İktidarın yol açtığı demokrasi ve hukuk sorununun yanı sıra ekonomik kriz büyük bir yoksullaşma sorunu yarattı.
Yerel seçimleri kaybeden iktidar CHP’li, YENİ Partili ve Yeni Parti’ye geçmeyi kararlaştırmış belediye başkanlarını tutukluyor, seçmenin iradesini yok sayıyor.
İstanbul Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, 90 gün tutuklu kaldıktan sonra ev hapsi kararıyla serbest bırakıldı.
Şu anda 34 belediye başkanı tutuklu.
Bu belediye başkanlarını seçen 10.3 milyon seçmenin oyu geçersiz sayıldı.
Son olarak İstanbul Bakırköy Belediyesi’ne operasyon yapıldı.
Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu tutuklanmadı ancak 39 belediye görevlisi tutuklandı.
Tutuklu belediye başkanları ve belediye görevlileri hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı yok.
★★★
İktidarın yarattığı bu demokrasi ve hukuk sorununun yanında ekonomik krizin yol açtığı geçim sorunu da giderek büyüyor.
Yılsonu yaklaşırken ücretlerde yapılacak artışla ilgili tartışmalar da yoğunlaştı.
İşçi, memur ve emeklilerin çok büyük bir kesimi açlık veya yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
TÜRK-İŞ’in yaptığı araştırmaya göre açlık sınırı 38 bin 24 lira.
Yoksulluk sınırı 125 bin 856 lira.
Bekar bir çalışanın aylık maliyeti 49 bin 124 lira.
Asgari ücret 28 bin 75 lira.
Asgari ücret açlık sınırının 9 bin 949 lira altında.
En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira.
En düşük emekli aylığı da açlık sınırından 14 bin 472 lira düşük.
Asgari ücretliler ve en düşük emekli aylığı alanlar açlık sınırının altında yaşıyor.
★★★
Şimdi bu sorunu yaratan enflasyon oranına bakalım:
TÜİK’e göre 2026 Eylül ayı enflasyon oranı yüzde 1,84. Yıllık enflasyon ise yüzde 29,73.
Bilim insanlarının oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre ise 2026 Eylül ayında aylık enflasyon yüzde 2,10. Yıllık enflasyon ise yüzde 46,61 oranında.
TÜİK’le ENAG’ın enflasyon oranları arasında çok büyük fark var.
Ancak bu durum asgari ücretlinin ve en düşük emekli maaşı alanların açlık sınırının altında kaldıkları gerçeğini değiştirmiyor.
Asgari ücret neyi ifade eder?
Asgari ücretin tanımına bakalım:
“Asgari ücret; bir işçiye normal bir çalışma günü karşılığında ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek yasal taban ücrettir.”
Oysa Türkiye’de asgari ücret, bırakın konut, giyim, sağlık, kültürel ihtiyaçları asgari ücretliyi doyurmaya bile yetmiyor.
Açlık sınırının altında yaşatıyor.
Bu durum en düşük emekli aylığı alanlar için de geçerli.
Türkiye’de asgari ücret alanların, çalışanların yüzde 60’ına yakın olduğu ve en düşük emekli maaşı alanlar hesaba katılırsa yoksullaşma sorununun büyüklüğü ortaya çıkıyor.
★★★
Asgari ücret ve düşük emekli maaşı büyük illerde kirayı bile karşılamaya yetmiyor.
Türkiye’nin büyük illerinde ortalama kiraya bakalım:
İstanbul’da 45 bin lira.
Muğla’da 35 bin lira.
Ankara’da 31 bin lira.
İzmir’de 29 bin lira.
Antalya’da 25 bin lira.
Asgari ücret İstanbul, Muğla, Ankara’da ortalama kirayı karşılamaya yetmiyor.
Eğer evleri yoksa asgari ücret ve düşük emekli maaşı alanların elinde kirayı ödedikten sonra para kalmıyor.
Ya akrabaların desteğiyle ya da borçlanarak yaşamaya çalışıyorlar.
Bu tablo karşısında Türkiye’de refahtan, refah payından söz etmek mümkün değildir.
İktidar öncelikle asgari ücreti ve en düşük emekli maaşını insanca yaşamı sağlayacak bir düzeye çıkarmalıdır.
Bunu yapabilmesi için de sermayeden yana olan ekonomi politikasını emekten yana çevirmelidir.
İktidar bu değişikliği bu zamana kadar yapmadığına göre muhalefet partilerinin en büyük vaadi bu olmalıdır.