10 yıllık karanlık!

Darbe günü erken saatlerde bir binbaşı MİT merkez binasına gidip; “hazırlık var, darbe yapacaklar” diye ihbar etti. Binbaşı, MİT Başkanı Hakan Fidan ve o sırada Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile görüştü ama “darbe olacağı haberini” Başbakan’a (o yıllarda Binali Yıldırım) bile söylemedikleri haberi yazıldı. Haber yalan diyen çıkmadı. Darbe önlenebilirdi. Niçin önlenmedi?

★★★

Kaygı, utanç, hile, gizleme, yalan, öfke, ihanet, hainlik dolu bir gündü. 10 yıl geçti. 3 bin 650 gün eder. 15 Temmuz kanlı darbe kalkışması devletin bütün kurumlarına ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sızmış, sızdırılmış, korunmuş Fethullah vidalı subayların darbe denemesi; “tek bir tankı harekete geçirip, tek bir uçağı bile havalandıramadan karargah içinde durdurabilirdi, niçin bu yapılmadı?” sorusu henüz aydınlanamadı.

3 bin 650 gün geçti.

Karanlık duruyor.

★★★

Başa dönelim, 10 yıl önce 15 Temmuz günü “kanlı koltuk kapışmasına” nasıl gelinmişti; onu hatırlayalım: İki kişi vardı. İkisi de “cami ile siyaset arasında pişmiş, ikisi de küresel güçlerle çok iyi siyasi ilişkiler” kurmuşlardı.

Beraber oldular.

İktidara geldiler.

★★★

İktidar ortağı iken ilk yıllarda birbirleri için “kıblemiz aynı-ne istedin de vermedim” diyorlardı. İkisinin de “tek davası” laik ve demokratik Cumhuriyeti, otoriter-tek adamcı bir yapıya dönüştürmekti. İkisi de gücünü kendilerine inanmış taraftarlarından alıyordu. Evet seçimle iktidara geldiler. İktidara ilk geldikleri günlerde birinin elinde devlet tecrübesi olan bürokrasi yoktu. Diğeri, önceki iktidar dönemlerinde devlet içinde kadrolaşmış, bütün kurumlara sızmıştı.

Güçler birleştirildi.

Tek koltukta.

İki kişi oturdular.

Biri:

Tayyip Erdoğan.

Öbürü:

Fethullah Gülen’di.

★★★

İktidarları 15 yılını doldurmadan birbirlerine düştüler. Biri öbürünü koltuktan ittirmeye karar verdi. Akşam saatlerinde henüz güneş batmamışken darbe girişimi “2 kişilik koltuğu 1 kişiye sahiplendirmek ihtirasından” doğdu. Darbe yapmak isteyenler gündüz vakti halkın üzerine ateş ettiler. Polis ve ordunun içinde darbeye karşı subaylar kahramanca direndi. Darbeyi önlemek isteyenler halkı “demokrasiye sahip çıkmaya” çağırdı.

Halk sokağa indi.
251 kişi şehit.
2.196 kişi gazi.

★★★

Aslında olan; Türk askerinin birbirine ve halkın üzerine ateş etme noktasına getirilmesiydi. Ateş edenler baş imam Fethullah’ın “telkinine” kapılmışlardı ama sonuçta bu ülkenin ordusuna sızdırılmış subaylardı. Ateş 22 saat sürdü. 9 bin asker, 35 uçak, 37 helikopter, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı askeri araç, 4.000’e yakın hafif silah kullanıldı. Kendi askerinin, uçağının, helikopterinin, tankının kendi halkını vurması nedir?

Hain kötülük.

★★★

Soruyu tekrar yazayım:

Kışlalarından çıkan kanlı katil darbecilerin, halka ve meclis binasına ateş etmeden yakalanmaları ya da teslim alınmaları mümkün olabilirdi, niçin olmadı? Arkası OHAL ilanı ve KHK yağmuruyla geldi. ‘Tek Adam’ düzeni o günden sonra yıldırım hızıyla kuruldu.

3 bin 655 gün geçti.

O gün gerçekte ne olduğunu henüz üç-beş kişi hariç 86 milyon bilmiyoruz. Meclis’te bütün partilerin milletvekillerinin katılımıyla kurulan “Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu” dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar (sonra AKP milletvekili oldu) ile dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan (sonra Dışişleri Bakanı oldu) sorulara cevap versinler diye çağırdı, gelmediler. Niçin gelmediklerini de henüz halka açıklamadılar. 15 milletvekilinden oluşan Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, 1000 sayfayı geçen bir rapor yazdı.

Rapor kayıp edildi.

Fethullah Gülen ABD’den getirilip mahkeme edilmeden öldü!

Fethullah Gülen, ABD’den getirilmedi, getirilemedi, mahkeme edilmedi. ABD’de öldü. Öldüğü ev şimdi “evliya türbesi” gibi ziyaret odağı yapılmış diye haberler yazılıyor, okuyorsunuzdur. Washington’a 5 uçakla gidip bir önceki NATO toplantısı sırasında ABD Başkanı Biden’ın masasında eşli yemeğe oturabilme gücü, kudreti olanlar ya da geçen hafta Ankara’da NATO zirve toplantısında bugünkü ABD Başkanı Trump ile “dost fotoğrafı” çektirip Türkiye’nin geleceği için karar alanlar, “Papazı verdikleri halde Fethullah Gülen’i canlı getirip yargılamaktan” niçin vazgeçtiler? 10 yıl geçti. Bu soru da koyu karanlıkta duruyor!

Yazarın Diğer Yazıları