Türkiye ekonomisinin güncel sorunu TL’nin değerlenme sürecinin ne şekilde sona ereceğidir. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ve arkadaşları görevde kaldığı sürece TL’yi “birikmiş değerlenmeyi sıfırlayacak” oranda devalüe etmez, edemez. Çünkü bu, bütün kalbiyle inandığı “kur çıpası” (yüksek faiz-düşük kur) yoluyla enflasyonu indirme politikasının çökmesi demektir. Bu yenilgiyi asla kabul etmez. Zaten “kur çıpalı sıkı para” yerine koyabileceği bir başka dezenflasyon politikası da yoktur. Zihnindeki plan, enflasyon indikçe, TL’deki değerlenmeyi, oransal olarak tedricen azaltmaktır. Merkez Bankası’nın bu yolda ısrar etmesinin riski, TL’nin kontrolsüz bir şekilde değer kaybetmesidir. Bu çok kötü olur. Böyle bir “düzensiz düzeltme” olmasa da “kur çıpalı sıkı para” politikasının kaçınılmaz ödünü, büyüme hızının yavaşlaması ve başta emekli veya bordrolu çalışan kesim olmak üzere, hanehalkı gelirlerinin reel olarak azalmasıdır. Yapacak başka bir şey olmadığını varsayalım. Bu durumda cevaplanması gereken iki soru var: 1. Enflasyon kalıcı olarak inecek mi? 2.Türkiye ekonomisi, döviz açığını finanse etmeyi sürdürebilir mi?
EVRİMSEL EKONOMİ
Yaşayan şeyler (living things) yani canlı bedenler, yaşamayan şeylerden (non-living things) yani topraktan üretilmiştir. Ölünce yine toprak olurlar. Bu sebeple, iktisat dahil tüm insanlı bilimlerin ortaya koyduğu kuramlar, fizik ve biyotik yasalarla çelişemez. Termo-dinamik “Nerede hareket varsa orada ısı, nerede ısı varsa orada hareket var” der. Bu deterministik bağlantının iktisattaki tecellisi “Nerede hareket varsa, orada para; nerede para varsa, orada hareket vardır” şeklinde ifade edilebilir. Aynı şekilde, evrimsel biyolojinin “en iyi uyum gösteren yaşar” (survival of the fittest) yasası iktisadi kriz dönemlerinde firmalarını batmaktan kurtarmak isteyen girişimcilere rehber olacak bir bilgidir. “Değişen makro ekonomik koşullara, uyum gösterebilen firmalar yaşar, gösteremeyenler batar” bir işletme iktisadı kuralıdır. “Değerlenmiş TL” Türkiye’deki firmalar için önemli bir ortam değişmesidir. İşletmelerimiz 1980’den bu yana, genellikle “enflasyon kadar devalüasyon” ortamında faaliyet göstermiştir. Son 2.5 yıldır bu bağ koptu. Evrimsel biyoloji, ortam değiştiğinde canlılar gayriiradi değişir. Her değişim yeni şartlara uyum sağlamaya yaramaz. Ancak çevreye uyumlu değişimi becerenler hayatta kalır, diğerleri yok olur der. Firmaların bilinçsiz değişimi, telef olmalarını hızlandırır.
DEVLETİN KÜÇÜK SİHİRLİ DEĞNEĞİ
İktidarın elinde, enflasyon gibi bir makro ekonomi sorununu, kimseyi üzmeden çözecek büyüklükte bir “sihirli değnek” yoktur. Ama yandaşların “mikro” sorunlarını çözmeye yetecek boyda bir “sihirli değnek” her zaman vardır. Değişen çevre koşullarına uyum gösterecek şekilde değişemeyenler, iktidara, “Herkese değil, bize alıştığımız şartları sağlayan korumalı bir ortam yarat” ricasında bulunuyor. Bu arada yıpranmış AKP’nin iktidar alternatifi CHP “mutlak butlan” gibi sorunlarla boğuşmaktan “yapışkan enflasyon” meselesinin çözümüne dair bir strateji açıklamış değil. Daha doğrusu sorunları tespit fazından, çözümleri anlatmaya geçemediler. Hatırlatma: İhale kanunu değiştirmek, israfa, yolsuzluğa ve verimsizliğe engel olmak gibi, kimsenin aksini savunmadığı iyileştirme önlemleri “strateji” değildir.
SON SÖZ: Külfeti yoksa nimeti de yoktur.