Süleymancılar’ın bir liderine “öldürecekler” uyarısı yapılmış

Tarikatlarda “post kavgası”, esrarengiz ölümler eksik olmaz. Süleymancıların liderlerinden Arif Ahmet Denizolgun’un bir cinayete kurban gittiğine, ölümünün şüpheli olduğuna ilişkin iddiaların ölümünden 10 yıl sonra araştırılması önemli bulguları ortaya koydu. Ayrıca tarikatla ilgili ortaya çıkarılanlar da hayretle karşılandı.

Doğan Kitap’tan çıkan “Menzil – Bir Tarikatın İki Yüzü” kitabımda, Türkiye’deki belli başlı tarikatların amaçları, çalışma yöntemleri, hedeflerine de yer verdim. Süleymancıların lideri Kemal Kaçar’ın 2000 yılında vefatından sonra yerine geçen Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki şüpheli bir biçimde ölümünün ardından posta Alihan Kuriş’in oturduğunu belirtmiş, Süleymancılara dönük operasyon başladığında da bu şüpheli ölümü 14 Ağustos tarihinde bu köşede yine hatırlatmıştım.

POSTA KİM OTURACAK?

Aslında bu iddiaları, AKP eski Milletvekili Fatih Denizolgun sıkça gündeme getiriyor, ancak bu iddiasının üzerine gidilmiyordu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için birim kurdu, şüpheli ölümlerin de üzerine gidildi.

İşte, Arif Ahmet Denizolgun’unla ilgili araştırma da bu kapsamda yapıldı. Adli Tıp Kurumu araştırması, ilk bulgular Denizolgun’un bir cinayete kurban gittiği yolunda. Bu konuda soruşturma derinleştiriliyor. Şimdi, tarikat içinde, Kuriş’in yerine posta kimin oturacağı tartışılmaya başlandı.

KALP KRİZİ, YURTLARI KURTARDI

Süleymancılar, en kritik dönemden bile ayakta kaldığı gibi gücünü de artırarak çıkmıştı. 12 Eylül 1980 askeri harekatından sonra, cemaate ait yurtların devletleştirilmesi gündeme gelmişti. Süleymancılar’ın o dönem yurtlarında 100 bin civarında öğrenci bulunduğu belirtiliyordu. Diyanet İşleri Başkanlığı gerekli çalışmaları yaptı.

Konu, Diyanet İşleri’nin bağlı olduğu Devlet Bakanlığı’nda, ilgili diğer kuruluşların temsilcilerinin bulunduğu toplantıda konuşuluyordu. Konu, sıkıntılıydı. Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç, Süleymancılar’a ait yurtların devletleştirilmesinde ısrarcıydı. Toplantının en kritik ve karar verilme aşamasında beklenmedik bir olay yaşandı. Devlet Bakanı, elini kalbine götürdü, “Fenalaşıyorum” dedi. Kalp krizi geçirdiği gerekçesiyle hemen hastaneye kaldırıldı.

5 BİNİN ÜZERİNDE YURT

O toplantının devamı bir daha hiç yapılmadı. Bürokraside etkili olan Süleymancılar’ın önde gelen isimlerinden birisi, dönemin Milli Güvenlik Konseyi üyelerinden birisiyle bağlantı kurdu, yurtlarda fakir-fukara çocuklarının kaldığını anlatmakla kalmadı, bir yurda götürdü. Bir daha da Süleymancılar’ın yurtlarına dokunulmadı, devletleştirme gündeme gelmedi.

Bugün tarikatın 5 binin üzerinde öğrenci yurdu bulunuyor. Bu yurtların devletleştirme olasılığını dikkate alan tarikat, her yurdu mütevelli heyetinden birisinin üzerine tapuya kaydettirmiş. O dönem Milli Güvenlik Konseyi ne diyorsa yerine getiriliyordu. Demek ki, Süleymancılar, askerleri o zaman ikna etmeyi de başarmış olacak ki hiçbir yurduna dokunulmadığı gibi, bürokraside de Süleymancılar gücünü artırmıştı.

KEMAL KAÇAR DA UYARILMIŞ!

Tarikatın Arif Ahmet Denizolgun’dan önce liderliğini Kemal Kaçar yapıyordu. Kaçar da 2000 yılında 83 yaşında vefat etti. Cemaatte geçmişte etkili olan bir dönem milletvekilliği de yapan ismin, Kemal Kaçar’ı da öldürülebileceğine ilişkin uyarıldığını, bir gazeteye o dönem yaptığı açıklamadan ve daha sonra kendisiyle yaptığım konuşmayla öğreniyorum. Bugün, adının açıklanmasını istemeyen bu kişi bize şunları söyledi:

“Kemal Kaçar’ı tedavi gördüğü hastanede ziyaret ettiğimde ‘Efendim kendinizi kollamanız lazım. Sizin
yanınıza verilen doktor ve
size verilen bazı ilaçlar hayatınızı bitirebilir’ dediğimde cevabı ‘Çok geç kaldık’ oldu. Bu memlekette her şey yapılabilir. Ahmet Denizolgun’un öldürülme ihtimalinin yüzde 50’nin üstünde olduğunu o zaman da söylüyordum.

Kemal Kaçar, sağlığında, ‘Benden sonra çalışmalarınızı mütevelli heyetle yürüteceksiniz’ demişti. Ama, Süleyman Efendinin torununu getirip posta oturttular. Ondan sonra 20 tane holding gibi şirketi idare etsinler. Bu mümkün değil. Ondan sonra ne oldu? Ahmet Denizolgun öldü,
Alihan Kuriş geldi. Ben
Alihan Kuriş’i hayatımda görmedim.

ŞÜPHELİ ÖLÜM KONUŞULUYORDU

Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün normal bir ölüm olmadığı biliniyor ama tarikatlarda da ‘Tek adam’ sistemi olduğu için bu konular açıkça konuşulamıyordu. Hakimiyet meselesi bu. Şimdi ortaya çıkan pisliği yapan adamlarla, camiayı ayırmak lazım. Bu çok önemli. Bu devlete yapılabilecek en güzel hizmet. İşte okullar açılıyor. Yurtlarımıza giden on binlerce öğrenci var. Okulda onlara hangi nazarla bakılacak? Evet, yaşanan hadise çok vahim.

Ahmet Denizolgun’un amcasının oğlu AK Parti eski milletvekili, Kuriş aleyhine konuşuyor, bunların eşkıya olduğunu söylüyordu. Amcasının öldürüldüğünü de dile getiriyordu. O da artık konuşmuyor. Neyi konuşacak ki? Posta oturmaya çalışan insanlar onlar.”

Tasavvufta bu kadar para-pul olmaz, konuşulmaz. Ama günümüzde tarikat adı altında yapılananların hemen hepsinin holdingi değil, holdingleri bulunuyor. Ünlü siyasetçi Osman Bölükbaşı, bir konuşmasında şunları söylemişti:

“Siyasi hayatımda bütün sektörleri tetkik ettim. En kârlısının din ticareti olduğunu gördüm.”

Daha fazlasına gerek var mı?

Yazarın Diğer Yazıları