Vergi taksitlendirmesi, faize faiz ve iyi niyet arayışı…

Hatırlıyoruz değil mi Sayın Bakan Mehmet Şimşek’in açıklamalarını… Bloomberg ekranlarında “Vergi affı kesinlikle yok, asla”demişti. Hatta öyle keskin cümleler kurdu ki, ben şahsen şöyle algıladım; “Ben burada olduğum sürece vergi affı çıkmaz.”

Aslında ekonomi yönetimi “af” demiyor zaten. “Mali yapılandırma” diyor. “Barış”, “kardeşlik” gibi kavramlar kullanıyor. Dolayısıyla “Af değil, yapılandırma çıkardık” dediklerinde, kendi açılarından söylem değişmemiş oluyor.

Pekâlâ…

Şu anda Meclis Genel Kurulu’na gelen bir vergi paketi var. Tecil ve taksitlendirme konusu da doğal olarak kamuoyunun en çok dikkatini çeken başlıklardan biri.

İki önemli değişiklik var.

Birincisi; kanunda yer alan 50 bin TL’lik teminat isteme sınırı daha önce Cumhurbaşkanı Kararı ile 250 bin TL’ye çıkarılmıştı. Şimdi ise 1 milyon TL’ye yükseltiliyor.

İkincisi ise taksit sayısının 36 aydan 72 aya çıkarılması.

Lafı hiç eğip bükmeyeceğim.

Bu düzenlemenin Allah’ın bir kuluna faydası yok.

Gerçekten abartmıyorum.

Gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarında hiçbir indirim yapmadan… Vergi aslının üzerine faiz, zam ve ceza yükünü bindirip, bir de yıllık yüzde 39 tecil faizi uygulayarak kime nasıl kolaylık sağlanıyor, biri çıkıp izah edebilir mi?

Faize yüzde 39 tecil faiziyle taksitlendirmeyi Sayın Cumhurbaşkanı’na kim, nasıl sundu? Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu tablodan ne kadar haberi var?

İnanılır gibi değil gerçekten.

Gelelim düzenlemenin diğer tarafına…

Tecil ve taksitlendirme konusunda tali düzenlemelerde ne var biliyor musunuz?

“İyi niyetli olmak…”

Evet. Maliye sizi “iyi niyetli” görmezse, şartları sağlasanız bile borcunuzu taksitlendirmeyebilir.

Yahu vatandaş zaten borçlu. Ödeyemiyor. Kapına kadar gelmiş, dilekçesini vermiş, “Borçlarımı yapılandırır mısın?” diyor.

Ne iyi niyeti?

Soruyorum: İyi niyetli olma düzenlemesini yapan mı iyi niyetli, yoksa borcunu ödemek için devletin kapısına gelen vatandaş mı?

Bitmiyor…

Bir de “çok zor durum hali” aranıyor.

Likidite oranları, finansal kriterler…

Dönen varlıklardan stokları çıkar, kısa vadeli borçlara böl… Çıkan oran 1’in üzerindeyse taksit yok, altındaysa bla bla bla…

Ne yapıyorsunuz siz?
Gerçekten kardeşim ne yapıyorsunuz siz? Ne yapmaya çalışıyorsunuz?

Hem teminat istiyorsun…
Hem yıllık yüzde 39 faiz istiyorsun…
Hem hiçbir indirim yapmıyorsun…
Faizin faizini istiyorsun…
Bir de “iyi niyetli ol” diyorsun…

Bu düzenlemenin efektif şekilde kullanılabilmesi açısından taksit sayısının çok da önemi yok. 36 ay azami süre olarak kalabilir.

Vatandaş gider, bağlı olduğu vergi dairesine başvurur kimseye eyvallah etmeden, araya adam koymadan.

Gecikme faizi ve gecikme zammı makul seviyelere indirilir. Burada kastettiğim indirim oranı yüzde 80-90 bandıdır. Taksitlendirmeye esas tecil faizi de yüzde 20’nin altında belirlenir.

“Çok zor durum hali”, “iyi niyet” gibi tali şartlar kaldırılır. Teminat konusu da düzenlemeden çıkarılır.

İşte o zaman insanlar sürekli yeni bir af beklentisine girmez. Sorunu olan vatandaş gider, borcunu adam gibi yapılandırır.

Son dönemde yapılan düzenlemeler ile yapılan açıklamaların birbirini tutmamasını çok sık görmeye başladık.

Siyasi tarafını bilemem… iktisadi kısmı kastediyorum.

Ama vergi teknik bir iştir.
Ekonomi bilmekle yada bildiğini iddia etmekle vergici olunmaz.
Muhasebe bilmekle vergici olunmaz.
Adına vergi uzmanı yazmakla da vergi uzmanı olunmaz.

Lütfen bilenler konuşsun.
Bilenler akıl yürütsün.

O zaman ortak aklı bulmamız ve birbirimizi anlamamız muhtemelen daha kolay olur.

Yazarın Diğer Yazıları