Tarifeli uçuşla tarifsiz mutluluk

Liyakat... Tıpkı bir makinenin dişli çarklarının aksamadan işlemesi gibi bir ülkenin sapma yaşamadan büyümesi için gerekli en temel unsur. Canımdan çok sevdiğim ülkemde pek denk gelmesek de arada sırada uygulandığı alanlarda nasıl bir fark oluştuğunu hep birlikte deneyimliyoruz.

A Milli Kadın Voleybol Takımımız, sporda liyakatın en çok verim alındığı nokta. Yıllardır ilmek ilmek işlenen sistemin meyvelerini son yıllarda toplamaya başladık. Yukarı yönlü ivmemiz, yarınlara umutla bakmamızı sağlamanın yanı sıra, Türk kadınının konumu için de çok kıymetli. 'Yapamazsın'ların gölgesinde yaşayan, yediği-içtiği, giydiği-giymediği, kısacası hemen hemen tüm tercihleri toplumun ortak 'derdi' olan Türk kadınının neler başarabildiğini görmek, tüm bu mahalle baskısını tek çırpıda tokatladığını izlemek de, insana bir ayrı keyif veriyor.

Dönelim en başa; liyakat... Tamı tamına 24 yıl beklediğimiz hasretin 6 günlük hüsranla noktalandığı 2026 FIFA Dünya Kupası daha taze bitti. A Milli Futbol Takımımız, Bodrum'da villa sözü, özel uçakta en ala bilet ve TOGG kafilesi ile uğurlandığı şampiyonadan 16 milyon dolar prim ve akıllardan silinmeyecek bir acı son ile döndü. Her fırsatta reklamı yapılan, dişe dokunur bir başarı elde etmese de hep el üstünde tutulan 'Bizim Çocuklar'.

Ama alınmadık kupa bırakmayan Filenin Sultanları, elin çocukları gibi muamele görünce insanın da sinir katsayısı artmıyor değil. Basketbol ve futbol takımlarımız özel uçaklardan inmezken 2024'te ABD'ye tarifeli uçuş ile giden voleybolcularımızın daracık koltuklara sığmadığı anlar dün gibi akıllarda. 2 yılda ne değişti derseniz, cevabı; hiçbir şey... Filenin Sultanları, VNL'de kürsünün ilk basamağına çıkarken de tüm serüvenini tarifeli uçuşlarla tamamladı.

Hani demiştim ya liyakat çok önemli diye, onu da herkesin anlayacağı şekilde açayım. Kadroyu, menajerler ya da takımın ağır abilerinin seçtiği bir ortamda başarının gelmesi ne kadar mümkün değilse, doğru teknik heyet ve doğru sistemin seçtiği kadrolar bir o kadar başarıya yakın oluyor. Neredeyse 1 ay arayla bunun ne denli doğru olduğunu gördük. Oturmuş bir altyapısı, sistemi olan, yetiştiricilik konusunda da adım adım büyüyen Türk voleybolunun başarıları ortada. Hocası değişse de sisteme uygun geldiği için yıllar değişse de şampiyonluklar ve yaşattıkları gurur değişmiyor. Bu yalnızca kadın voleybolu için geçerli değil, erkek voleybolunda da aynı durum geçerliliğini koruyor.

Pazar payı çok büyük, dönen paranın haddi hesabı yok diye futbolun üzerine bu kadar düşülmesi normal. Ancak şu soruyu da sormadan edemeyeceğim; 'Ülkemizde futboldan gelen paranın mı, yoksa uzun vadeli başarı getirecek formül arayışlarının üzerine mi düşülüyor? Bu soruyu dürüstçe cevaplayan bir yetkili bulabilirsek işte o zaman bir şeylerin değişeceğine dair umutlarım çiçek açabilir.

Yazarın Diğer Yazıları