Tüzük ve program taslağı hazır olan parti

CHP’de yıllarca aynı saflarda mücadele eden partililer, şimdi birbirlerinin yüzüne bile bakamaz hale geldi. Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel bir araya gelemiyorsa, her iki taraftan belirlenecek “akil insanlardan” üçer isim masaya oturup sorunları şimdiye kadar belki de çözmüş olurdu. Kılıçdaroğlu’nun da Özgür Özel’in de geri adım atmaya niyetleri yok.

Kılıçdaroğlu, “butlan kararını” gerekçe gösteriyor, Yargıtay kararı çıkmadığı sürece olağanüstü kurultaya gidilemeyeceğini vurguluyor. Özgür Özel ise olağanüstü kurultay için delegelerin neredeyse tamamının imzasını CHP Genel Merkezi’ne verdi. Kurultay çağrısı yapılmadığı için şimdi Sulh Hukuk Mahkemesi’ne dava açılıyor. Bu davalar, söylentiler parti yöneticilerini de partilileri de çok yordu, daha da yoracak gibi…

O BAŞKANIN AÇIKLAMASI

41 il yeterliyken, genel başkanına göre 81 ilde örgütlenip seçime girme yetkisi bulunan Anadolu Birliği Partisi (ABP) birden gündeme geldi. Genel Başkan Bedri Yalçın, partinin genel merkez binasının dış, duvarına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın üç yıl önce büyük boy posterini astırmış. Yıpranan posterin yerine yenisini astırınca bu durum dikkat çekti.

CHP’nin önceki Genel Başkanı Özgür Özel, bölge bölge, il il dolaşıyor ve gittiği yerlerde büyük coşkuyla karşılanıyor. Özel ve arkadaşları bir yandan yeni parti kurmanın hazırlığını yürütürken, seçime girme yeterliliği bulunan bir siyasi partiyi de “Ne olur ne olmaz” diye yedekte tutmayı planlıyor.

İşte bu partilerden birisi Anadolu Birliği Partisi olduğu konuşuldu. . Partinin Genel Başkanı Bedri Yalçın, Özgür Özel ve kurmaylarıyla görüştüğünü, “Onlar bizi, biz de onları araştırdık. CHP’den 86 milletvekili partimize katılacak. Yine 74’e yakın il başkanı da zaten bizim partiye katılıyorlar” iddiasında bulundu.

O BAŞKAN AKP ADAY ADAYIYDI

ABP Genel Başkanı Bedri Yalçın’ı aradım. Kendisinin böyle bir açıklaması olmadığını, bu haberin çıkmasında Abdülkadir Selvi’nin yazılarının etkili olduğunu öne sürdü. Ama bu arada birkaç televizyonun da kendisiyle röportaj yaptığını söyledi. Yani her ne kadar “Görüşmedim” dese de bu açıklamaların Yalçın tarafından söylendiği belli. Nitekim adıyla açıklama yapılmasına rağmen, “Benim böyle bir açıklamam olmadı” demedi.

Bedri beye, “Daha önce AKP’den Antalya’nın Kemer ilçesi belediye Başkanlığı için aday olup olmadığını” sordum. 2009’da AKP’nin üst düzey bazı isimlerinin ısrarı üzerine aday adayı olduğun, 2010’da AKP’den istifa ettiğini, 2014 seçimlerinde ise bu kez Doğru Yol Partisi’nden belediye başkan adayı olduğunu belirtti. AKP’nin kazanmaması için çok çaba gösterdiğini ve bunda da başarılı olduğunu kaydetti.

YENİ PARTİ ÇALIŞMASI

Turgut Özal, Cumhurbaşkanlığı süresi dolmadan önce yeniden siyasete girmeye karar vermişti. Akrabası olan eski Milli Savunma Bakanı Hüsnü Doğan da yeni partinin kuruluş çalışmalarını sürdürüyordu. Özal da bu çalışmaların içindeydi.

Özal’ın kuracağı partinin adı da “Yeni Parti” olacaktı. Mahkeme kararına rağmen, CHP’de olağanüstü kurultay toplanamayacağı anlaşılınca, Özgür Özel ve arkadaşları yeni parti kurmaya biraz da mecbur kalacak. Sıkça “Yeni Parti” deniliyor, partinin adının “Yeni Parti” olacağı da konuşuluyor.

Önce “İstiklal” denildi. Gelen isim önerileri değerlendiriliyor. Özgür Özel’in, mitinglerin sonunda, “Yürüyelim arkadaşlar” demesi, partinin adının “Yürüyüş Partisi” olabileceğini de çağrıştırıyor.

ZAMAN KAYBETMEDEN

Zaman kaybı olmaması için partinin tüzüğü, program taslağı üzerinde de çalışmaların sona geldiğini öğreniyoruz. O taslakta sadece partinin adı yok. İhraç edilen ya da görevden alınan il başkanları, sanki görevdeymiş gibi yeni binalar tutuyor.

Başta Ankara, İstanbul ve İzmir’de CHP’nin bir resmi, bir de yeni partiye hazırlık için il binaları var. Örneğin İzmir’de belediye başkanları ve CHP ilçe başkanları yeni parti binasında toplantılara katılıyor.

“Cezaevinden çıkacak, başkanlığa döneceğim”

Antalya’ya gelmişken Muhittin Böcek’ten de söz edelim. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanıyken, bazı siyasilere para verdiği iddialarını önce kesin bir biçimde reddeden, “Adaylık için kimseye bir kuruş verdiysem namussuz, şerefsizim” diyen Muhittin Böcek, ortaya çıkan ek ifadelerinde kime kaç avro, kaç dolar, ne kadar TL verdiğini açıkladı. Yalnız kendisi değil, oğlu Gökhan’ın da bu para trafiğinde rol aldığı da ifadelerinden anlaşıldı.

Açık söyleyeyim, Muhittin Böcek’i seven, saygı duyan birisiydim. İlinde de sevilen, vatandaşın her derdine çözüm bulmaya çalışan, cenazede de düğünde de onların yanında olduğunu da bilmeyen yok. O Muhittin Böcek’in, ilk ifadeleri ayrı, şimdi ortaya çıkan ifadeleri arasındaki çelişki, kendisine güvenenleri de düş kırıklığına uğrattı.

PEKİ SİZ NEREDEN BULDUNUZ?

Şimdi şu soru soruluyor: Muhittin Böcek, bu kadar parayı nereden aldı, nereden buldu? “Nereden Buldun” diye bir yasamız vardı. AKP, iktidara geldiğinde bu yasayı kaldırmıştı. Böcek’in daha önce 8.5 saat ifadesi alınmıştı. O ifadelerin yaklaşık iki sayfası basına yansımıştı. Şimdi, o ifadeden bölümler ortaya çıkıyor.

Sormak gerekiyor, Muhittin Bey, siz ve oğlunuz bu kadar parayı isteyen siyasetçiye verdiğinizi söylüyorsunuz. Peki, bu kadar parayı nereden buldunuz? Varsa bunlar, mal bildiriminizde niçin yok?

Son bilgiyi de aktarayım. O da, Böcek’in, ziyaretçilerine, “Cezaevinden çıkacağım, belediye başkanlığı koltuğuna yeniden oturacağım” dediğidir. Muhittin beyin, bu konularda söyleyecekleri varsa köşemiz kendisine açık.

Gerçekleri yazmanın bedeli de ağır oluyor

Gazetenin kokusu, gazeteciye bir başka gelir. Kâğıdının, mürekkebinin kokusu bizi mutlu eder. Hele bir de haberiniz yayımlanmışsa değmeyin keyfinize. Sizler, her gün para ödeyip bizim için mis gibi kokan gazetemizi alıyorsunuz, okuyorsunuz. Bilesiniz ki, sizin elinizde gazetemizi görünce yakın bir dostu görmüş gibi oluyoruz. O dostluğumuz hiç bitmesin, hep sürsün istiyoruz…

Hayat zor, gelen her zam bütçeleri önemli ölçüde etkiliyor. Gazetemize de istemeye istemeye zam yapıldı. Nedenini biliyorum ama yine de gazetemizin Satış Direktörü Bilal Ak’a sordum.

O da, üzüntülü, hüzünlü bir sesle, “Gazete üretiminde kullandığımız kâğıt, kalıp, mürekkep ve benzeri temel malzemelerin neredeyse tamamı yurt dışından dövizle ithal ediliyor. Son dönemde döviz kurundaki artış bu ürünlerin maliyetini yükseltirken, dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler nedeniyle bu malzemelerin fiyatları döviz bazında da ciddi şekilde arttı” dedi.

BAĞIMSIZ GAZETECİLİĞİ SÜRDÜRMEK

Matbaalarımızın elektrik, enerji ve diğer işletme giderleri katlandı. Çalışanlarımızın enflasyon karşısında ezilmemesi için maaşlarında yapılan iyileştirmeler de maliyetlerimize eklendi.

Bugün geldiğimiz noktada, tüm bu artışlar nedeniyle giderlerimiz, gelirlerimizin çok üzerine çıktı.

Okurlarımızın ve ülkemizin ekonomik koşullarını bildiğimiz için gazete fiyatını artırmamak adına uzun süre direnildi. Ancak bu kararı daha fazla ertelemek de mümkün olmadı. Bu zam, daha fazla kazanmak için değil, bağımsız gazeteciliği sürdürebilmek, gazetemizi yaşatabilmek ve sizlerle buluşmaya devam edebilmek için yapmak zorunda kalındığına samimiyetle inanmanızı isterim. Çünkü SÖZCÜ’nün arkasında hiçbir kamu kurumu, hiçbir siyasi güç ve hiçbir ayrıcalıklı finansman yoktur. Bizim tek işimiz gazeteciliktir.

BAZI GERÇEKLER VAR

Kamu reklamlarının dağıtımında da resmi ilanların gazetelere verilme biçiminde de adaletsizliğin büyük boyutlarda olduğunu biliniz. Üstelik birçok yayın kuruluşunun yararlandığı kamu reklamlarından da pay almıyoruz. Resmi belgelere dayalı olarak bunun örneğini de verelim:

Sadece iki kamu bankasının son beş yıllık reklam ve ilan harcaması 13 milyar 175 milyon lira. Bunun 8 milyar 253 milyon lirası Halkbank, 4 milyar 922 milyon lirası da Ziraat Bankası tarafından verilmiş. Peki, bu bütçeden SÖZCÜ’nün payına kaç milyon lira düştüğünü sanıyorsunuz?

Ne milyonu, ne yüz bini bize 5 kuruş bile düşmedi. Biz soruyoruz, sizlerde bir vergi ödeyicisi olarak sorun: Bu paralar ile hangi yayın organlarına, hangi medya kuruluşlarına, hangi kriterlere göre ilan ve reklam verilmiştir? Bu denli yüksek rakamlar Hazineye aktarılacak payı azaltmakta ve olan yine vergilerimize olmaktadır.

5 KURUŞ BİLE VERİLMEDİ

Çevri Şehircilik ve İklim Bakanlığı’na bağlı olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) gazetelere ilan, reklam veriyor. Peki, bunların içinde SÖZCÜ ve bazı iktidarın “muhalif” diye nitelediği gazeteler niçin yok? Yalnız TOKİ değil, reklam veren ne kadar kuruluş varsa aynı uygulama içinde. Bu ayrımcılık neden? Benzer durum kamu kuruluşlarının verdiği her reklamda kendini gösteriyor. Amaç gazeteleri dize getirmek, iktidara bağımlı yapmak. Biz olmadık, olmayacağız…

SÖZCÜ, okurlarının satın aldığı gazetelerden elde ettiği gelirle ayakta duran bağımsız bir gazetedir. Bizi ayakta tutan da bugüne kadar dimdik ayakta kalmamızı sağlayan da siz değerli okurlarımızın hep yanımızda olmanızdır.

HEP YANIMIZDASINIZ

Yıllardır baskılara, cezalara, ilan ambargolarına ve her türlü engellemeye rağmen doğruları yazmaktan, halkın sesi olmaktan ve bağımsız gazetecilikten asla vazgeçmedik. Bundan sonra da aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.

Çünkü en büyük güvencemiz, her sabah gazetemizi eline alan sizlersiniz. Güveninizi hiç boşa çıkarmadık, çıkarmayacağız. Unutmayalım, SÖZCÜ susarsa, Türkiye susar… Desteğiniz ve

güveninize içtenlikle teşekkür ediyoruz. Varolun, sağolun…

Yazarın Diğer Yazıları