Vücut bariyerleriniz ne kadar sağlam?
Bağırsak, cilt ve beyin bariyerlerinin sağlamlığı hayati bir rol oynar. Bu bariyerler bozulduğunda toksinler kan dolaşımına geçerek inflamasyona (iltihaplanma) ve hastalıklara yol açar.
Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor…
SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtlayan Dr. Çoruhlu, longevity eşliğinde daha uzun, daha verimli, daha keyifli yaş almanın yollarını açıklıyor. Ayşegül Çoruhlu, bu hafta gençliğini korumak isteyenler için de yaştan, cinsiyetten bağımsız açıklamalar yaptı, vücut bariyerlerinin sağlığa ve uzun yaşama etkilerini anlattı…
Hücre bütünlüğü önemli
Özellikle bağırsaklar, kan-beyin ve cilt için de bariyer çok önemlidir. Bunları bir başlıkta toplayıp, uzun yaşama ve hastalıklara etkisini incelemek açısından longevity’ye de bağlanabilir.
Şimdi bir bütünlük meselesi var. Bir hücreye bakarsan onun hücre bütünlüğü. Bir hücre kendi etrafında zarları var, içinde yaşıyor kompartıman olarak. Onun bariyeri o zarlardan oluşuyor. Sonra hücrenin içine giriyorsun, işte orada mitokondri var, çekirdek var, işte ribozom var, lizozom var... Bütün bu elemanlar hücre içindeki başka küçük evcikler; bunların da bariyerleri ve zarları var.
Zihin bulanıklığına dikkat etmeli
Kan-beyin bariyerine gelince… Şimdi kafaya bir şey sızacaksa, bariyer zayıfsa bu bir şeyin bir yerden gelmesi gerekir. Bana göre en çok anlaşılan durum bu şeker ve insülinden bir tık daha farklı, yemekten sonraki durumdur. Çünkü dışarıdan ağızdan materyali koydum ben bağırsağıma, onlar orada oradan içeri girdiler, sızdılar neyse. Fakat bunların birtakım özellikle işte gram-negatif bakteriler dediğimiz bağırsakta istenmeyen bakterilerle beraber içeriye giriyor olduğunda onların beyne kaçması net olmayan bir zihin, hafif bir zihin bulanıklığı, sisli beyne yol açar. Bence yemekten sonraki sislilik kafada genelde şeker, hipoglisemi vesaire bununla da alakalıdır ama bence yine de çok kabaca kan-beyin bariyeri zayıflığı ile ilgili bir fikir verebilir.
Bağırsak mutsuzsa zaten sana ipucu veriyor, gaz gibi. Beyin öyle değil çünkü immün sistem orayı öncelikli ve özel tutuyor. Beyinde bir şey olduğunda ben savaşmamalıyım çünkü orası savaş alanı yaratacak bir yer değildir oluyor.
Nasıl düzeltebiliriz?
Beyindeki sızdırmayı, bu problemi nasıl düzeltelim? Uykunun amacı o. Yatıyorsun ya yatay bütün boynundan, kafanın içinde o problem yaratmaya çalışmaya yaratmamak isteyen immün sistemin bile kendince temizlediği o sızdırma probleminin inflamasyonu yatay olarak yattığında gece uykuda beynin lenfatik drenajı ile geri vermen lazım.Ama mesela sen gece diş sıkıyorsun çünkü stresli bir tipsin.
Zaten derin uyumuyorsun, o ayrı. Yani iki şey masaya konur: beyne sızdırma konusu da bir problem ama beyindeki çöpün boşaltılamaması da beyin için bir problem. Beyin kabızlığı gibi bir şey yani. Özetle kan-beyin bariyerin de içeri girecek inflamatuar şeyleri engellemek, içerideki çöpleri atmak için sağlam olması gerekir.
İki bariyer onarıcı: Seramid ve bütirat
Seramid molekülü çiti tamir eder. Cilt çitinde delikler varsa seramid oraları örüyor tuğla olarak. Bağırsakta bütirat o tuğlaları örme, enerji, hammadde maddesi. Kan-beyin bariyeri olarak en önemlisi uyku. Uykuda kendini kasmıyor olmak, kafadaki inflamasyonu azaltmak için majör şeylerden biri.
Karaciğer yumurta ve su içmenin büyük önemi
Nitrozo bütün işlenmiş etlerde var. Hani o zaman hani işte “Glutensiz yiyelim bağırsak için, süt grubunu azaltalım falan”ın yanına seviyeyi yükseltip, eğer et grubu yiyeceksem onların da işlenmiş olmaması benim için o kadar iyidir. Ben mesela et grubunda en çok ciğer tüketirim. Çünkü o hayvan, organik büyütülmemiş olabilir, hormon verilmiş olabilir ama yine de karaciğeri o toksinlerin ayrıştırmış, atmış olacağı için ciğer yemenin daha güvenli olduğunu düşünüyorum. Yumurtanın sarısı, evet, onun içindeki kolin beyin bariyeri yani beyin hücreleri için beyin hücrelerinin zarları için önemli. Omega-3 de zarlara yarar. Bol su içmek de önemli. Sızdırmazlığı artırır.
Akciğer de sızdırır
Sızdırma lafı her şeye yapıştırılabilir. Cilt de sızdırır, kan-beyin bariyeri de sızdırır. Yani vücuttaki her şey, akciğer de sızdırır… Teknik olarak hem immün sistem hem hücre yapısı sağlam değilse sızdırır dersin.
Hastalıkların çoğunu ancak içeriye sızan bir şey yapar
Zarları sağlam hücreler yan yana durduğunda cilt sızdırmaz. Bunlar yan yana ve sapasağlam olduğunda sıvanmış olduğu için oradan içeriye bir
şeyin kontrolsüz geçmesi, geçebilmesi mümkün olmuyor.
Ciltle ve bağırsakla ilgili hastalıkların çoğunu ancak içeriye girebilen bir şey yapabilir. Yani sızdırmıyorsa bir şey olmaz. Nasıl anlayacağız bunu? Örneğin cilde mikroplu bir şey sürdüm, işte çamur, bulamaç bir şey. Eğer bariyerim sağlamsa içeri giriyor mu? Girmiyor.
Bağırsak ve cilt problemleri birbiriyle ilişkilidir
Hastalığın temeli içeriden otoimmün de olsa ve dışarıdan işte havanın cildini kurutması, güneş hasarı da olsa mutlaka bir bariyerde mesele vardır yani sapa sağlam bariyerli ciltte sızdırmazlık oluyor. Önce bağırsakta bozuluyorsa bariyer işi, bağırsaksa sızdıran hop sızdıran cilt olur.
Yani bağırsak problemleri cilt problemleriyle çok paraleldir.
İşte en görünür sınırlar
Bizim konuşacağımız en makro, en görünen, en dışarıda olanı, yani olayın dışında olanı. Ağızdan anüse kadar içimizdeki mide-bağırsak sisteminin bariyer hali, çünkü orası aslında bir boru ve boşluk ama onun sınırları vücutla temas halinde. Sınır ve bariyer orada var. Cildi görüyoruz zaten, dışarıyla temas yeri. Bir de kanla beyin arasında da bir bariyer olduğunu hatırlayalım ve beyni de korumak için o bariyerin sınırının öneminin altını çizelim.
Bağışıklığın da meselesi
Probiyotiği konuşuyoruz. ‘İşlenmiş yiyecekler yemeyelim’ diye konuşuyoruz. Bütün bağırsak hastalıkları, kabızlıktan tutun daha ciddi hastalıklara kadar orada hep bir bariyer sorunu var. Cilt için hem beyin için hem bağırsak için bu sınır sorunu immünitenin de (bağışıklık sisteminin) meselesi oluyor.
Sınırdaki askerler gibiler
Sınırdaki askerler gibiler…
Çitlerde delikler var mı, oradan bir şey giriyor mu, çıkıyor mu buna bakıyor olmak lazım. Aslında oradaki immün sistemin görevi girerlerse harekete geçecek, girmezse zaten duruyor orada. Ama bir şey giriyorsa ve o harekete geçiyorsa o hem lokal olarak orada hastalık yapıyor, işte Crohn, ülseratif kolit vesaire, hem de gider benzer hastalığı içeride tiroid de yapabilir, ciltte yapabilir, hikaye büyüyebilir.
Dolayısıyla aslında immün sistem ve bağırsak dediğinde immün sistemi dürtmüyorsan sorun yoktur. Problemin olmaması o bağırsağın bariyerinin sağlamlığında.O hücrecikler bunu sağlıyor. O zaman ne yapalım?
Probiyotikler bağırsakları sıvar
İşte işlenmiş yememekten, gece yemeye ara verip oradaki bariyerin vücut tarafından onarılmasına, sıvanmasına kadar, anne sütü içmediysen o zaman IgA denen yine bariyerde çalışan bir, daha yumuşak huylu bir savunma sistemi elemanın az olabilir ki o gürültüsüz olayı halleder. O zaman ne yapabilirsin?
Anne sütü içmedim ben ya da çocukken çok antibiyotik kullandım. O zaman, colostrumu, anne sütünü taklit eden moleküllerin içinde olduğu bir ürün alabilirsin. Çeşit çeşit probiyotikler var, bunlar yine buradaki bağırsağı sıvamaya, bariyeri sıvamaya yönelik. Bütirat diye bir üründen konuşmuştuk. Zaten bakterilerin ürettiği bir ürün olduğu için orayı sıvamak için kullanılan en temel maddelerden biri. Yine onu kullanabilirsin.
Şimdi genelde bağırsak lafı çok duyulduğu için bu sızdıran bağırsak konusunu burada noktalayacağım.