Türkiye’de, 104 yıl önce yıkılıp tarihe karışan Osmanlı döneminin özlemini çekenler var.
Bu artık net bir şekilde görülüyor. Hatta, açıkça dillendiriliyor!
Türkiye’yi çağ dışına itmeyi amaçlayan düşüncenin fitilini, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ateşledi.
Adam, sanki başka işi-gücü yokmuş gibi, demokrasi ve cumhuriyet denemelerinin Orta Doğu’da başarısız olduğunu belirterek “Merhametli monarşilerin en iyi işleyen model olduğunu “söyleyerek, Türkiye’ye de bunu tavsiye etti.
Kendini “Sömürge valisi” gibi gören Tom Barrack “Türkiye, Osmanlı Yönetim Sistemi’ne (yani padişahlık-sultanlık rejimine) dönmelidir” şeklinde akıllara ziyan bir açıklama yaptı.
★★★
Bu kadarla kalsa iyi... “Bir yabancının gerzekliği” der geçerdik ama bunu diyemiyoruz.
Çünkü Tom Barrack’tan sonra, ülkede “Osmanlı övgüsü” hız kazandı...
Fakat düşünmek lâzım: Osmanlı Devleti “çağ dışı” kalmasaydı, yıkılarak tarih sahnesinden silinip yok olur muydu?
Tarih kitaplarında son Padişah Vahdettin’in, İngilizlere sığınarak onların zırhlı savaş gemisiyle Türkiye’den Malta Adası’na kaçtığı yazılıdır.
Şimdi o ifadeler değiştirilerek kitaplara “Sultan Vahdettin, 17 Kasım 1922’de Malta Adası’na gitmek üzere ülkeyi terk etti” diye yazıldı.
Yani, Padişah sanki hiç kaçmamış, Malta Adası’na tatil yapmaya gitmiş gibi...
Türk ulusuna demokrasi ve Cumhuriyeti değil, Osmanlı Yönetim Sistemi’ni yakıştıranlara yazıklar olsun!
★★★
SÖZCÜ yazarı ve emekli General Naim Babüroğlu geçtiğimiz günlerde sütununda Atatürk’ün “Halifelik peşinde koşanlar, Müslümanların ve özellikle Türkiye’nin düşmanlarıdır.” sözünü hatırlattı.
Halifelik, padişahlık sultanlık... Amerika’nın Türkiye’ye yakıştırdığı bu!
Atatürk, NUTUK adlı eserinde son Padişah Vahdettin’den “Adi bir mahlûk”, “Soysuzlaşmış”, “Hissiz ve idraksiz” diye bahsetmiştir.
Sultanlığı 104 yıl sonra geri getirmeye çalışmak yalnız Atatürk’e değil, Türk ulusuna düşmanlık yapmaktır.
★★★
Sömürge Valisi gibi davranan Tom Barrack efendi, Türkiye’ye bu düşmanlığı yaparken, kendilerini “Milliyetçi” olarak tanımlayan siyasilerin tepki göstermeden onu izlemeleri hem şaşırtıcı, hem üzücüdür.
Neyse ki, Utku Çakırözer gibi Cumhuriyetçi, yurtsever milletvekilleri de var.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer Meclis’te yaptığı konuşmada, Türkiye’yi Irak ve Suriye ile aynı kefeye koyan Tom Barrack’ı ve ona sessiz kalan iktidarı eleştirerek:
“Monarşiyi (sultanlığı) öven bu saygısız büyükelçiye iktidardan tek bir cümle eleştiri yapılmaması, tek bir söz söylenmemesi ulusal onurumuz ve millî çıkarlarımız açısından kaygı vericidir” dedi.
Türkiye’de demokratik sistemin kaldırılması için sinsi sinsi çalışan bu büyükelçi, siyaset diliyle “Persona non grata” yani “İstenmeyen kişi” ilan edilip ülkeden atılmalıdır!
“Halk büyük yalanlara daha kolay inanır!”
Ülkemizde bir “Yalan rüzgârı” esiyor sanki... Her yerde yalan var!
“Yalan” denilince aklımıza ilk gelen Nazi Propaganda Bakanı Goebbels oluyor. “Yalan makinesi Goebbels”in uyguladığı ilkeler şöyleydi:
- Halk büyük yalanlara, küçük yalanlardan daha çok inanır.
- Herhangi bir konuda hatalı olduğunuzu asla kabul etmeyeceksiniz.
- Suçu hiçbir zaman kabul etmeyecek ve üstlenmeyeceksiniz.
- Yalanlarınızdan asla geri adım atmayacak, onları sürekli tekrar edeceksiniz.
- Kendinizi hiçbir zaman savunma durumuna düşürmeyeceksiniz.
- Hep saldıracak, hep amansızca hücum edecek, karşı tarafı savunmada bırakacaksınız.
- Sizin asıl hedefiniz okumamış kitlelerdir.
- Cahil insanlar büyük yalanlara daha kolay inanır!
GÜNÜN SÖZÜ
Bir yalandan, bitip tükenmeyen yalanlar doğar!