26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’den başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta (104 yıl önce bugün) muhteşem bir zafere dönüştü ve Türk ulusunun İkinci Viyana Kuşatması’ndan sonra 239 yıl sürekli ters giden talihini, kötü giden kaderini değiştiren harika bir gün oldu.
Zafer 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’de düşmanın denize dökülmesiyle taçlandı.
★★★
26 Ağustos sabaha karşı Türk topçusu ateşe başlamış, Kocatepe’nin kadim sessizliğini gök gürültüsü gibi patlamalarla bozmuştu.
Nâzım Hikmet “Kuvayı Milliye Destanı”nda o sabahı ve Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ü şöyle anlatıyor:
“Paşalar onun arkasındaydılar...
O, saati sordu.
Paşalar “Üç” dediler...
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı...
Yürüdü, uçurumun başına kadar,
Eğildi, durdu...
Bıraksalar,
İnce, uzun bacakların üstünde,
Yaylanarak,
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi
Kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı...”
★★★
Düşman işgalindeki bölgeler, karargâhlar ve ikmal yolları bir bir geri alındı.
Türk Ordusu 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da düşmanın asıl kuvvetlerini kuşattı, dağıttı ve Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde zaferle biten “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” askerlik sanatının en güzel, en şanlı örneklerinden biri olarak tarihe geçti.
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa 1 Eylül’de “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir! İleri!” emrini verdi.
Kentler düşmandan bir bir geri alınarak 8 gün sonra Ege’ye ulaşıldı.
Türk ordusu 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdi. Kadifekale’deki mavi-beyaz renkli düşman bayrağı indirildi, göndere ay yıldızlı şanlı Türk bayrağı çekildi.
★★★
Taarruza 26 Ağustos’ta Kocatepe’den başlanmıştı. 30 Ağustos’ta düşman ordusunun ana kuvvetleri yok edildi. 9 Eylül’de tamamlanan bu özgürlük savaşı ordumuzun eşsiz zaferi ve Türk ulusunun yeniden dirilişidir.
Bugün bu coğrafyada hür ve bağımsız yaşıyorsak, bunu Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî dehasına ve onun kahraman silah arkadaşlarına borçluyuz.
30 Ağustos Zafer Bayramı tüm ulusumuza kutlu olsun.
Türkiye’de müthiş bir servet eşitsizliği var!
YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko resmi verilere göre Türkiye’nin toplam servetini “74 trilyon lira” olarak hesaplamış.
Bu muazzam servetin dağılımı nasıl? İşte orada çok büyük sıkıntı var.
Toplam servetin yüzde 41’ine denk gelen 30 trilyon liralık bölümüne nüfusumuzun sadece yüzde 1’i (860 bin kişi) sahip.
Prof. Dr. Mühip Kanko “Tablo vahimdir. Bir tarafta ülkenin toplam servetinden çok büyük bir pay alan küçük bir azınlık, diğer tarafta yanlış ekonomik politikalar sonucu hayat pahalılığı altında ezilen milyonlar var! Bu tablo ekonomik olduğu kadar sosyal adalet açısından da alarm vericidir” diyor ve ekliyor:
“Türkiye’nin serveti büyürken vatandaş yoksullaşıyor. Yüksek faiz ve enflasyon, ağır vergiler, üretimden uzaklaşan ekonomi ve kamu kaynaklarının belirli çevrelere aktarılması vatandaşın alım gücünü eritti. Bu düzen sürdürülebilir değildir!”
Akıl hastası!
İsrail’in soykırımcı Başbakanı Netanyahu akıl hastanesini geziyormuş. Hastalardan biri onu hastaneye gelen yeni bir akıl hastası zannederek sormuş:
“Hey ahbap, sen de mi kafayı yedin?”
Netanyahu kızmış:
“Terbiyesizlik etme... Ben Başbakan Netanyahu’yum!”
Akıl hastası kıkır kıkır gülmeye başlayınca Netanyahu öfkeyle bağırmış:
“Neden gülüyorsun be adam?”
Akıl hastası “Hiiiç” demiş “Bende de böyle başlamıştı da...”
GÜNÜN SÖZÜ:
Borçla geçinen ülkeler alacaklıların kölesi olurlar!