İRAN-ABD savaşı bitmiş, Hürmüz Boğazı gemi geçişlerine açılmışken, bir de duyduk ki; meğer savaş bitmemiş Hürmüz tekrar kapanmış. Ama pek de kapanmamış. Buna rağmen İran-ABD barış görüşmeleri “teknik düzeyde” devam ediyormuş. ABD, İran ekonomisinin toparlanması için gerekli mâli-hukuki desteği sağlayacakmış. Ama İran’ın bloke edilmiş 300(?) milyar dolarını serbest bırakmıyormuş. Aralarından su sızmayan ABD ile İsrail arasına kara kedi girmiş.
TEK DEVLET
16. asırdan beri Batı’da “Turkish Empire” diye anılan “Büyük Osmanlı Devleti” çok milletli bir imparatorluktu. Dağılınca, içinden birçok ülke/devlet çıktı. Ortadoğu’yu esas olarak İngilizler şekillendirdi. Filistin İngilizlerin kontrolündeyken, Yahudi’ler terörle, burada adı İsrail olan ikinci bir devlet kurduğunu ilan etti. İhtilaf, BM’ye gitti. BM de “iki devletli bir yapıyı” karara bağladı. Araplar, “iki devletli” çözümü reddedip, İsrail’i “savaşarak” haritadan sileceğiz dediler. Ancak bu devletler (Filistin, Mısır, Suriye, Ürdün vs.) İsrail’le girdikleri her savaşı kaybetti. 1978’de ABD nezaretinde Camp David’de İsrail’i haritadan silmekten vazgeçerek bir barış anlaşması yaptılar. Ancak 1979’da İran’da başa geçen Humeyni, Arapların vazgeçtiği İsrail’i haritadan silme davasını üstlendi. Gazze’de Hamas ile Suriye, Irak ve Güney Lübnan’da Hizbullah’ı örgütledi. İsrail’i yok etmek için gerekirse nükleer bomba kullanacağını ilan etti.
HAMAS’IN STRATEJİSİ
Gazze Özerk Bölgesi’ni yöneten İran güdümündeki Hamas, “Şeria Nehrinden Akdeniz’e kadar” tüm toprakları Yahudilerden temizlemek için girişeceği “nihai” savaşı başlatmadan önce, bölgenin altında tünellerle birbirine bağlanmış askeri ve sivil mekânlardan oluşan bir “yeraltı şehri” inşa etti.“Stratejisi, askeri olarak yenemeyeceği İsrail’i dünya kamuoyunda suçlu duruma düşürerek, onu taleplerini kabule razı etmekti.”İsrail’i tahrik maksadıyla 7 Ekim 2023’te yaptığı bir baskınla, müzik şenliğine katılan 1200 Yahudi’yi öldürüp 250 kadarını rehin aldı. Tahmin ettiği gibi İsrail çıldırdı. Hamas, bir yandan rehineleri pazarlık konusu yapıp,diğer yandan gerilla taktikleriyle İsrail’i kışkırtmayı sürdürdü. Onu, adeta Gazze’yi yıkmaya ve çoluk çocuk demeden Gazzelileri öldürmeye itti. Bu zayiatı, zaferin ödenmesi gereken bedeli olarak gördü. Hizbullah da Lübnan’da aynı yolu izledi. Bu strateji dar anlamda başarılı oldu. İsrail itibar kaybetti. Netanyahu Lahey’de mahkûm oldu. Ancak Araplar (Ürdün, Mısır, Emirlikler, Suudi Arabistan, Fas, Cezayir vs. ve hatta El Fetih) bu stratejiye arka çıkmadı. Nihai savaş da kaybedildi. Gazze ve halkı eskisinden bin beter bir hale düştü.
TÜRKİYE’YE YARAŞAN BARIŞÇI OLMAKTIR
İsrail’e son darbeyi İran vuracaktı. Bu noktada savaşı ABD devraldı. Trump bunu fırsat bildi. İran’ı bombalarsa, hem rejim değiştirecek hem de İran’ın askeri gücü tükenecekti. Tam tersi oldu.Roketleri sayesinde İran direndi, dış düşman karşısında halk rejimi destekledi. ABD, hâlâ İran’ı çok kötü şekilde bombalayabilir. Devrim muhafızlarının istediği de budur. Ama Trump bu yola saparsa çağdışı rejim güçlenir. ABD,içinden çürür. Bunlardan çok daha önemli olarak milyonlarca masum İranlının (önemli bir kısmı Türk ve Kürt’tür) ve Filistinlilerin hayatları kararır.Türkiye, bu sorunlar yumağını “diplomasi” ile çözebilecek anahtar ülkedir. Bunun ilk şartı da Türkiye’nin İsrail’in güvenini kazanmasıdır. İsrail Türkiye’nin uzatacağı barış elini geri çeviremez. Gücünün zirvesinde olan Başkan Erdoğan, muhteşem bir liderlik sergileyerek böyle bir rolü üstlenirse, umulduğu kadar başarılı olamasa da
bir “barış kahramanı” olarak tarihe geçer. Belki de Nobel ödülü alır.
SON SÖZ: Önce insan, sonra islam.