Zaferin sırrı!

“Zafer ‘zafer benimdir’ diyebilenin, başarı ‘başaracağım’ diye başlayanın ve ‘başardım’ diyebilenindir!”

Atatürk’ün bu sözlerini bana hatırlatan “Atatürk’ün kızları” oldu.

Voleybol Kadın Milli Takımı’mız Milletler Ligi’nde dünyanın en iddialı takımlarını bir bir devirdiler!

Onlara “Filenin Sultanları” diyorlar. Yanlış! Onlar “Atatürk’ün kızları”dır.

Amerika’yı yendiler...

Kanada’yı yendiler...

Çin’i yendiler...

...Ve final maçında da Brezilya’yı da devirip milletin kalbinde yer ettiler.

Onlarla ulusça gurur duyuyoruz. Türk sporunun yüz aklarıdır kızlarımız...

★★★

Dünya Kupası’nda ilk grupta ve daha ilk iki maçta peş peşe yenilip kupaya veda eden Futbol Milli Takımı’mızın perişanlığından sonra, ulusça böyle muhteşem bir başarıya ihtiyacımız vardı...

Fakat... Ortada bir ödül dengesizliği var.

Hayal kırıklığı yaratan milli futbolcularımıza “Teselli” için mi nedir, 16 milyon dolar (Yaklaşık 752 milyon TL.) mağlûbiyet primi (!) ödendi.

Mağlûbiyet primini dünyada ilk defa bizim Futbol Federasyonu icat etmiş olmalı! Başka örneği yok!

Milletler Ligi’ni kazanarak birinci olan Kadın Voleybol milli Takımı’mıza ise toplam 1 milyon dolar (yaklaşık 47 milyon TL.) şampiyonluk primi verildi.

Adaletinizi sevsinler!

★★★

Şimdi soralım:

Kadın Voleybol Milli Takımı’mın bu büyük başarısında kimlerin emeği var?

İtalyan Teknik Direktör Daniele Santarelli ve...

Bütün kadın milli voleybolcularımız...

Peki, onlara bu kazanma ruhunu aşılayan ve imkânları yaratan kim?

Bunu, spor yazarı Arif Kızılyalın’dan başka hiç kimse dile getirmedi.

Zaferin sırrı Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın yönetimidir...

Takımı o yarattı. Başarılı Teknik Direktörü o buldu ve takımın başına geçirdi. Onlara moral verdi kazanacaklarına inandırdı.

★★★

Federasyon Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, düzgün, dürüst ve mütevazı bir kişiliğe sahip olduğu için ortaya çıkıp kendisini övmedi, sporcularını ve Teknik Direktörü övdü, öne çıkardı.

Ben, Mehmet Akif Üstündağ’ı kutluyor, idareciliğini ve yönetim yeteneğini alkışlıyorum.

Keşke futbolumuzun başına getirilse de kulüpleri ve milli takımımızı içine düştükleri bataklıktan kurtarsa...

İnanıyorum ki, bu yönetim yeteneği ile o Türk futboluna ivme kazandırır, kısa sürede toparlayıp Millî Takımı’mızı başarı peşinde koşturur.

Fakat, iktidar böyle bir şey yapmaz tabii ki... Ve siyasi nedenlerle Futbol Federasyonu ehil olmayan ellerde kalmaya devam eder, biz de her yenilgiden sonra “Ah-vah” eder dururuz!

Bodrum’da, halkı canından bezdiren otel inşaatı!

Bölgede kimi görsem ağlamaklı!

“Yaz günlerimiz zehir oldu” diyor ve ekliyorlar:

“İnşat, inşaat! Gürültülü kamyonlar, dozerler, toz-toprak... Nedir çektiğimiz bu çile?”

Şikâyete konu olan yer Bodrum Gündoğan Küçükbük sahilinde “1325 odalı Hillside Bodrum Otel ve Tatil Köyü” inşaatı...

Alarko Holding tarafından yaz aylarında bile hızla devam ettirilen bu inşaat, çevre halkının kâbusu olmuş...

“Hani Bodrum’da yaz aylarında inşaat yasağı vardı? Bu yasak kalktı da bizim mi haberimiz yok?” diye yana yakıla şikâyet ediyorlar.

“Bunu bana değil, Bodrum Belediyesi’ne sorun” diyorum. Cevap şu:

“Bu insafsız, acımasız, vahşi yapılaşmayı herkese duyurduk ama hiçbir makam ilgilenmedi, hiçbir yetkilinin sesi-soluğu çıkmadı. Bizler bu azabı çekmeye devam ediyoruz. Oy vererek iş başına getirdiğimiz kişilerin sadece seçim zamanı ‘insana saygısı’ varmış meğerse... Seçim yoksa saygı da yok, iş de hizmet de yok! Lânet olsun!”

Şikâyet edilen yere gidip şöyle bir baktım. Vatandaşlar yerden göğe kadar haklı. Fakat... Burası Türkiye ve ne yazık ki işler böyle!

GÜNÜN SÖZÜ

Uygulanmayan yasalar zulmün en berbat çeşididir

Yazarın Diğer Yazıları