Alman basını yazdı: İltica şebekesine karışan Türk savcılar, ısmarlama dava açtı
Almanya’ya iltica için Türkiye’de rüşvet karşılığı "Cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması açtırıldığı iddiaları Alman makamlarını alarma geçirdi. Şebekelerin UYAP kayıtlarını siyasi baskı kanıtı olarak sunduğu öne sürülen yöntem, soru önergesiyle TBMM gündemine taşındı.
Almanya'da Türk vatandaşlarının sığınma başvurularında saptanan tutarsızlıklar sebebiyle Almanya hükumeti alarma geçti
Alman basınında yer alan haberlere göre, insan kaçakçılığı organize eden suç şebekelerinin Türkiye'deki bazı savcılara rüşvet vererek sığınma talep edecek kişiler hakkında "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret" suçlamasıyla soruşturma açtırdı.
İddiaya göre söz konusu soruşturmaların iltica dosyalarında Türkiye'deki siyasi baskının bir kanıtıymış gibi sunulduğu ve bu yolla sığınma hakkı elde edilmesinin vadedildiği belirtiliyor.
Alman medyasında ilk olarak Die Zeit gazetesinin "Gerisi Bizde" ifadesiyle kamuoyuna aktardığı haberde yer alan iddialar dikkat çekti.
'SEN HAKARET ET, BİZ HALLEDECEĞİZ'
Die Zeit'e göre bu durum, Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'ni (BAMF) uzun süredir meşgul ediyor. BAMF kaynakları bazı savcıların sürece dahil olmuş olabileceğinden şüphelenirken, 2025 yılında hazırlanan bir bilirkişi raporunun da bu şüpheleri doğruladığı ifade edildi
Almanya'ya iltica etmek isteyenlerin TikTok veya Telegram gibi sosyal medya platformları üzerinden suç örgütleriyle temas kurduğu, şebekelerin ise "Sen cumhurbaşkanına hakaret et, gerisini biz halledeceğiz" diyerek şahısları yönlendirdiği yazıldı.
Plan doğrultusunda Facebook veya Instagram üzerinden paylaşılan eleştirel içerikler rüşvet karşılığı işbirliği yapılan savcılara bildiriliyor, açılan soruşturmalar Ulusal Yargı Ağı Projesi'ne (UYAP) kaydediliyor ve başvuru sahipleri bu resmi kayıtlarla Almanya'da takibata uğradıklarını belgeliyor.
Die Zeit muhabirine konuşan bir şebeke mensubu; 800 euro karşılığında soruşturma açılması, ev araması yapılması ve iddianame düzenlenmesini sağlayabildiklerini, Berlin ve Hamburg'da bu hizmetten yararlanan müşterileri bulunduğunu söyledi.
Geniş kapsamlı kaçak geçiş paketlerinin ise 6 bin ila 8 bin euro arasında değiştiği belirtiliyor. Geçmişte klonlanmış UYAP siteleri ve sahte belgelerle karşılaşan BAMF yetkilileri, sahtekarlığın artık gerçek soruşturmalar üzerinden yürütülmesinin şaşkınlık yarattığına dikkat çekiyor.
İDDİALAR MECLİSE TAŞINDI
İddialar Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine de taşındı. Bağımsız milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı'na yazılı soru önergesi sundu.
Yeneroğlu önergesinde, "Bakanlığınız veya HSK nezdinde inceleme başlatıldı mı?" ve "Yurt dışındaki iltica başvurularında kullanmak amacıyla gerçeğe aykırı soruşturma dosyası düzenlendiği iddiasıyla kaç soruşturma başlatıldı?" sorularını yöneltti.
Die Zeit gazetesindeki iddiaların "münferit sahtecilik vakalarının çok ötesinde, doğrudan yargı yetkisinin kötüye kullanılmasıdır" olduğunu vurgulayan Yeneroğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"İddialar doğruysa, yalnızca kamu adına ve hukuka bağlı olarak kullanılması gereken soruşturma yetkisi alınıp satılabilen bir hizmete dönüşmüş demektir. Bu, birkaç kamu görevlisinin kişisel suçuna indirgenemeyecek kadar ağır bir tablodur; hukuk devletinin dayandığı güven zeminini, ceza adaletinin meşruiyetini ve Türk yargı kararlarının yurt içinde ve yurt dışında inandırıcılığını temelinden sarsar."
Yeneroğlu ayrıca Adalet Bakanlığı'nın sessiz kalamayacağını belirterek, "İddiaların kapsamı ve doğruluğu şeffaf biçimde ortaya konulmalı, adli kayıtların güvenliği sağlanmalı ve varsa sorumlular hakkında gecikmeksizin gereği yapılmalıdır" çağrısında bulundu.
SCHENGEN VİZESİ HAYAL OLDU
Almanya, 2015-2016 yıllarındaki mülteci krizinden bu yana Avrupa'ya geçişleri frenlemesi için Türkiye'ye ikili ilişkiler ve Avrupa Birliği aracılığıyla mali destek sağlıyor.
Ancak son yıllarda Türk vatandaşlarının Almanya'ya yaptığı iltica başvurularında yüksek artış yaşanıyor.
BAMF verilerine göre Türk vatandaşları 2023'te yaklaşık 61 bin başvuru ile ikinci sırada yer alırken, 2024'te 29 bin 177 ve 2025'te 11 bin 919 başvuru ile Afgan ve Suriye vatandaşlarının ardından üçüncü sırada kaldı.
Buna paralel olarak iltica kabul oranlarında büyük bir düşüş gerçekleşti. 2020 yılında yüzde 43 olan kabul oranı, 2023'te yüzde 13 seviyelerine, 2024'te yüzde 9,4'e ve 2025'te yüzde 8,1'e geriledi.
Uzmanlar, iltica başvurularındaki artışta siyasi baskıların yanı sıra Türkiye ekonomisindeki olumsuz tablonun da belirleyici olduğunu dile getiriyor.
Yasa dışı yolların yanında yeşil ve gri pasaportla veya Schengen vizesiyle gelip iltica edenlerin sayısındaki yükseliş, Alman makamlarının yeşil ve gri pasaport sahiplerine şüpheyle yaklaşmasına ve ülkeye giriş izinlerini sınırlandırmasına yol açıyor.
Süreçlerin istismarı sığınma hakkına gerçek ihtiyaç duyanların incelemelerini uzatırken, Türk vatandaşlarının Schengen vizesi almasını da zorlaştırıyor.
Alman makamları, söz konusu soruşturma kumpası iddialarının Türk yetkililerle yapılan ikili görüşmelerde ele alındığını aktarıyor.