Savaş sadece cephede olmaz.
Bazen en sessiz cephe paradır.

Son haftalarda sıkça duyuyoruz:
“Dubai’den sermaye kaçıyor.”

Peki gerçekten öyle mi?
Cevap net değil.
Ama bir o kadar da net:
Bir şey değişiyor.

Dubai, son 10 yılda kendini şöyle konumlandırdı:
Vergisiz, risksiz, güvenli liman.

Rusya’dan çıkan para geldi.
Çin’den çıkan para geldi.
Avrupa’dan kaçan servet geldi.

Ama şimdi ilk kez şu soru soruluyor:
“Gerçekten güvenli mi?”

İran-İsrail/ABD gerilimiyle birlikte bu sorunun tonu değişti ve paranın refleksi değişmeye başladı.

*

Yabancı kaynaklara bakıyoruz.

Reuters’in geçtiği habere göre;
özellikle Asyalı varlıklı yatırımcılar, Dubai’de tuttukları varlıkların bir kısmını Singapur ve Hong Kong gibi merkezlere kaydırmaya başladı.

Bu önemli.
Çünkü bu bir kaçış değil.
Bu bir pozisyon alma.
Panik değil.
Ama güven de değil.

S&P Global Ratings diyor ki;
“Körfez bankalarında henüz büyük çaplı mevduat çıkışı yok.”

Yani sistem çalışıyor.
Bankacılık tarafında bir kırılma yok.
Ama aynı raporun satır arası daha değerli:
Eğer savaş uzarsa… risk büyür.

Dubai yönetimi ne diyor?
“Herhangi bir sermaye kaçışı yok. Sadece risk yeniden fiyatlanıyor.”

Bu ifade önemli.
Çünkü ekonomi literatüründe bu şu anlama gelir:
Para çıkmadan önce, zihniyet çıkar.

Ekonomide bazen çıkıştan daha yıkıcı olan budur.

Diğer tarafta ise ters yönlü akış sürüyor.
Citadel gibi dev fonlar Dubai’de ofis açmaya devam ediyor.

Yani tablo tek yönlü değil.
Bir yanda temkinli para çıkışı, diğer yanda fırsat kollayan yeni girişler. Tam bir geçiş dönemi.

*

O zaman soruyu yeniden soralım:

Dubai’den sermaye kaçıyor mu?
Hayır.
Ama eskisi gibi de durmuyor.
Daha doğru cümle şu:
Dubai artık güvenli liman değil, riskli liman.

Ancak Dubai’yi sadece bir şehir olarak değil, küresel sermayenin psikolojisi olarak düşünebiliriz. Finansal cazibe merkezlerinin bir bütün halinde etkilendiğini unutmayalım. 

En güvenli denilen İsviçreli bir bankanın Türk İş İnsanının altınlarını Türkiye’ye taşımasına müsade etmediğini göz ardı etmeyelim.

Diyeceğim o ki, küresel finans sistemi komple sorunlu bir alana girdi, bambaşka bir dönemi yaşıyoruz.

*

Son dönemde görüleceği üzere birçok vergisel düzenlemeler yapılıyor. Varlık barışı, 20 yıl vergi muafiyeti, yurt dışı iştirak kazançlarında esneme vs.

İstanbul Finans Merkezine cazibe oluşturmak ve küresel sermaye akışında yönü ülkemize çevirmek temel gaye. Mevzu genelde Dubai özelinde konuşulduğu için, bende Dubai özelinde değerlendirme yaptım.

Demem o ki, Singapur Malezya Hong Kong gibi uzak doğu finans merkezleri bu sporu uzun yıllardır yapıyor, biz de konunun sadece vergi eksenli olmadığını anlayıp antrenmandan sahaya çıkarsak bir gün neden olmasın.

*

Konaklama Vergisi %1’e Düşürüldü.

Daha dün Sayın Şimşek turizm gelirleri ve turist sayısı ile ilgili işlerin iyi gittiğine yönelik sosyal medyada paylaşım yapmıştı.

Bugün konaklama vergisinin yüzde 1’e düşürüldüğünü Resmi Gazetede gördük. 1 puanlık indirimden beklenti bu düzenlemeyi yaptıracak kadar önemli olsa gerek.

Örneğin, bir otelde gecelik konaklamanın 6.720 TL olduğunu düşünelim. %10 KDV ve %2 konaklama vergisi hariç 6.000 TL.

1 puanlık indirim sonrası yeni fiyat 6.660 TL olacak. 60 TL tutarında indirimle hadi hayırlı turizmler.