Adil düzen, büyük idealler kadar küçük işlemlerde de görünmelidir. Bir sınavda, bir ihalede, bir işe alımda, bir mahkeme kararında, bir okul kaydında, bir hastane sırasında, bir belediye hizmetinde... Ortalama insan devleti en çok buralarda tanır. Devlet, onun karşısına asık yüz, keyfilik, ayrıcalık ve gecikme olarak çıkarsa, yurttaşın içindeki güven eksilir. Devlet, adalet, nezaket ve eşitlik olarak çıkarsa, yurttaşın başı dikleşir. Bir ülkede ortalama insan başını dik tutabiliyorsa, o ülke güçlüdür. Çünkü gerçek güç, yalnız orduda, bütçede, binada, teknolojide değil; yurttaşın içindeki güven duygusundadır. Korkmuş, yorgun, umutsuz ve güvensiz insanlardan aydınlık gelecek kurulamaz. Ama onurlu, bilgili, çalışkan, hak arayan, başkasının hakkına saygılı, sözüne güvenilir insanlar varsa, o toplumun güneşi kolay kolay batmaz.
Bize gereken yeni insan tipi büyük kahraman değildir. Herkes kahraman olmak zorunda değildir. Bize gereken, günlük yaşamın içinde doğru kalabilen insandır. Pazarda, okulda, işyerinde, evde, trafikte, sandıkta, ekranda, kamu kapısında, mahkeme önünde, dostlukta ve yalnızlıkta doğru kalabilen insan. Çünkü uygarlık, yalnız büyük devrimlerle değil, sıradan insanların her gün yaptığı küçük doğruluklarla yaşar.
Bir ücretin zamanında ödenmesiyle. Bir çocuğun incitilmeden dinlenmesiyle. Bir yalanın paylaşılmamasıyla. Bir haksızlığa “bana ne” denmemesiyle. Bir görevin savsaklanmamasıyla. Bir emanete ihanet edilmemesiyle.
Ortalama insan dediğimiz kişi, aslında insanlığın sınav kâğıdıdır. Onun yüzündeki yorgunluk bize çağımızı anlatır. Onun sofrasındaki eksik, düzenin adaletini gösterir. Onun çocuğundaki umut, geleceğin ışığını ölçer. Onun emeğine verilen değer, toplumun ahlâkını ortaya koyar.
O halde görevimiz açıktır: Ortalama insanı istatistik olmaktan çıkarmak, onu yeniden insan olarak görmek. Onun emeğini korumak, bilgisini artırmak, hakkını güvenceye almak, yükünü hafifletmek, sözünü duymak, onurunu yüceltmek.
Çünkü toplumun güneşi, yalnız doruklarda doğmaz.
Bazen bir işçinin nasırlı elinde, bir annenin uykusuz gözünde, bir öğretmenin sabırlı sesinde, bir memurun dürüst imzasında, bir gencin inatçı umudunda, bir yaşlının sessiz duasında doğar.
Ortalama insanın aydınlığı küçümsenirse, ülke kararır.
Ortalama insanın onuru korunursa, yaşam güzelleşir. Ve en büyük erdem, olağan günlerde doğru kalabilmektir.