Yaşlı ve genç hücrelerin arasındaki biyolojik farklar

Niye yaşlanıyoruz her bakımdan öğrenelim. Sonra da onları ufak ufak geri almanın yollarını bulalım. Burada yaşı ilerlemiş birinden bahsetmiyoruz. Yaşlı ve genç hücrelerin arasındaki biyolojik farkları oluşturan etkenleri incelemek lazım.

Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor. SÖZCÜ TV’de İpek Özbey’in sorularını yanıtlayan Doktor Ayşegül Çoruhlu yaşlı ve genç hücrelerle ilgili önemli
konulara değindi, D vitamininin hayatımızdaki yerini anlattı.

ORGANA VE HÜCREYE GÖRE DURUM DEĞİŞİYOR

O iki hücre arasındaki zamanı, yıpranmışlığı değiştirebiliyoruz. Organa, hücreye, dokuya, duruma göre değişiyor. Tütün sağlığa zararlıdır, sigara içmenin akciğeri hızlı yaşlandırdığını bilmeyen mi var? Ya da aşırı güneşte yatmanın cildi hızlı yaşlandırdığını...” Şimdi ileri gidebiliyorsa bunları yapmayınca da doğal yaşlanma dediğimiz şey gibi oluyor.

Değişmeyen şeyler var

Burada hani Longevity’e gideceksek önce değiştiremeyeceğimiz şeyden gidelim. Annen, teyzen, anne tarafı ne kadar yaşıyor, hangi hastalıkları taşıyorlar, onu bir hatırlamak lazım ve oradan gelen avantajlar için işte Longevity olarak önce anneye teşekkür etmek lazım. Neden? İşte yumurta ile sperm birleşirken sperm gelip DNA’sını babadan bırakıyor, ama yumurtanın içerisinde bizim ilk mitokondriyal enerji üreten fabrikaların DNA’ları da var. Yani biz onu anneden alıyoruz. Aslında enerji üretebilme hikayesinin başlangıcı anne, anneanne, onun da annesi diye diye gidiyor.

Herkes dünyadaki yerini bulmalı

Hayat giderek zorlaşıyor. Yani her şeye yetişmek zorundayız. Çok fazla uyaran var. Her şey hormonlu vesaire.
Her şey bu kadar kötüye giderken biz uzun ve sağlıklı yaşam için gerekli enstrümanları nereden bulacağız?
Elimde olsa reçeteye yazarım: “Size güneşli, böyle yalın ayak sokakta gezebileceğiniz bahçenizde, denize de yakın bir yeri reçete ediyorum. Mahalleden üretip üretip yiyin. Televizyon yok, işte sosyal medya yok.” Ben zaten en iyi Longevity’i size vermiş olacağım. Herkes dünyadaki yerini bulmalı.

Longevity’nin birinci kuralı D vitaminidir

Şuradan bağlayayım: Genç hücre var, yaşlı hücre var. Ben gençken de tümör hücrem var, enfeksiyonlar oluyor, zombi hücreler dediğimiz eskimiş hücrelerim olabiliyor, inflamasyonum oluyor, yaramın izi zırt diye iyileşiyor, gripten iyileşiyorum. Hiçbir kanser bir günde olmuyor, o bir zaman meselesi ama kim bilir kaç tane kanser hücresi şu anda ikimizde dönüyor ve bizimkiler onları yakalıyorlar. Bunların yaşlandıklarında görmeleri, silah üretmeleri zayıflıyor ya; işte bu immün hücrelerin surveillance, tarama ve öldürmelerinin on ve off düğmesini D vitamini açar. “Longevity’nin birinci kuralı D vitaminidir” diye buradan bağlayalım. D vitamininin bütün dünyada çok güzel moleküller var. D3 var, D3K2 var falan. Hepsine de ‘yağda eriyor’ diye cümle kuruyorlar ya da işte “Güneşlenerek D vitamini alabilirsin” dendi. Bir ileri molekül var artık benim formüllerimden birinde ve çok az şu anda. Çok iyi de olduğu için çok yayılmış bir şey değil, dünyada da yayılmış bir şey değil. Hızlı çalıştığı için rapid diye ona öyle bir kod isim vermek gerekir.

‘Bu yaşlı hücre’

Bilim dünyasında yaşlılık hastalığının tedavisinin masada çalışanları başlığı oldu. Burada hani “Doğal bir şeydir yaşlılık, niye böyle şeyler söylüyorsun?” cümlesinin altında anlatmak istediğim, yaşı ilerlemiş birinden bahsetmiyoruz. Ama bir bilim insanı mikroskobun altına iki tane hücre koyuyor. Birine “Bu yaşlı hücre” diyor. Öbürüne bakıyor, “Bu hücre genç” diyor...

Aynı kiloda kalmak iyi bir şey

Longevity’i kontrol etmenin en ideal yollarından biri de aynı kiloda olmakmış. Vardır öyle tanıdıklar, 30’unda da aynı kilodadır düğününde gelinliğini giyerken, 70’inde torununu kucağına alırken de aynı kilodadır. Ve onlar zaten doyunca bırakırlar, az yerler falan filan, kafaları da dinçtir yani. O yüzden kiloyu, kilolu olmamak, kiloyu böyle işte şekeri de kiloyu da oynatmamak iyi bir şey yani, aynı kiloda kalmak iyi bir şey.

Şekerin yarattığı hasarı engelleyin

Son olarak şeker hasarı diye bir şey var. Hep konuşuyoruz diyabetten. Vücutta şeker hasarı bir yerden önce geri dönüyor da en sonunda dönmüyor artık o ayak yaraları makro görmüş. Ama onu yoldan döndüren de iki tane molekül var. Biri B1 vitamininin özel bir versiyonu, tiyamindir B1 vitamini, benfotiyamin diye. Bir de karnosin diye küçük bir maddeçik diyelim, benfotiyaminle karnosin de tiyakarnosin diye birleşiyor. Bu laf da, yaşlanma ve Longevity’e, bütün vücuttaki bağ dokusu, cilt, her yerdeki şekerin hasarını geri yani en son noktaya gitmeden engellemeye çalışan, DNA’daki gençlik genlerini açan trans-resveratrol ve NR’ı söyledik. Herkesi ortak havuzda eşitleyen D vitaminini ne olursa olsun alın ama bir üstüne çıkacaksanız elimizde rapid var dedik, genel oksidasyonu engellemek adına glutatyon güzeldir, onun lipozomal formül versiyonu da daha emilimi yüksektir diye böyle bir genel başlık yapabiliriz.

DNA onarımı ve gençleşme

DNA’mızın içinde gençlik genleri var, onlar uyuyorlar. Ancak bunlar olursa onları dürtüp de DNA onarımı ve gençleşme yapılabiliyor” bilimleri zaten senelerdir geçildi. O çalışmanın karşılığı olarak da bu iki molekülün uyuyan uzun yaşam genlerini diyelim, gençlik genlerini, sirtuin denen özel genler kofaktörleri. Onlar bunları ayağa kaldırıyor. Demek ki uzun yaşam genlerinin adı sirtuin’se bunların da kofaktörü NR ve trans-resveratrol’se bunları da biz Longevity dünyasına koyabiliriz. D’yi zaten koyduk. Glutatyonu konuşuyoruz mesela, master antioksidan diye. Glutatyonun özel başka yardımcılarla bir araya getirilmiş ve lipozomal yapılmış bir versiyonu da yine sadece karaciğer ve cilt değildir, vücuttaki bütün oksidasyon için genel Longevity protokollerine girebilir. İnsanlar bilmeyebilir ama benim aşırı mutlu olduğum formülüm kalsiyum alfa-ketoglutarat, Ca-AKG diye bir formülüm var. O da bu grubun içine girebilir.