Bölücü terör örgütünü Türkiye sınırları içinde eylem noktasına getiren güvenlik güçleri bu mücadelede şehitler verdi. Bir de gazi olanlar var. Resmi bir sayısını verirsem tablo şöyle: Bölücü örgütün silahlı eylemleri başlattığı tarih olarak kabul edilen 15 Ağustos 1984’ten bu yana 6 bin 919 asker, 868 polis, bin 485 Güvenlik Köy Korucusu şehit edildi. Yalnız bunlar değil. Savcısından hakimine, öğretmeninden imamına şehit edildi. Terör örgütüne destek vermeyen binlerce vatandaşımız da öldürüldü. Halkla teröristi ayırt etmek bölgede zordur. Teröristle mücadele ederken yanlış yapan, yasaların dışına çıkan, gözleri önünde şehit edilmiş, uzuvları kesilmiş arkadaşlarını hatırlayan asker, polisler arasında da yanlış yayan, bu yüzden cezaevinde olan, ya da yargılaması devam edenler var. PKK’lılar için bir yerde “Özel af” çıkaran devlet, terörle mücadele ederken yanlış yapan ve bugün cezaevinde olan asker ve polisin durumunu yasa görüşmeleri sırasında hiç konuşmadı. ONLAR KRAL, BUNLAR VATAN HAİNİ Teröristle mücadele ederken suç işledikleri gerekçesiyle halen cezaevinde olan, yargılaması devam edenlerin durumunun gündeme getirilmediğini belirten yüksek rütbeli bir komutan, SÖZCÜ’ye şunları söyledi: “Teröristlere madem bazı kolaylıklar sağlanıyor, terörle mücadele ederken bilerek ya da bilmeyerek suç işleyen er, erbaş dahil, subay, astsubay, uzmanlar dahil efendim yargılanan var. Suç işlemiş ya da işlediği öne sürülen bu arkadaşlarımıza da kolaylık sağlanmalı. Madem ki barış yapıyoruz, madem ki askerimizi şehit etmiş kişileri adam yerine koyup affediliyor, teröristle mücadele edenler düşünülmüyor. Onlara her türlü imkanı sağlıyorsunuz. Peki dağda bu faaliyetlerde bilerek veya bilmeyerek suç işlemiş Silahlı Kuvvetler veya güvenlik güçleri, jandarma, polis dahil suç işlemiş olanlar mesleklerinden de çıkarılmış. Peki bunlara niye bir şey yok? Onlara da bir şey tanınmalı. Olacak şey değil, teröristler kral oldu, onlarla mücadele ederler vatan haini. Onlar düzlüğe çıktı, biz değil. Onların planları tuttu. Ne diyeyim, başka bir şey diyemiyorum.” Peki bu örgütler ne olacak? Yaşar Topçu, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Süleyman Demirel’in yaklaşık 43 yıl avukatlığını yaptı. Milletvekili seçildi, bakanlık görevlerinde bulundu. Kritik bir çok yasa tasarısının hazırlığında görev yapan Yaşar Topçu ile TBMM’den geçen “Çerçeve Yasa” diye anılan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunu konuştuk. 1978 yılında Abdullah Öcalan ve arkadaşları, terör örgütü PKK’nın kuruluş çalışmasını Ankara’da yürüttü. Aynı yıl Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde kuruluş çalışmasını tamamladı ve aslında silahlı eylemleri de o yıl başlattı. Bu örgütü Kürt halkı değil, Orta Doğu’nun enerji alanlarına çökmek ya da kontrol etmek isteyen emperyalistler kurdu. Uzun yıllar devletin içindeki her gelişmeden haberdar olan Yaşar Topçu, şunları anlattı: “PKK terör örgütünü kuran ve finanse eden güçlerin bu örgütü İran’da, Irak’ta, Suriye’de benzer şekilde örgütlediğini de unutmayalım. Çerçeve Yasa’nın daha 1.maddesinde ‘Bu kanunun PKK /KCK örgütlerini kapsadığı’ ifade ediliyor. Oysa ülkemizde PKK’dan başka, Sünni bir Hizbullah (Lübnan’daki Şii Hizbullah’la karıştırılmamalı) terör örgütü, şehit edilen Emniyet Müdürü Gaffar Okan dosyasında “sanık” olarak kayıtlıdır. Ayrıca 1979’da Afganistan’da Zerkavi’nin kurduğu, Tevhid ve Cihat Örgütü’nün devamı sayılan ve 2013 yılında Irak’ta kurulan DEAŞ veya IŞİD diye anılan terör örgüt halen ülkemizde faal ve bugüne kadar yüzlerce insanımızın hayatına mal olmuş eylemlerin failidir. ‘Terörsüz Türkiye’ dendiği zaman bütün bu örgütlerin yok edildiği ve yeniden eylem yapamayacakları, vatandaşlarımızın ülkemizde huzur içinde yaşayabilecekleri bir Türkiye’yi ortaya koyarak bu sloganın kullanılması gerekir.” UYGULANMAYAN ANAYASA Ülkemizdeki partileşme ve siyasi faaliyette bulunma konusunda uygulanmayan anayasamızdaki hükümlerden örnekler veren Yaşar Topçu, Çerçeve Yasa’yı şöyle yorumladı: “Yasadaki tanımına göre bu bir AF yasasıdır. Kendisi daha önce şehit ailelerinin avukatlığını yapan MHP Milletvekili Feti Yıldız, müvekkillerinin en yakınlarını katleden teröristin cezasını çekip çekmediğini de takip etmesi ve bu yönde talepkar olması gerekirken, ‘Bu yasa bir af yasası değildir’ diyor. Kanundaki emirli ifadelere rağmen ‘Af değildir’ diye savunmasını kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum. HER MADDENİN SONUNDA PKK teröristlerine, 15 yıldan az ceza alanlar için 5 yıl, 15 yıldan fazla ceza alanlar için 10 yıllık süre sonunda cezaların ortadan kalkmasını öngören düzenlemesini ‘Bu bir af yasası değildir’ diye defalarca vurguladılar. ‘Terörsüz Türkiye’ sloganının taşeronluğunu yapanların söyledikleri doğru değildir. Önce Türk Ceza Kanunu’nu okumaları gerekir. Halen yürürlükte olan ya da yürürlükten kalkmış bütün ceza yasalarında sanıklara hükmedilen cezaları düzenleyen maddeler ‘Emir kipiyle’ biter. Her madde sonunda ... yıla kadar ‘CEZASI İLE CEZALANDIRILIR’ veya ‘HAPİS CEZASI VERİLİR.’ Bu emir, yargılama hukuku çerçevesinde kesin hükme ulaşınca kimsenin taktirine bağlı olmaksızın İNFAZ HUKUKUNA göre uygulanır.” Türk Ceza Kanunu’nun 65. Maddesi AF düzenlemesini içeriyor. Bu maddenin 2. Fıkrası aynen şöyle: Özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adli para cezasına çevrilebilir. Kabul edilen yasa ile 5 yıl ve 10 yıl infazsız bekleme sonunda ceza ortadan kaldırılıyor. Bu PKK’lılar için örtülü bir af değil mi?