Türkiye 1986 yılından itibaren özelleştirmelere başladı. Cumhuriyet’in birikimi fabrikalar, tesisler, barajlar, limanlar ve pek çoğu özelleştirildi. 2025 yılı sonu itibarıyla
özelleştirme serüvenimiz 40 yılını bitirdi.
Peki kırk yılda ne kadar özelleştirme geliri elde edildi? Ne kazandık? Neleri kaybettik? Özelleştirme gelirleri altyapı yatırımlarına kaynak mı oldu? Yoksa nerelere harcandı?
Kırk yılda ‘Babalar gibi’ sattılar
Özelleştirmenin kırk yıllık geçmişine baktığımızda yıllarca vergilerimizle tesis edilmiş varlıkların nasıl “babalar gibi” satıldığını kamunun elinden kayıp gittiğini görüyorsunuz. Satılanların listesi çok uzun. Bu listede; limanlar, yem fabrikaları, şeker fabrikaları, gübre fabrikaları, bulgur fabrikaları, çimento fabrikaları, dokuma fabrikaları, oteller, turizm tesisleri, sosyal tesisler, SEK işletmeleri, Et ve Balık Kurumu kombinaları, SÜMER Holding işletmeleri, Merinos Halı markası, TURBAN marinaları, SEKA işletmeleri, TEKEL sigara fabrikaları, işletmeleri, işletme hakları, ruhsatları, makine ve teçhizatları, EÜAŞ’a ait hidroelektrik barajlarının işletme hakkı devirleri, elektrik dağıtım şirketleri, doğalgaz dağıtımı imtiyazı, karayolları araç muayene hizmetleri imtiyaz devri, maden sahalarının işletme hakları, PETKİM, TÜPRAŞ, Kıbrıs Hava Yolları Hissesi, Petrol Ofisi, THY Hisseleri, HAVAŞ, Demir çelik fabrikaları, Türkiye Halk Bankası hisselerinin bir kısmı, OYAK İnşaat hisseleri, TP Petrol Dağıtım AŞ. Listenin tamamı sayfalar sürer. Ben burada kesiyorum.
Özelleştirmenin %89’u akp döneminde yapıldı
Özelleştirme uygulamaları her ne kadar 1986 döneminde Turgut Özal döneminde başlasa da asıl yoğunlaştığı dönem 2002 sonrası olmuştur.
Kırk yılda özelleştirilen yüzlerce kamu varlığı, hissesi, imtiyazı ve benzeri karşılığında elde edilen toplam gelir 66.3 milyar dolardır. 66.3 milyar dolarlık özelleştirmenin 58.7 milyar doları yani %89’u mevcut iktidar döneminde gerçekleştirilmiştir. Bunun anlamı, Türkiye’deki özelleştirmelerin artı ve eksilerinin ana sorumlusu AKP iktidarıdır.
Özelleştirecek işletme kalmayınca sıra taşınmazlara, otoyollara, köprülere geldi.
Yukarıda kısa ve özet listesini verdik. Kamu işletmeleri, varlıkları, hisseleri satıldı. Deniz bitti. Şimdi sıra taşınmazlara, otoyollara, köprülere geldi.
Özelleştirme İdaresi’nin ilan sayfasına girdiğinizde sanki emlak ofisine girmiş gibi taşınmaz ilanlarıyla karşılaşıyorsunuz. Taşınmaz satışı İdare’nin ana işi haline gelmiş durumda.
Özelleştirme İdaresi tarafından 40 yılda satılan taşınmazların değeri 5 milyar 728 milyon ABD Doları’dır. Bu satışın 171 milyon doları 1986-2002 dönemine aittir. Geri kalan %97’si ise mevcut iktidar döneminde gerçekleşmiştir. Meclis’te görüşülmekte olan torba yasa teklifi ile üniversitelerin, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun elde avuçta kalan taşınmazlarının da hızlıca satılmasına yönelik düzenleme yapılıyor. Böyle giderse; yol, park, hastane, okul yapacak arsa bulamayacağız.
Kırk yılı sat, bir yılda faize ver
Görünen o ki taşınmaz satışları da yetmiyor, otoyol ve köprülerin işletme devri ile ilgili de ön çalışmalar yapılmaya başlandı.
Türkiye son dönemde bütçeden çok yüklü faiz harcaması yapıyor. Hem de kürsülerde faize karşı olunduğunun açıkça ifade edildiği bir dönemde.
Son yıllarda ödediğimiz faizler ile bu yıl ve önümüzdeki iki yılda ödeyeceğimiz faizler aşağıdaki gibi:
- 2024 yılında 1 trilyon 270 milyar lira
- 2025 yılında 2 trilyon 54 milyar lira
- 2026 yılında 2 trilyon 74 milyar lira
- 2027 yılında 3 trilyon 39 milyar lira
- 2028 yılında 3 trilyon 346 milyar lira
Türkiye’de son dönemde yaşanan enflasyon nedeniyle özelleştirme gelirlerini ABD doları cinsinden verdik. 1986-2025 dönemini kapsayan kırk yıldaki özelleştirme geliri (taşınmaz satışı ve kamu kurumlarına devirleri dışarda tuttuğumuzda) 66.3 milyar dolar yapıyor. Bu tutarı bugünkü dolar kuru ile çarptığınızda 2.9 trilyon lira yapıyor. Bu tutar 2026 yılı faiz harcamasının biraz üzerinde; 2027 yılında yapılacak yıllık faiz harcamasının ise altında kalıyor.
Ülkenin yüzyıllık birikimi 40 yılda “babalar gibi” satılarak bitirildi. Kırk yılda satılan, devredilen işletmelerin, varlıkların toplam tutarının neredeyse bir yılda ödediğimiz faize gidecek olması bir vergi ödeyicisi olarak, bir Cumhuriyet çocuğu olarak beni derinden yaralıyor. Kırk yılı satıp bir yıllık faize verdik...