Cezaevlerinden gelen her mektubu okurken içim sızlar, içimden “Allah kurtarsın” derim. Gündemde hep siyasiler oluyor ama mahkumun bin bir türlü sıkıntısı, anlatamadığı, sesini duyuramadığı olaylar da yaşanıyor.
Ülkemizde 378 cezaevi bunuyor. Cezaevlerinde yer olmadığı için mahkumların yerlerde yattığı, bazılarının nöbetleşe yattığı sıkça dile getiriliyor. Nisan ayı itibariyle cinsiyete ve infaz durumuna göre ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklu sayısı şöyle:
TIKLIM TIKLIM
- Hükümlü: Erkek 334 bin 713, Kadın: 15 bin 914, Çocuk 1.260 kişi. Cezası kesinleşmiş, cezaevlerinde toplam 351 bin 887 kişi bulunuyor.
-Tutuklu: Erkek 55 bin 355, Kadın 3 bin 895, Çocuk 3 bin 264 kişi. Yani Cezaevlerinde toplam 62 bin 514 kişinin cezası henüz kesinleşmemiş. Bunların tutuklu olarak yargılaması sürüyor.
Cezaevinde hükümlü ve tutuklu sayısı son belirlemelere göre 414 bin 401 kişi. Yapılan infaz düzenlemelerine rağmen cezaevlerinde boşalma olmuyor, o yüzden yeni cezaevleri yaptırsanız da onlar da doluyor.
Son dönemlerde “çocuk” yaştakilerin organize suç örgütleri içine alınıp eylemlerde kullanılması da başlı başına sorun haline geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yeni yargı paketinde 18 yaşından küçüklere verilen cezaların da artırılacağını söyledi. “Cezası az oluyor” diye çocuk yaştakilerin eline silah verilip eylem yaptırılmasının önüne geçilmeye çalışılacak, bunları eylemde kullananlara da daha ağır ceza verilecek.
BİR BABANIN MEKTUBU
Mustafa Dinçer, Sabah gazetesine Dinç Bilgin’in sahip olduğu dönemde en üst yöneticilerinden birisiydi. Oğlu Emrah, işlediği bir suç nedeniyle hüküm giydi. İstanbullu Emrah, halen Iğdır S Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’nda bulunuyor. Son bir yılda yaşadıklarıyla ilgili tam 204 dilekçe yazdı. Baba Mustafa Dinçer, Ceza ve Tevkif Evleri’nin yeni Genel Müdürü Çelebi Yılmaz’a oğlunun feryadını duyurmak istedi. Mustafa Dinçer’in mektubundan ve iddialarından aktarıyorum:
1- Oğlum Tunç Emrah Dinçer 1,5 yıldır bu cezaevinde mahkum olarak bulunmaktadır. Bugüne kadar orada yapılan mobbing, kanunsuz eylemleri, gerek ben defalarca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına, Iğdır C. Başsavcılığına ulaştırarak; kötü muamele, mobbing ve can güvenliği ile ilgili şikayetleri de belirterek dilekçe vermeme ve oğlum 204 kez savcılıklara, idareye dilekçe vermesine rağmen; zulüm ve kötü muamele devam etmekte ve dilekçelerimize dönüş yapılmamaktadır. Kısaca, çözemediğimiz bir
konuya kalıcı bir engel konulmaktadır.
2- İnfaz koruma memurlarının ‘yaka kamerası’ takma zorunluluğu bulunmasına rağmen, mobbing ve kötü muamele yapılacağı zaman kameralar takılmamaktadır. Kendi kafalarına göre ‘işaretledikleri’ mahkumları (oğlum dahil), geceleri uyutmamak için coplarla koğuş demirlerine vurarak ve uyanık olmaları halinde küfürler ederek tahrik etmekte ve mahkumları dövmektedirler. Ayrıca telefon görüşlerinde mahkumu koğuşundan ağır küfürlerle alarak ve koğuşa götürürken de aynı tavrı takınmaktadırlar. Özellikle oğluma karşı diğer mahkumları tahrik ederek hayati tehlike yaratmaktadırlar. (Bu konuda defalarca hastalık ve can güvenliği dilekçemiz mevcuttur.)
204 DİLEKÇE YERİNE ULAŞTI MI?
3- Özellikle bir görevli oğlumun yüzüne karşı “Seni bitireceğim” demiş ve bu konuda da dilekçe verilmiştir.
4- Bu cezaevinde 204 kez dilekçe verilmiş olup, idare görevlileri müvekkilimizi ve mahkumları döverek eziyet yaparak (bu konuda şahitlik yapan 3 mahkum zorla şikayetlerini geri aldırdıklarını itiraf etmişlerdir) görevlerini kötüye kullanmaktadır. Ayrıca sürekli disiplin (hücre cezası) cezası verilmektedir.
5- Cezaevindeki kötü muamele, mobbing her geçen gün artmaktadır. Özellikle Cezaevi Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne ve bakanlığa yazılan dilekçeler ‘kameralar önünde verilmesine rağmen’ Müdür Bey ‘dilekçeyi bulamıyorum, olmazsa yeniden yazsın’ diyerek, şikayet hakkını engellemekte ve üst makamların haberdar olmasını kasıtlı olarak engellemektedir.
SONUNU SEN DÜŞÜN
6- En son oğlum T.C. Adalet Bakanlığı - Sayın Akın Gürlek’e 22 Nisan 2026 tarihinde dilekçe vermiş ve kameralar önünde idareye teslim etmiştir. Ancak bu dilekçenin de yok edileceği endişemiz vardır.
7- Kısaca, bu cezaevinde sürekli mobbing, kötü muamele, mahkumları birbirlerine hasım etme, tahrik, ağır küfürler edilmiş. 3 ay önce annesi vefat ettiğinde, oğlum beni arasın diye telefona götürüldüğünde ‘Anan ölmüş, babanla konuşacaksın, atıp tutarsan sonunu sen düşün’ denmiştir.”
İDDİALAR İÇİN SÖYLENEN
Baba Mustafa Dinçer, mektuptan önce de telefonla aramış, daha ağır iddialarda da bulunmuştu. Cezaevi yetkililerinden bu iddiaların doğru olup olmadığını bir meslektaşım aracılığıyla öğrenmeye çalışmıştım. Emrah’ın sorunlu bir mahkum olduğunu, kötü muamele iddialarının doğru olmadığını, cezaevinde 600 civarında kamera bulunduğunu kaydettiler. Bir mahkum 1,5 yılda 204 dilekçe yazıyorsa bunu yazdıran nedenler vardır.
Baba, oğlunun şu günlerde yine hücreye atıldığını belirtti. Cezaevi İnceleme Komisyonu da mahkumun iddialarını dinlemeli ve gerçeği ortaya koymalı. Sonucuyla ilgili Adalet Bakanlığı’nın bir açıklaması olursa köşemizin açık olduğunu da belirtmiş olalım.
Tanınan, bilinen bir babanın feryadını aktardım. Gerçek ancak inceleme sonucu ortaya çıkacaktır.