Herkes enflasyonun düşmesini istiyor (?). Bu bapta ülkenin hâkim-i mutlağı AKP ile önceki genel başkanı tarafından tarumar edilen “gözü yaşlı ana muhalefet” CHP arasında, söylemlerine bakılırsa bir görüş ayrılığı yok. Böylesi bir ortamda Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan enflasyonu düşürmek için Cumhurbaşkanı’nın onayıyla “sıkı para”, Maliye’nin kaptanı Mehmet Şimşek de “dar bütçe” politikası uygulamaya çalışılıyor. Çok güzel. Ancak ortada üç olumsuz husus var.
1. Bereketçi Başkan Erdoğan’ın “denize düşen yılana sarılır” misali, içine sinmeden izin verdiği faize dayalı dezenflasyon politikasından bir an önce çıkılmasını istemesidir.
2. CHP’nin (son olaylardan önce) bizim ilk hedefimiz AKP’yi seçimle iktidardan uzaklaşmaktır, bunun için enflasyonun inmemesini daha iyidir diye hareket etmesidir.
3. Geçim sıkıntısı çeksin veya çekmesin vatandaşın enflasyonun inmesini “fiyatlar düşecek, gelirim artacak” diye anlamasıdır. Diğer bir deyişle dezenflasyonu bu şartla desteklemesidir.
Halbuki “fiyat ile gelir” bir paranın iki yüzü gibidir. Enflasyonla mücadelede biri düşerken, diğeri çıkmaz. Ayrıca enflasyonun inmesi fiyatların düşmesi değil, artış hızının yavaşlamasıdır. Neyse. Merkez Bankası yönetimi “zor oyunu bozar” deyip, tüm ters rüzgarlara rağmen uyguladıkları yüksek faizli sıkı para politikasıyla enflasyonu düşüreceğini söylüyor. Yolun yarısını geçtik, göreceksiniz başaracağız diyorlar. Bazı iktisatçılarımız da “ülkede adalet yok, üstelik döviz bitecek” diye kıyamet kâhinliğine soyunuyor.
ÜÇ BÜYÜK FIRSAT
Başkan Erdoğan hem şanslı hem de şansını kendi yaratan bir kişi. Enflasyonla mücadelede patinaja düşülen bugünlerde karşısına üç fırsat çıktı. 1. Hükümetin hareket alanını daraltan hatta “emeklilikte yaşa takılanlar” vakasında olduğu gibi onu yanlış kararlar almaya zorlayan CHP muhalefeti artık yok. Bu, enflasyonla mücadele ederken vatandaşa acı ilaç içirmek zorunda olan bir iktidarın eline geçecek en büyük fırsattır. 2. Hiç başlamaması gereken İran-ABD savaşı nihayet sona erdi. Ham petrol tedarik zinciri tekrar normale dönünce petrol fiyatları düşeceği için enflasyonla mücadelede kolaylaşacak. 3. Osmanlı kökenli ABD Büyükelçisi Tom Barrack, özerklik ilan etmek için tarihi fırsat yakalayan özellikle Suriyeli ve son aylarda da İranlı Kürtlerin “ayrı devlet” emellerini desteklemedi. Onun yani ABD’nin bu tutumu Kürtleri sukutu hayale uğrattı. Ama ülkemizde “Terörsüz Türkiye” projesinin gerçekleşmesine uygun bir zemin yarattı. Terörün durması, cari askeri harcamaları azaltacağından enflasyonla mücadele kolaylaşacaktır. Bu sayede enflasyon artışına sebep olmadan devletten maaş alanlara daha fazla zam verilerek halk desteği sağlanacaktır.
ZOR OYUNU BOZAR MI?
Dezenflasyonu bir şeye benzetmeye çalıştım. Sonunda bu sürecin bir yağlı güreş olduğuna karar verdim. Güreşçilerden biri “paranın faizini yükseltip, miktarını kısarak” fiyat artışı yapmak isteyenlerin manevra alanını daraltan Merkez Bankası’dır. Diğer güreşçi ise böylesi bir sıkışık ortamında bile, piyasaya sunduğu mal veya hizmetin fiyatına zam yapmaya çalışan tüccar, sanayici, inşaatçı, doktor, lokantacı vs. ile milyonlarca sendikalı veya sendikasız işçilerdir. Bu güreşçiler (girişimci ve emekçiler) “sürümden değil, birimden kazanma” yolunu tercih ediyor. Mesela bırakın zamcı tüccarı veya işletmeciyi, gündelikçi amele bile yevmiyesi 4 bin liraya çıkarıyor. Günde 3 bin liraya ayda 25 gün çalışacağına günde 4 bin liradan 20 gün çalışır daha fazla para kazanırım diyor. Ve de kazanıyor. Bunu gören Merkez Bankası parayı daha da sıkarak zamcının “sürümden değil birimden kazanma” oyununu zorla bozmaya çalışıyor. Güreş de uzayıp duruyor.
Bakalım faizci Merkez Bankası mı yaman, yoksa zamcı vatan- daşlar mı yaman?
SON SÖZ: Enflasyon her zaman ve her yerde davranışsal bir olgudur.