Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerini dolaştı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’le ara seçim, erken seçimi konuştu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye çağrıları oldu.
Arıkan, bugün partisinin tüm teşkilat mensuplarının katılımıyla “Türkiye Divanı”nı gerçekleştirecek. Arıkan’a, “siyasetin önemli başlıklarından biri” haline gelen ara seçim, erken seçim çağrıları ve Özel’le yaptığı görüşmeyi sordum. Şunları anlattı:
‘İSTİFALAR SONUÇ VERMEZ’
“Bu konuda duygularımızla değil, Türkiye’nin gerçekleriyle hareket ediyoruz. Şunu net şekilde ifade edeyim; ara seçim ile erken seçim arasında uygulama ve prosedür açısından bir fark bulunmuyor. Her iki seçenek de iktidar milletvekillerinin onayı olmadan hayata geçemez. Milletvekilleri istifa etse bile, Meclis Başkanı bu istifaları Genel Kurul’a getirdiğinde iktidar çoğunluğu buna ‘Hayır’ diyecektir. Bu nedenle biz, sonuç vermeyecek ara formüllerden çok iktidarı doğrudan seçime zorlayacak ana formüllere yoğunlaşmanın daha mantıklı bir yol olduğuna inanıyoruz.”
‘FEDAKARLIK YERİNE...’
“Terörsüz Türkiye” hedefi konusunda SP’nin nerede durduğunu sorduğumda Arıkan, parti politikasını şöyle açıkladı: “Biz bu meseleyi partiler üstü bir durum olarak görüyoruz. Ancak ‘Terörsüz Türkiye’ tanımını eksik ve müphem buluyoruz. Bizim hedefimiz ‘Yaşanabilir bir Türkiye’ inşa etmek. Bu da sadece terörü bitirmekle değil; kayyum meselesini çözmekle, şiddeti ortadan kaldırmakla ve şafak operasyonlarına son vermekle mümkün. Madımak, Başbağlar ve Roboski gibi acıların bir daha yaşanmayacağı yasal düzenlemeler yapmalıyız. Şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı şarttır. Biz, ‘Terörsüz Türkiye’ konusunda elimizden gelen gayreti ortaya koyacağız. Eğer Türkiye’mizin gerçekten yaşanabilir olmasını istiyorsak terörü de bitirmemiz lazım, kayyum meselesini de bitirmemiz lazım. Açıkça söylüyorum adalet olmadan terör bitmez.”
Şehitlerimizin ruhunu incitmeyiz
SP lideri Mahmut Arıkan şöyle devam etti: “Yani SP, ben bu işten nasıl hamasi, toplumun hoşuna gidecek cümleleri kurarım da seçimlerde oy artırırım kaygısıyla değil, on binlerce evladını şehit vermiş Türkiye’nin bu sıkıntılardan kurtulabilmesi için gerekirse fedakârlık yapacak bir yerde duruyor. Biz her zaman devlet menfaatini gözettik. Aziz şehitlerimizin ruhunu incitmeyeceğini, şehit ailelerinin ve gazilerimizin hassasiyetlerini gözeteceğini beklediğimiz komisyondaki tüm vekillere başarılar diliyorum.”
Tarım ve çiftçi balistik füzeler kadar önemlidir
Ekonomik veriler ve hükümetin performansına ilişkin sert eleştirileri olan Arıkan, mevcut tabloyu şöyle özetledi: “Ortada yorgun ve çözüm kapasitesini yitirmiş bir iktidar var. 25 yılın sonunda başladığımız yere döndük. 2000’lerin başında Amerika’dan Kemal Derviş’i getirip faiz ve vergi artırmışlardı; şimdi İngiltere’den Mehmet Şimşek’i getirip aynı şeyi yapıyorlar. Türkiye dünyada ‘vergiden vergi alan’ nadir ülkelerden biri. 2002’de en yüksek ÖTV yüzde 50 iken bugün yüzde 220’ye çıktı. Sanal bir ‘antidepresan’ etkisi yaratıp rakamlarla oynuyorlar ama akşamına tarihin en büyük zamlarını yapıyorlar. Hükümet her krizin faturasını vatandaşa kesiyor. Bu devlet yönetimi değil, sorumluluktan kaçmaktır.”
DESTEK SÖZÜ VERDİ
Tarım ve hayvancılık alanında yaşanan olumsuzluklara karşı, SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan, çözüm önerisini şöyle anlattı: “Bizim bir ‘Tarımsal KİT’ planımız var. Torku modelini tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Tarımı bir beka meselesi olarak görüyoruz; balistik füze üretmek ne kadar önemliyse, çiftçiyi desteklemek de o kadar hayatidir. Yasaya göre desteğin milli gelirin en az yüzde 1’i olması gerekirken, iktidar çiftçiye vermesi gereken 760 milyar yerine 160 milyar veriyor. Aradaki fark faize gidiyor. Tarımı bu şekilde ayağa kaldıramayız.”
Anadolu gerçekleri haykırıyor ama Ankara o sesi duymuyor
SP lideri Arıkan, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde ziyaretler yaptı. Arıkan, “Bölgenin röntgenini çektik” dedi ve açıklamasını şöyle sürdürdü: “Diyarbakır, Tunceli, Bingöl, Elazığ, Muş, Bitlis, Siirt, Şırnak ve Mardin’de her kesimle temas kurduk, herkesi dinledik. Bu ziyaretlerin ardından tek bir şeyi çok net söyleyebilirim, Ankara’nın steril gündemi ile Anadolu’nun gerçek gündemi arasında uçurum var. Başkentte konuşulanlarla, sokakta yaşananlar birbirine teğet bile geçmiyor. İş dünyası, plansız yatırımlar, öngörülemez vergi politikaları ve döviz kurundaki o amansız artışın altında eziliyor. Hayvancılık yapan vatandaşımız yem fiyatlarını takip edemez hale gelmiş. Çiftçimiz ise girdi maliyetlerini bile karşılayamıyor. Esnaf, artık kâr etmeyi geçtik, malı sattığında yerine yenisini koyamıyor. STK’ların en büyük sancı adaletsizlik ve liyakatsizlik üzerine.”
‘HALK SOLUK ALAMIYOR’
“Vatandaşımız çok temel bir yaşam savaşı veriyor. İnsanlar kira ve fatura yükü altında nefes alamazken; emeklimiz artık ‘maaş’ diyemeyeceğimiz, adeta bir harçlık seviyesine inen gelirle, asgari ücretlimiz ise derin bir geçim sıkıntısıyla baş başa bırakılmış. Özetle; Anadolu gerçekleri haykırıyor ama Ankara bu sesi duymamakta direniyor.”
SP’nin “Türkiye Divanı” programı hakkında ise Genel Başkan şu bilgiyi verdi: “Ankara’da; 81 il teşkilatımız, 973 ilçe teşkilatımız, 32 bin mahalle temsilcimiz, kadın ve gençlik kollarımız ile Türkiye Divanı’nda bir araya geliyoruz. Bu divan, Saadet Partisinin, inancının, heyecanının, çalışma azminin en önemli göstergelerinden biri olacaktır.”
Yeni bir ittifak mı doğuyor?
SP ile Yeniden Refah Partisi’nin birleşmesi ya da ittifakın gündeme gelmesi durumunda “Yeni nesil siyaset vizyonu”nun nasıl olacağını da Arıkan şöyle açıkladı: “Şunu çok net ifade edeyim; partilerin birleşmesi gibi bir konu masamızda yok. Ancak seçim iş birliği farklı bir konudur. Benim ‘yeni nesil siyaset’ dediğim şey, 22-23 yıllık ezberlerden çıkıp farklı bir anlayış ortaya koymaktır. Sayın Erbakan ile düzeyli bir süreç yürütüyoruz. Arzumuz ‘Milli Görüş İttifakı’nı inşa edebilmektir.”
Bahçeli’ye çağrımız var
Arıkan şöyle konuştu: “Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu çok boyutlu kriz ortamında, ne ekonomide ne de iç ve dış politikada bir gün dahi kaybetme lüksü kalmamıştır. Bizler, bu ülkenin evlatlarının geleceğinden daha fazla zaman çalınmaması adına, ‘ara formüllerle’ vakit kaybetmek yerine bir an önce erken seçime gidilmesi gerektiğini savunuyoruz.
2002’deki erken seçim koşullarının daha fazlası bugün mevcut olduğunu sahada net şekilde görebiliyoruz. Nasıl ki o dönem Sayın Bahçeli münferit kararıyla erken seçimi ilan etmiş, sonra diğer koalisyon ortakları devam etmiştir. Bugün de Sayın Bahçe’nin böyle bir sorumluluğu olduğunu ben ifade etmek istiyorum.”