlu.

Yani sonradan görme değil aileden gazeteci.

Kendisini gazeteye başlarken tanımıştım. Daha doğrusu o beni davet etmişti. Aradan geçen şu uzun yıllar içerisinde onun bir özelliğine tanık oldum.

Ne olursa olsun verdiği sözleri tutuyordu.

Burak Akbay’ın bir özelliği daha var.

Türkiye’de bütün kazancını gazete ve televizyonlardan elde eden tek medya patronu.

Gazetecilik dışında başka bir işi yok.

Onun bu özelliğini önemsemeyenler olabilir ama gerçekten çok önemlidir...

Çünkü böyle olduğu için hiç kimseye, hiçbir kişi ve kuruluşa, gelip geçen iktidarlara gebeliği yok.

Yani bizim gazetemizde “Aman şunu yazıp da falancaların şimşeklerini üzerimize çekmeyelim, o bizim adamımızdır kendisini kollayalım” gibi uygulamalara asla yer yok.

Bunca yıldan bu yana böyle bir tek uygulamaya bile tanık olmadım.

★★★

Bu yazıyı neden yazdığıma gelince...

Bizim gazetenin 25 lira olan fiyatı bugünden başlayarak 35 lira oldu. Yönetimdeki arkadaşlarla konuştuk ama bu zam yapılmadığı takdirde gazete çok büyük bir yükün altına girmiş olacaktı.

Döviz artıyor, özellikle her gün serbest piyasadan sağlanan tonlarca kâğıdın fiyatları ve bütün girdilerin maliyeti artarken bu durumu sineye çekmek artık mümkün değildi.

Ekonominin temel kuralıdır, yapılan her zam sonrasında gazetenin satışı ister istemez bir miktar düşer.

★★★

Aynı durum şimdi bizim gazete için de geçerli.

SÖZCÜ okurlarının bu zamlı fiyat sonrasında şöyle düşünmesi gerekir...

“Biz bu gazeteyi yıllardan beri okuyoruz. Yalan yazmadılar, bizi kandırmadılar, yanlış yapmadılar, bu iktidarın karşısında baş eğmediler. Kendi çıkarları için değil bizim çıkarlarımız doğrultusunda mücadele verdiler, Atatürk’ün yolunda bizim sesimiz oldular. Gün geldi adliye koridorlarında, mahkeme kapılarında sıra beklediler. Şimdi günde 10, ayda 300 lira fark için SÖZCÜ’yü zora sokmayalım, feda etmeyelim, Tayyipgilleri sevindirmeyelim.”

İşte böyle sevgili okurlarım, sizlerle biraz dertleşmek istedim bugün...

Yazarın Diğer Yazıları