Vergi idaresi denetim kapasitesini artırdı. Neredeyse her türlü veriye ulaşıyor. Teknolojiyi, yapay zekayı ileri düzeyde kullanıyor. Yapay zeka destekli programlarla anlık olarak mükelleflerin risk durumları analiz ediliyor. Risk seviyesi yüksek olanlar izaha çağrılıyor veya incelemeye alınıyor. Vergi Denetim Kurulu yanında vergi dairelerindeki uzmanlar da harıl harıl çalışıyor. Ancak vergi incelemesi, sadece teknik inceleme kapasitesi ve yeterli denetim elemanına sahip olmakla ilgili değildir. Vergi incelemesinin mali, ekonomik ve siyasi arka planı bulunur. Yoğun vergi incelemeleri yapılabilmesi için önümüzdeki bir yıllık zaman diliminde seçimin olmaması gerekir. Bu, işin siyasi arka planı. Bütçe açıklarının yüksek olması ve bazı vergi kalemlerinde bütçe hedefinin altında kalınması; bu ise mali arka plan. Ekonomik arka plan ise ekonominin canlı olması, mükellefin vergi ve cezaları ödeme gücünün olmasıdır. Yoksa havanda su dövülür. Yüksek matrahlar olur ama tahsilat olmaz. Seçim yaklaştığında vergi denetiminde frene basılır Siyasi boyutuyla başlayayım. Seçim yaklaştığında vergi denetim ve incelemesinde frene basılır. Vergi denetimi ile ilgili istatistiklerde bunu görürsünüz. Örneğin VDK 2025 Faaliyet Raporu’na göre 2022’de 77.610 mükellef incelendi, seçimin olduğu 2023’te bu sayı 60.242’ye düştü. 2024’te 78.187’ye çıktı. Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri 2028 Mayıs’ta yapılacak. Cumhurbaşkanı’nın tekrar adaylığını sağlamak adına birkaç hafta geri çektiğinizde bile 2028 Nisan öncesinde ufukta seçim yok. Bütçe imkanları da hemen ve baskın bir seçim için yeterince uygun değil. Başka bir yazımda ele alacağım üzere iktidar çok yönlü olarak seçim için kaynak oluşturmaya başladı. Seçim dönemi için mali anlamda cephane biriktiriliyor. Ama bu kaynakların oluşması biraz zaman alacak. Bu nedenle önümüzdeki bir yıllık sürede vergi incelemelerinde frene basılması için bir neden yok. İncelemeler, tam gaz devam edecektir diye düşünüyorum. Zaten Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yenilikçi denetimle ilgili adım attıkları yönünde sosyal medya paylaşımlarını artırdı. Yenilikçi denetim modelinde Maliye sizin açığınızı yakalayacak, kendisi incelemeyle uğraşmak yerine sözde “Gönüllü Uyum(!)” kapsamında sizi beyana yönlendirecek, bazı aşırı uygulamalarda zorlayacak. “Şu kadar beyan et yoksa incelenirsin!” söz konusu olabilecek. Pek çok mükellef idare ile takışmamak adına beyanlarını artırma yönünde düzeltme beyannameleri verecek. Bu noktada şu şerhi düşelim: Bu tür modellerde denetim elemanlarının takdir yetkileri artar. Takdir yetkisi kullanımının sınırları iyi belirlenmez ve denetlenmezse, şeffaflıktan uzak olursa pek çok yolsuzluk, usulsüzlük vakası ile karşılaşılabilir. Bu nedenle, vergi idaresinin süreci şeffaf ve mükellef haklarını gözetecek şekilde yürütmesinin önem taşıdığını hatırlatalım. ÖTV’deki kaybın telafi edilmesi Hazine ve Maliye Bakanı, haziran ayı bütçe açığı verilerini yıllıklandırıp sonra bu açığın milli gelire oranını hesapladı. Bütçe açıklarının milli gelire oranının düştüğü yönündeki bu hesabı sosyal medyada paylaştı. Bunu gerçekçi bulmuyorum. Bunu köşemde, “Bütçe Oyunları” başlıklı yazımda irdeledim. Harcamaların ötelenmesi, farklı kurumlara yaptırılması, farklı harcama kodlarına aktarılması, İşsizlik Sigortası Fonu’nun kullanılması ve benzeri uygulamaların etkisi bütçe açığının düştüğü sanal yanılgısını ortaya çıkarıyor. Kamu harcamalarında disiplin sağlanmadığı, israfın ve verimsizliklerin önüne geçilmediği sürece vatandaşın sırtındaki vergi yükü artmaya devam eder. Son dönemde eşel mobil uygulaması nedeniyle akaryakıt üzerinden tahsil edilen ÖTV gelirlerinde aylık 40-50 milyar liraya ulaşan vergi düşüşleri yaşandı. İdare hemen kademeli olarak eşel mobilden dönme yönünde düzenleme yaptı. Diğer önemli bir ÖTV kalemi taşıtlar üzerinden tahsil edilen vergilerdir. Ancak ekonomideki durgunluk ve taşıt kredisine erişimin çok maliyetli olması nedeniyle taşıt satışlarında düşüşler yaşanıyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği verilerine göre, temmuzda otomotiv satışları 2025’in aynı dönemine göre yüzde 25 azaldı. Bu hedeflenen ÖTV tahsilatının altında kalınmasına yol açtı. Elektrikli otomobillerde ÖTV oranı düşük. Ocak-Haziran 2026’da elektrikli otomobillerin pazar payı %17.8 seviyesine ulaştı. ÖTV oranı düşük elektrikli taşıtların toplam satışlardaki hacminin artması da motorlu taşıtlar üzerinden ÖTV tahsilat rakamlarını olumsuz etkiliyor. Yakında elektrikli otomobiller için ciddi bir ÖTV artışı gelirse şaşırmayın. Yerli elektrikli araç faktörü olmasa çoktan gelirdi belki de. ÖTV’ye son darbe beyaz eşya satışlarındaki düşüşle geldi. Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği verilerine göre, 2026’nın ilk altı ayında beyaz eşya sektöründeki daralma açık bir şekilde görülüyor. Belki pek çoğunuzun haberi yoktur; evinize aldığınız televizyon, süpürge, buzdolabı ve benzerleri için ÖTV ödüyorsunuz. Beyaz eşya satışındaki düşüşler bu ürünlerden tahsil edilen ÖTV tutarlarını da azaltıyor. Yılın yarısını geride bıraktığımızda 2.5 trilyonluk ÖTV hedefinin %36’sı oranında 914 milyarlık tahsilat yapıldı. Akaryakıtta gerçekleşme sadece %22 oldu. Motorlu taşıtlar üzerinden alınan ÖTV’de gerçekleşme %38. Maliye’de kuraldır: Bir vergi kaleminde tahsilat azalırsa muhakkak diğer vergi kalemlerinde tahsilat artışı zorlanır veya yeni vergiler gelir. Vergi denetimlerindeki artışın mantığı bu kuralın hayata geçirilmesinden başka bir şey değil. Ekonomik ortam yoğun vergi denetimine uygun mu? Krediye erişimdeki güçlük ve kredi maliyetleri, yüksek enflasyon, baskılanmış döviz kuru ve pek çok nedenle sanayici, ihracatçı, ciddi sıkıntı içinde. Önemli bir finansman maliyetine katlanıyor. Vergi ödemelerini düzenli yapma konusunda bile zorlanan işletmeler var. Böyle bir ortamda, yani finansal anlamda canı burnunda olan işletmelerin kapısına gidip haydi “Gel beyanını düzelt, daha fazla vergi ver!” denilmesi zamanlama açısından uygun mudur sorusu akla geliyor.