Yemen’in ateşi ve Türkiye

21 Eylül 2026...

Orta Doğu’ya bugün yalnız devletlerin sınırlarından bakarsanız, yaşananları anlayamazsınız.

Haritaya başka türlü bakın:

Hürmüz, Babülmendep, Kızıldeniz, İran, Yemen, Suudi Arabistan, Irak, Suriye, Türkiye...

Bu haritanın yanına, ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi tablosunu koyun.

Şimdi, her iki haritaya biraz yukarıdan bakın...

Yıllardır bölgeyi şekillendiren büyük güçlerin müdahalelerini, vekâlet savaşlarını ve bunların geride bıraktığı çökmüş devletleri görürsünüz...

★★★

Irak, Libya, Suriye, Lübnan, İran...

Ve sıra çatışmaların dinmediği Yemen’de...

Ama Yemen’i küçümsemeyin.

Dünyanın “Moka” diye bildiği, ünlü kahvenin yetiştiği coğrafyadır orası.

★★★

Yemen Türküsü’nü bilirsiniz...

Anadolu’nun Yemen’de kalan evlatlarının ağıdı...

Osmanlı, Yemen’e binlerce asker gönderdi.

Çatışmaların yanı sıra hastalık, sıcaklık, susuzluk ve ağır coğrafi koşullar büyük kayıplara yol açtı.

Halkın hafızasında, zamanla “gidip de dönülmeyen yer” oldu Yemen...

Ayrılığın, hasretin ve dönmeyenlerin hüzünlü hikayesiydi...

★★★

En yoksul ülkelerden biri olan Yemen’de doğan Husi hareketi...

Savaşçı sayısı 2015’te yaklaşık 30 bin iken, 2024 itibarıyla 350 bine kadar yükseldi.

Balistik füzeleri, kamikaze İHA’ları, gemisavar füzeleri ve deniz dronlarıyla Orta Doğu’nun en güçlü devlet dışı silahlı aktörlerinden birine dönüştü.

Üstelik geri çekilen Suudi destekli güçlerden kalan, gelişmiş Amerikan ve Suudi silahlarının bir bölümü de Husilerin eline geçti.

★★★

Husiler, bugün Yemen topraklarının yüzde 33’ünü, nüfusun yüzde 67’sini yönetiyor.

Başkent Sana onların elinde.

Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti ise ülkenin diğer kesimlerinde varlığını sürdürüyor.

Fakat, kendi içindeki farklı silahlı-siyasi yapılar nedeniyle parçalı bir durumda...

★★★

Şimdi haritaya yeniden bakalım...

İran’ın güneyinde: Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’nin kapısı.

Yemen’in batısında: Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz-Süveyş güzergâhının diğer kapısı.

Dünya enerji sisteminin iki şah damarı...

Hürmüz aksarsa Körfez petrolünün dünyaya açılan yolu tıkanır.

Babülmendep aksarsa Kızıldeniz-Süveyş güzergâhı sekteye uğrar.

İki kapı aynı anda kriz alanına dönüşürse sorun artık bölgesel savaş olmaktan çıkar.

Kriz, dünya ekonomisini vurur.

Husilerin Babülmendep çevresindeki son kazanımları artık taktik değil, stratejik önem taşıyor.

★★★

Asimetrik savaşın çarpıcı tablosu rakamlarda gizlidir.

Suudi Arabistan, 2025’te savunmaya 83 milyar dolar harcadı.

İran’ın 2025 resmî askerî harcaması, yalnızca 7.4 milyar dolar.

Yani Suudiler, İran’ın 11 katı harcama yaptı.

Ama güvenliği, hâlâ büyük ölçüde ABD’nin desteğine bağlı.

Husilerin ise açıklanmış bir savunma bütçesi yok, ama Riyad’ı tehdit ediyor.

Özetin özeti, Suudi Arabistan savaş alanına dönüşme riskiyle karşı karşıya.

★★★

Ve bugün...

İran, doğrudan savaşmadan stratejik etki üretebilecek konuma geldi.

Füze Yemen’den kalkıyor.

İHA Yemen’den kalkıyor.

Ama sonuç Riyad’da, Kızıldeniz’de, petrol fiyatlarında ve ABD’de hissediliyor.

★★★

Peki Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ne olacak?

Çünkü anlaşmaya göre, üyelerden birine yapılan silahlı saldırı diğer iki ülkeye de yapılmış sayılır.

Ankara’nın ikilemi işte burada.

Suudi Arabistan’a yardım etmek, ama Yemen bataklığına girmemek...

Mekke Anlaşması’nın caydırıcılığını korumak, ama İran’la doğrudan karşı karşıya gelmemek...

★★★

1962’de Mısır, Yemen’e rejim ihraç etmek için girdi.

1970’e kadar yıpratıcı bir savaşa saplandı ve büyük kayıplarla çekildi.

Sonucun adı “Mısır’ın Vietnam’ı” oldu.

Suudi Arabistan, 2015’ten bu yana Yemen savaşının içinde...

Sonucun adı “Suudi Arabistan’ın Afganistan’ı” oldu...

★★★

İşte, Türkiye’nin görmesi gereken tablo budur.

Riyad’a atılan füze, yalnız Suudi Arabistan’a gönderilmiş bir füze değildir.

Mekke Anlaşması’nın caydırıcılığına da yönelmiş bir sınamadır.

Fakat asıl soru şudur:

Türkiye, Suudi Arabistan’ın savunmasına katkıda bulunurken, Yemen savaşının tarafı olmamayı başarabilecek mi?

Şimdi Türkiye’nin yapması gereken, başkalarının hatalarını tekrarlamamaktır.

Çünkü, Yemen’e giden yol kısa olabilir...

Ama Yemen’den çıkışın yolu, tarihte hiçbir zaman kolay olmadı.

★★★

Önümüzdeki saatler ve günler kritik...

ABD’de 3 Kasım 2026 ara seçimleri yaklaşırken, Trump’ın bir başarı hikâyesine ihtiyacı var.

Ekonomideki sıkıntılar, Trump’ın seçmen desteğini azalttı.

Bu nedenle bölge, daha şiddetli saldırılara sahne olabilir.

Trump açısından asıl savaş, İran’la ya da Yemen’le değil...

3 Kasım sandığıyla.

Türkiye ise bu yangının tümüyle dışında kalmalı.

Çünkü bu savaş, Türkiye’nin savaşı değil...

Yazarın Diğer Yazıları