Sevgili okurlarım, başımızdaki AKP’nin 25. yılı törenlerle kutlanıyor. Daha nice 25 yıllar olsun inşallah, amin!
İş başına ilk geldiklerinde Recep Tayyip kendisini izleyenlere parmağını gösterip şöyle diyordu:
“Bütün servetim işte bu yüzükten ibarettir!”
Bu yüzük sonraki yıllarda giderek irileşti, büyüdü ve bugünkü düzeyine dönüştü.
İktidarının ilk yıllarında millete gerçekten umut saçıyordu... Çünkü dünyadaki ekonomik koşullar çok uygundu. O yıllar kendi açısından iyi gitti.
Örneğin kuru soğanın kilosu o yıllarda 60 lira değildi. Pazar esnafı domatesin kilosunu yaz mevsiminde bile 50 liraya satacağını aklına bile getirmiyordu.
★★★
İşçinin, memurun, emeklinin ve çiftçinin durumu hiç de fena değildi. Örneğin devletin sigorta kurumunun adı o zamanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) idi. Kurumdan bir ev kredisi aldığınızda bir miktar borçlanarak yeni bir konut sahibi oluyordunuz.
Orta gelirli bir vatandaş çocuğunu özel okullarda, özel üniversitelerde okutabilirdi. Rakamlar henüz uçmamıştı.
Partinin kuruluşundan sonra birkaç yıl daha olumlu geçince bunlar şımardı. Kendilerini memleketin kurucu ve koruyucu meleği olarak görmeye başladılar.
Atatürk’ü küçümsemeye bile kalkıştılar.
Yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma yavaş yavaş gerçek hayatta ve ülke gündeminde yer bulmaya başladı.
Geçmişteki hedefleri artık tutmuyordu.
İktidar partisi yavaş yavaş sinir bozukluğuna uğramaya başlamıştı.
★★★
Baktılar ki durumlar iyiye gitmiyor, yeni anayasalar denemeye karar verdiler. Rejim ve hükümet sistemi değiştiği takdirde her şey güzel olacaktı!
Bunun tek yolu da memleketteki her çeşit yetkiyi tek adama ve onun Saray kadrosuna bırakmaktı... Ve her şey istedikleri gibi oldu.
Olmasına oldu da memleketin temel taşlarını, taşıyıcı kolonlarını çatırdatmak, bazen de yıkmak pahasına!
Bu konuda bir anda yüzlerce örnek verilse yine de az gelir ama size en son örneği sunayım. Tek adam geçen Mayıs ayında bir kararname yayınladı.
18 bin öğrencinin okuduğu Bilgi Üniversitesi’ni kendi tek imzasıyla kapatmıştı. Nedeni niçini yoktu!
Karar Resmi Gazete’de yayınlandı... Ve aradan tam iki gün geçmişti ki bu kez aynı üniversiteyi yeniden ve kendi imzasıyla açtı!
Devletin yönetimi, devletin kuralları yok ediliyordu ama ona ne!
★★★
Şimdi 25. yılını kutlayan bu topluluk günün birinde kapıyı Suriyelilere açmayı da başardı! On binlerce işsiz Suriyeli Türkiye’ye buyur edildi. Türk vatandaşlarına verilmeyen her türlü haklar onlara verildi.
Son yıllarda başımıza açılan en büyük belalardan biri bu Suriyeliler oldu. Bedelini bizler ödedik ve ödemeyi sürdürüyoruz.
Bunların ‘icraatından’ bir örnek daha...
ABD vatandaşı olan rahip Brunson çeşitli suç iddiaları nedeniyle İzmir’de tutukluydu. Günün birinde Trump, bizimkine ağır bir mektup yazdı... “Aptal olma, istersem senin ekonomini perişan ederim” diyor ve rahibin derhal bırakılmasını istiyordu.
Rahip bırakıldı ve Trump tarafından aynı gün gönderilen özel bir uçakla memleketine yollandı!
★★★
Ancak bu 25 yıl boyunca kendi açılarından ‘başardıkları’(!) çok önemli bir iş vardı. Belki de bu 25 yılın en önemlisi...
Yargıyı kendilerine bağladılar. Tarafsız ve bağımsız yargı yok edildi.
Seçimle gelen CHP’li belediye başkanlarının çoğunu bu yolla tutukladılar.
CHP’nin önümüzdeki seçimde cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu da bu furyada payına düşeni aldı.
Son olarak da ellerindeki yargı gücünü kullanıp CHP’yi böldüler. Parti bütün parası, mal varlığı ve her şeyi ile kendi adamları olan KK ekibine devredildi.
★★★
Burada artık milyonlarca insanımızı canından bezdiren fiyatlara, hırsızlık ve yolsuzluklara, işsizliğe, devletin ve milletin soyulmasına falan hiç değinmiyorum. Bunlara her günkü yaşamında tanık olan sizler, bazılarını elbette benden çok daha iyi biliyorsunuz.
Vatandaşı kandırmanın bir yolu da AB üyeliğinden geçiyordu. Yıllardır yalvarıyorlar, bir sürü palavra atıyorlar “Türkiye yüzyılı” diyorlar, “Dünya devi olduk” diyorlar ama AB bu numaraları yemiyor ve onları kapı eşiğinde, vize kuyruklarında süklüm püklüm bekletmeyi sürdürüyor.
Bu 25 yılda toplumda ahlaksızlık zirve yaptı, milyonlarca insanımızda büyük yıkımlar yarattı. Türkiye Cumhuriyeti bu parti ve Saray ekibinin yıkım ve rant alanına dönüştü.
Efendim şimdi 25. yılı kutluyorlarmış, ne diyelim...
Keser döner sap döner / Gün gelir hesap döner!/