Yeraltına “Kulikar”la yolculuk

Ankara’nın Çayırhan ilçesinde bulunan kömür ocaklarının ve termik santralin özelleştirmesi gündeme geldiğinde çalışanlar arasında bir kaygı başladı. Özelleştirilmiş bazı işyerlerinde arkadaşlarına ödemelerin düzenli yapılmadığını biliyorlardı. Benzer durumun kendilerinin başına gelebileceğini düşünüyorlardı. O zaman “Eylem” dediler. 1.300 işçi, işi durdurmadan eyleme başlamışlardı. Basın açıklamaları yapıyor, özelleştirmeye karşı çıkıyorlardı. Ancak sesleri duyulmuyordu.

Sendikacılar, mesaisi biten 500 civarında işçi kendilerini ocağa kapattı. Ocaktan çıkmıyorlardı. Bu eylem ses verdi. SÖZCÜ, bu eylemi her gün duyuruyordu. Bir haftayı bulan “Kapanma eylemi”ni sonlandırmak için Türk İş Genel Başkanı Ergün Atalay devreye girdi. İşçilerle yer altında görüştü. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nurettin Akçul ile birlikte işçileri kapandıkları ocaktan çıkardı. Çözüm bulunamazsa Ankara’ya yürüyüşü başlatılacaktı.

KIŞ ORTASINDA ANKARA’YA

Özelleştirmenin durdurulması için parti ilçe başkanlarına gittiler. Destek istediler. Ancak olumlu bir gelişme olmadı. Bu kez Ankara’ya yürümeye karar verdiler. Soğuğa, kara aldırmadan yola çıktılar. “Maden vatandır, vatan satılmaz”, “Ankara...Ankara duy sesimizi; bu gelen madencinin ayak sesleri” diyorlardı. Başlarındaki baretlerini çıkarıp oturdukları yerde tempolu olarak yere vuruyorlardı. Ankara, madencilerin sesini duydu. İhalenin ertelendiği açıklandı. İşçiler de Beypazarı’ndan Çayırhan’a döndü. Maden İş Çayırhan İlçe Sekreteri Selim Arslan, “Geldik, çadırlarda eylemi sürdürdük. Ancak hiç iyi haberler alamıyorduk. Yeniden Ankara’ya yürüyüşe başladık. Üç günlük yürüyüşten sonra Ankara’ya ulaştık, Enerji Bakanlığı önünde açıklama yaptık. 112 gün süren eylemin sonuna gelinmişti. İşçilerin haklarının eksiksiz verileceği garanti altına alındı. Sendikacılar da, işçiler de sözleşmeye eksiksiz uyulması koşuluyla bunu kabul etti.

Çayırhan kömür ocakları 1986’dan beri el değiştirse de ayda 500 bin ton üretim yapılıyor. Termik santralin bakımı yapıldı, üretim arttı. Maden üretimini artırmak için gerekli planlama ve yatırımlar yapıldığını rakamlarla Genel Müdür Oytun Kutay’dan, 30 yıldır hep aynı yerde çalışan Maden İşletmeleri Direktörü Faik Ustabaşı’ndan dinliyorum.

YERALTINDA İFTAR

Türk İş Genel Başkanı Ergün Atalay, her Ramazanda bir iftarı yeraltında maden işçileriyle birlikte yapıyor. Maden İş Genel Başkanı Nurettin Akçul’la iftar için Çayırhan’a giderken ben de yanlarındaydım. Şirket yönetim binasına gidip madenci kıyafetlerimizi giydik. Ayakkabısı, gözlüğü, kulaklığı, bareti, lambası, kabanı, oksijen maskesi derken her şeyimiz tamam. Ocağın ağzında uyarıcı levhalar var. Bir tabelada da, “Şakalaşma, kazaya yol açar” uyarısı bile yazılmış.

“Kulikar” bizi bekliyor. “Kulikar” madenciler için en önemli bir araç. Ray ve halat üzerinde yavaş yavaş ilerleyen bu aletin sesini duyuyor, hemen yanımızdan taşınan kömürü görüyoruz. Yer altı ayrı bir dünya. Özenle tahkimatı yapılmış yüksek duvarlar, tavanlar, bazı yerlerde gördüğüm çok kalın zincirlerin işlevi vardı. Yüksek tavanlı, son derece bakımlı olan yolda sürekli yer altı derinliklerine doğru iniyoruz. Yeraltına 350 metre derinliğe inmiştik. Tam anlamıyla birer demir yığını olan “Kulikar”ın durduğu yerde, masalar kurulmuş, iftar hazırlıkları tamamlanmıştı.

O SES ÜRKÜTÜCÜYDÜ

İşçi kardeşlerimiz masayı özenle hazırlamışlardı. İftarda mercimek çorbası, ardından pilav üstü kavurma, ayran, baklava büyük bir iştahla yeniliyordu. Alışık olmadığımız bir ses duydum. Sanki madende bir şeyler oluyordu. Kendisi de bir zamanlar madende çalışmış olan Genel Başkan Nurettin Akçul, “Bir şey yok.. Su borularının tazyiki nedeniyle böyle sesler çıkıyor” dedi. O sesi yemek yerden sıkça duydum. Gerçekten yanımızdan temiz su borularının yanı sıra, kirli su boruları da geçiyormuş. Bu sesler madencileri hiç ürkütmüyor.

Karşımda oturan işçi kardeşime kavurmadan, pilavdan vermek istedim. “Teşekkür ederim, siz buyurun, misafirsiniz” dedi. Bu vardiyaya işçiler saat 16.00’da girmişti. 24.00’e kadar çalışacaklardı. Üç vardiya halinde çalışmalar sürüyor. Maden İşletmeler Direktörü Faik Ustabaşı, “Çayırhan işletmeleri tam anlamıyla bir okuldur. Bazılarının babalarıyla çalışmıştım. Onlar emekli oldu, şimdi evlatlarıyla çalışıyoruz. Biz burada bir aileyiz” diyor.

“Kulikar”la gidişte de dönüşte de özenle hazırlanmış, asılmış uyarı levhaları görmüştüm. İş Güvenliği Koordinatörü Oğuz Karahan, işçi sağlığı ve güvenliğine büyük önem verilmesi gerektiğini belirtti, yalnız uyarıcı levhalar değil, bu konuda eğitime de önem verdiklerini söylüyor. Ülkemizde son yıllarda yerli kömür, işletmeler için pahalı geliyor, o yüzden ithal kömüre büyük yöneliş var. Türk İş Genel Başkanı, “Devlet, yerli kömür üreticilerinin sesine kulak vermeli, yerli ve milli kaynaklar kullanılmasını teşvik etmeli” diyor.

GİDENE “HAYIR OLA” GELENE “GEÇMİŞ OLSUN”

“Kulikar”a binip yer altına inecek işçilere dışarıda bulunanlar, “Hayır ola” diyor. Meğer, işçiler yer altına inerken arkadaşları tarafından hayırlı olsun dileğiyle uğurlanıyor. Yeraltında mesai biten işçi, “kulikar”dan inerken, onları karşılayanlar, “Geçmiş olsun” diyor. Yani kazasız-belasız döndüklerinden mutlu oluyorlar. Gidene “Hayrola”, dönene “Geçmiş olsun” denilmesi de madencilikte bir gelenektir. Bir gelenek daha var. Yeraltında işçiler arasında bir olumsuzluk, tartışma yaşansa bile bu asla yer üstüne taşınmaz. Onlar yer altında gömülür. Vardiyalar arasında da yarışlar olur. Anılar anlatılır. Yer altında dostluk bir başkadır.

Yer üstüne çıktığımızda hava kararmıştı. Binanın girişindeki soba gürül gürül yanıyordu. Orada sıcak sohbetler de yapılır. Türk İş Genel Başkanı, telefonla Akçadağ Enerji’nin sahibi Furkan Akçadağ ile telefonla konuşup teşekkür etti. Hemen yakınındaki bir kömür ocağında ise üzücü olaylar yaşanıyordu. Kömür ocağında ve termik santralde çalışan 750 işçi düzenli maaş alamamaları nedeniyle Ramazanda eyleme başlamıştı. Salı günü işçiler Ankara’ya gelecek, Enerji Bakanlığı önünde durumlarını basın açıklamasıyla duyurmaya çalışacaklar. Yani, yer altından her zaman iyi haberler gelmiyor...

Madenci kıyafetlerini çıkarmak için Çayırhan Enerji binasına geldiğimde, yemek yediğimiz ocaktan çıkarılan kömür, kilometrelerce öteden Akçadağ Termik Santrali’ne akıyordu...

Yazarın Diğer Yazıları