5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü

“Öğretmenler Günü 24 Kasım değil miydi?” diyenler olabilir. Bizde öyle ama diğer ülkelerde böyle. İki tarihin de farklı gerekçeleri var.

5 Ekim, 1994’ten beri Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor. Bu günün amacı, öğretmenlerin emeğine dikkat çekmek ve haklarını hatırlatmak.

Türkiye’de ise Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğinin resmileştiği 24 Kasım 1928 tarihi esas alınıyor. Bu günü 1981’den beri Öğretmenler Günü olarak kutluyoruz. Biri uluslararası bir hak mücadelesini, diğeri ise Cumhuriyet’in eğitim seferberliğini hatırlatıyor.

Aslında hangi günü kutladığımızdan çok, öğretmenlere ne kadar değer verdiğimiz önemli.

***

Öğretmenlik yapan biri olarak biliyorum. Bizim işimiz ders anlatıp sınav yapmakla bitmiyor.

Öğretmenler çocuklara yalnızca doğru cevabı öğretmez. Soru sormayı, araştırmayı, yanlışlarını kabul etmeyi de öğretir. Başkalarının haklarına ve farklı düşüncelere saygı duymayı, anlaşmazlıkları konuşarak çözmeyi öğrenmelerine yardımcı olur.

Öğretmenin sınıfta verdiği emek, yıllar sonra iş yerinde, sokakta, sandıkta ve insan ilişkilerinde karşımıza çıkar.

Bugün sınıfta adil davranmayı öğrenen bir çocuk, yarın yönetici olduğunda başkalarının hakkını gözetmenin önemini bilir. Duyduğu bilgiyi sorgulamayı öğrenen bir çocuk, yalanlara daha zor inanır.

Bütün bunlar bir ülkenin geleceğini doğrudan etkiler. Bu yüzden eğitim, yalnızca çocuğu okula giden ailelerin meselesi değildir.

***

Öğretmenlere böylesine büyük sorumluluklar yüklüyoruz ama maalesef hak ettikleri yaşam koşullarını sağlamıyoruz.

Geçim kaygısı, güvencesiz çalışma, atama belirsizliği ve ders dışındaki iş yükü…

Bir yanda mesleğini yapabilmek için atanmayı bekleyen öğretmenler var. Diğer yanda öğretmen ihtiyacını geçici görevlendirmelerle karşılayan bir sistem.

Aynı sorumluluğu üstlenen öğretmenler, aynı iş güvencesine sahip değil. Buna rağmen hepsinden aynı huzurla, aynı motivasyonla ders anlatmalarını bekliyoruz.

Üstelik artık öğretmenlerin can güvenliğini de konuşuyoruz.

***

7 Mayıs 2024’te İstanbul Eyüpsultan’da okul müdürü İbrahim Oktugan, okuldan uzaklaştırılan eski bir öğrencisinin silahlı saldırısıyla öldürüldü.

2 Mart 2026’da İstanbul Çekmeköy’de biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, görev yaptığı lisede bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybetti.

Daha geçen hafta, 28 Eylül’de Osmaniye’de Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, okul bahçesinde yeğeninin silahlı saldırısıyla öldürüldü. Yetkililer olayın aile içindeki husumetle bağlantılı olduğunu açıkladı. Olayın nedeni farklı olsa da bir öğretmenin okul bahçesinde silahla öldürülmesi, okulların güvenliğini bir kez daha sorgulamamıza neden oldu.

Bu isimleri birer haber olarak okuyup geçemeyiz. Sabah evinden çıkıp okuluna giden bir öğretmenin akşam evine dönememesinden söz ediyoruz.

Her olayın ardından üzülmek, saldırıyı kınamak ve başsağlığı dilemek, görevimizi yerine getirdiğimiz anlamına gelmiyor.

***

Çözüm, öğretmene biraz daha sabırlı olmasını söylemek değil.

Önce öğretmenlere güvenli bir çalışma ortamı sağlanmalı. Bu, öğrencilerin güvenliği için de gerekli.

Okullardaki psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli. Şiddet tehdidi ve ciddi davranış sorunları karşısında okul yönetimi, öğretmenler, aileler ve ilgili uzmanlar birlikte hareket etmeli. Öğretmen bu sorunlarla tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmamalı.

Velilerin de sorumluluğu var. Bir öğretmenin kararını sorgulayabiliriz. Hata yaptığını düşünebilir, şikâyet edebiliriz. Ancak itirazın yolu hakaret, tehdit ya da baskı olamaz. Çocuğun yanında öğretmeni aşağılayıp sonra o çocuktan okulda saygılı davranmasını bekleyemeyiz.

***

Öğretmenlerimizin insanca yaşayabildiği, güvenceli çalıştığı ve eğitimle ilgili kararlarda söz sahibi olduğu bir düzene henüz ulaşamadık. Umarım bir gün Öğretmenler Günü’nü bu sorunları geride bırakmış olarak kutlarız.

Tüm öğretmenlerin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kutlu olsun.

Yazarın Diğer Yazıları