Bu köşede, 14 Eylül 2026 tarihli “Trump kaybederse, kim kaybeder?” başlıklı yazımda şöyle demiştim:
“Trump için asıl savaş, İran değil... 3 Kasım 2026 seçimleri...”
Ve yazıyı şu sözlerle bitirmiştim:
“Fakat savaşların acımasız matematiği vardır. Ve son sözü, savaşçı generaller değil... 3 Kasım seçmeni söyleyecek.”
★★★
İşte o gün geldi.
3 Kasım 2026...
Amerikan halkı sandığa gitti.
Ve Trump’ın partisi Cumhuriyetçiler, Kongre’nin iki kanadında çoğunluğu kaybetti.
Temsilciler Meclisi de Senato da Demokratların eline geçti.
Ve dünyanın en güçlü başkanlarından birine, sandığın da bir gücü olduğu hatırlatıldı.
★★★
ABD’de ara seçimler, başkanın dört yıllık görev süresinin ortasında yapılır.
Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı, Senato’nun yaklaşık üçte biri yenilenir.
Bu nedenle ara seçimler, başkanın iki yıllık uygulamasının halk tarafından değerlendirilmesi anlamına da gelir.
Trump, 2024 seçimlerini kazanmıştı.
Cumhuriyetçiler Kongre’ye hâkimdi.
Beyaz Saray, Temsilciler Meclisi ve Senato aynı siyasi çizgideydi.
★★★
Ancak...
3 Kasım 2026’da bu tablo değişti.
Trump’ın partisi Cumhuriyetçiler kaybetti.
Sadece Demokratların güçlü olduğu eyaletlerde değil...
Cumhuriyetçilerin kaleleri sayılan yerlerde de kaybetti.
Teksas’ta 38 yıl sonra; Kansas’ta 94 yıl sonra ilk kez Senato seçimini Demokratlar kazandı.
★★★
Peki, Trump neden kaybetti?
Cevabı, sandık çıkış anketlerinde...
Seçmenlerin yaklaşık yüzde 90’ı, hayat pahalılığı dedi.
Seçmenlerin dörtte üçü ülkenin gidişatından memnun olmadığını belirtti.
★★★
Trump, 2024’te Amerikan halkına refah vaat etmişti.
Enflasyonu düşürecekti.
Amerika’yı yeniden zenginleştirecekti.
Dünyadaki savaşları bitirecekti.
Oysa...
İsrail’in önünü tümüyle açtı ve Orta Doğu’yu yangın alanına çevirdi.
İran savaşını başlattı ve bitiremedi...
İran savaşı, sadece Orta Doğu’nun güvenlik dengelerini değiştirmedi.
Küresel enerji piyasalarını da sarstı.
Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmalar, petrol taşımacılığını ve fiyatları etkiledi.
Akaryakıt fiyatları yükseldi.
Üretim ve taşımacılık maliyetleri arttı.
Savaşın faturası, ABD vatandaşının günlük yaşamına kadar uzandı.
ABD’li seçmen, dış politikadaki büyük güç gösterilerinden çok, mutfağında ve cebinde yaşadığı sorunlara odaklandı.
Ve Trump, beklendiği gibi kaybetti.
★★★
Şimdi ABD’de yeni bir dönem başlıyor.
Trump, Ocak 2029’a kadar başkanlık görevini sürdürecek.
Başkanlık koltuğu, veto yetkisi ve yürütme gücü Trump’ın elinde.
Ancak Ocak 2027’de göreve başlayacak Demokrat çoğunluklu Kongre, başkanın hareket alanını oldukça daraltacak.
Yeni yasaların çıkarılması zorlaşacak.
Bütçe görüşmeleri sertleşecek.
Yönetim hakkında soruşturmalar açılabilecek.
Senato, başkanın bazı üst düzey atamalarını engelleyebilecek.
Özellikle İran savaşı ve dış operasyonların finansmanı daha sıkı denetlenecek.
Amerikan siyasetinin meşhur “topal ördek” nitelemesi, Trump’ın durumunu yansıtacak mı?
Yoksa daha ağır bir konuma mı sürüklenecek?
Göreceğiz...
★★★
Forbes’a göre Trump’ın serveti, Mart 2024’te 2,3 milyar dolardı.
3 Kasım 2026’da 6,5 milyar dolar...
Yaklaşık 4,2 milyar dolarlık artış!
Şimdi Demokratlar, Kongre’deki denetim yetkilerini kullanarak bu servet artışının kaynaklarını araştıracaklar mı?
Göreceğiz...
★★★
Peki, Türkiye açısından ne değişecek?
Trump söz vermişti...
F-35 savaş uçakları verilmedi.
CAATSA yaptırımları kaldırılmadı.
Millî muharip uçağı KAAN’ın motorları için satış sürecinde ilerleme sağlandı, ancak motorlar henüz teslim edilmedi.
İki yılda, en güçlü zamanında verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmedi.
Bundan sonra, en zayıf olduğu dönemde de değişen bir durum olmaz...
★★★
Unutulmasın...
Müslümanların ilk kıblesi Mescid’i Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ü, İsrail’in başkenti ilan eden Trump’tır.
İsrail’in 1967’de işgal ettiği Suriye’nin Golan tepelerini İsrail toprağı olarak tanıyan Trump’tır.
Türkiye’nin meşru müdafaa hakkını kullanarak, Suriye’de PKK/YPG terör örgütüne karşı başlattığı Barış Pınarı Harekatı’nı durduran Trump’tır.
Türkiye’yi F-35 uçağı programından çıkaran Trump’tır.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne, ABD’nin 1987’den beri uyguladığı silah ambargosunu kaldırma adımını atan Trump’tır.
Türkiye’ye CAATSA (Amerika’nın Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) yaptırımını onaylayan Trump’tır.
Ve aslında, bölgede İsrail’in tümüyle önünü açan ve Filistin’i yok eden Trump’tır.
★★★
Sadece Trump kaybetmedi...
ABD seçimlerinde kaybeden, aslında Trumpizmdir.
Siyasi gücü ve devleti kendi kişiliğiyle özdeşleştiren liderlik anlayışının da yenilgisidir.
Trump’ı örnek alan, siyaseti sert liderlik, kutuplaştırma, popülizm ve “ben gidersem ülke gider” anlayışı üzerine kuran liderler de kaybetmiştir.
Brezilya, Bulgaristan, Sırbistan rüzgârı...
Ve şimdi ABD fırtınası...
Trump’ın yenilgisi, Trump’tan daha büyük bir siyasi dalganın başlangıcı olabilir mi?
Göreceğiz...
“Hiçbir iktidar sonsuz değildir,” der Eflatun...