BU tespit bana değil, övünç kaynağımız Nobel Ödüllü iktisatçı Daron Acemoğlu’na aittir. Koç Üniversitesi’nin diploma töreninde mezunlara hitap eden Profesör Acemoğlu “Demokrasi ile YZ- Yapay Zekâ” arasındaki ilişkiyi ya da çelişkiyi anlatan konuşmasına bu ifade ile başlamış. (Ben bu konuşmayı Youtube’dan iki defa izledim.) Daron Hoca bunu söyleyince, mezunlar onu alkışladı. Halbuki “Demokrasi Çöküyor” ifadesinde alkışlanacak bir şey yoktu. Tahminim, mezunların bunu “Hoca’nın da kendileri gibi AKP iktidarının demokrasi anlayışına karşı olduğu” şeklinde anladılar. Halbuki Daron Hoca, pratik olarak Amerikalıdır. Pek tabii anavatanı Türkiye’yi aklından hiç çıkarmamaktadır. Ama o, önce Amerika’nın ve hatta bir bilim adamı olarak tüm dünyanın geleceğini düşünmektedir. Neyse. Konuşmasının sonunda Hoca, demokrasinin henüz çökmediğini ama çökmek üzere olduğunu söyledi. Atatürk’ün Cumhuriyeti yaşatma görevini gençlere verdiği gibi o da “demokrasiyi yaşatma” vazifesinin bugünün genç mezunlarına ait olduğunu söyledi. Not: Mezunların “Kısa kes Daron Hoca” anlamına gelen “ara alkışlarını” genç şımarıklığı olarak gördüm. DEMOKRASİ YAPAY ZEKÂ ÇELİŞKİSİ Demo-krasi “yurttaşların kudreti” demektir. Bu sözcük “hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir” şeklinde somutlaştırılmıştır. Demokrasinin bu şekilde anlaşılması çok tehlikelidir. Çoğunlukça seçilenlerin diktatörlüğüne kapı açar. Milletin hakimiyeti şartlı olmalıdır ki, seçtiklerinin gücü de sınırlanabilsin. Bu sınırlayıcı şartlar manzumesine hukuk denir. Her hâlükârda demokrasilerde yönetim erkinin dayanağı halk tabanıdır. Daron Hoca’ya göre YZ ise, yönetim erkini tepede yoğunlaştıracak bir aygıttır. Hasbelkader başa geçen siyasiler ve onlarla birlikte hareket eden büyük sermaye eğer YZ’yi tekeline alırsa demokrasi çökebilir. Diğer yandan, YZ ile demokrasinin etkinliği artırılabilir. Yani YZ’nin gelişmesi, hem demokrasinin güçlenmesi için bir fırsat hem de yanlış ellere geçince çökmesine sebep olacak bir tehdittir. DOĞAL ZEKÂ VE YAPAY ZEKÂ Çok kaba olarak YZ otomasyon demektir. 1960’larda bilgisayarlara “elektronik beyin” (yapay zekâ?) denirdi. Hatta bunların insan beyni gibi çalışmadığı aslında insan beyninin bilgisayar gibi çalıştığı söylenirdi. Daron Hoca ise ikisine de “zekâ” dense de DZ (doğal zekâ) ile YZ’nin (yapay zekâ) aynı şey olmadığını söylüyor. İnsan zekâsının YZ’den farkı, 1. Tümevarım yöntemi kullanması, 2. Yeni şeyler denemesi, 3. Sosyalleşerek öğrenmesidir diyor. Dolayısıyla YZ, insan zekâsının yerini almayacak onu tamamlayacaktır. YZ’nin üstünlüğü “bilgi işleme/information processing” (yani data ve nesne tarama, tanımlama, tasnif, ölçme, kıyaslama, ilişkilendirme, derleme, denetleme, analiz, irdeleme, tercüme, hesaplama vs.) yeteneğinin insan zekâsıyla kıyaslanamayacak kadar hızlı olmasıdır. YZ denince benim aklıma siyaset bilimcisi, kompüter bilgini ve psikolog, davranışsal iktisatçı, 1978’de iktisat Nobel ödülü sahibi, Herbert Simon (1916-2001) gelir. Hocam Fuat Çobanoğlu’nun 1959’da bana “Bunu başucu kitabı yap” dediği onun “Administrative Behavior” isimli eseri hâlâ yanı başımdadır. Simon’a göre insanların kurduğu her cümle veya aldığı karar, Osmanlıcada “hüküm ve hadisat” (nesnel ve nicel)ya da onun ( fact and value) dediği iki bileşenden oluşur. Yapay zekâ, optimum sonucu buluncaya kadar çalışır. İnsan zekâsı ise Simon’un “satisficing” dediği “yeterli tatmini” (sufficient satisfaction) sağlayacak çözümü bulunca durur. Bakalım YZ ile DZ’nin evliliğinden ne tür bir “zeki velet” dünyaya gelecek. SON SÖZ: İnsan zekâsı, önyargılı yapay zekâdır.