Anlamak

1957 yılının Eylül ayında o zamanlar daha çok METU diye bilinen ODTÜ’de okumaya başladım. Öğrencilerin yaklaşık %10’nu Irak, Suriye, Ürdün ve Pakistan’dan gelmişti. Bunların arasında Mişel Marto adında aslen Filistinli, Ürdün uyruklu bir Hristiyan Arap vardı. Mişel, Yahudilerden nefret ediyordu. Benim Filistin’de olan biten hakkında hiçbir bilgim yoktu. Niçin nefret ettiğini de anlamıyordum. Mişel, “1948 Mayıs’ında Nablus’daki evimizde akşam yemeği için sofra hazırlarken Yahudi teröristler bizi kapı dışarı etti” diye anlatınca işin vahametini ancak o zaman anladım. Mişel iddialıydı: “Göreceksiniz yüz milyonluk Arap âlemi, er veya geç Yahudileri işgal ettiği Filistin topraklarından söküp atacaktır. Biz on defa yenilebilir yine de savaşırız, ama İsrail bir kez yenilir ve bir daha savaşamaz” diyordu.

İSRAİL VARLIĞINI SÜRDÜRMEK İÇİN SAVAŞIYOR

O günden sonra birkaç Arap-İsrail savaşı oldu. Hepsini İsrail kazandı. Bunun sebebi belki de Mişel’in dediği gibi Yahudilerin, bir kez yenilirlerse bir daha ayağa kalkamayacaklarının bilinciyle “ölesiye gaddarca” savaşmasıydı. Arap devletleri başlattıkları 1967 savaşında fena mağlup oldu. Bu yenilginin intikamını almak için 1973 savaşını çıkardılar. Yine yenildiler. Bu yenilgiden sonra sırasıyla Mısır, Ürdün, Irak ve Suriye hatta El Fetih-Yaser Arafat, savaşmak yerine İsrail’le anlaşmayı tercih etti. (Nitekim bu devletler yanı başlarında cereyan eden son Gazze savaşına karışmadı.) Savaştan vazgeçen Arap devletlerin yerini 1979’da İslam Devrimcisi Humeyni’nin İran’ı aldı. “İsrail’i haritadan silme” andı içti. İsrail’e karşı merkezinde Hamas ve Hizbullah olan bir cephe oluşturdu. Onları eğitti ve donattı. 7 Ekim 2023’te 1200 Yahudi’yi öldürüp 250’sini rehin alan Hamas, İran’ın desteği ile İsrail’e karşı “zaferle bitecek” son savaşı başlattı. Araplar bu savaşı da kaybetti.

NETANYAHU VE İSRAİL

Sonuç Filistinliler için felaket oldu. Netanyahu liderliğindeki İsrail Savunma Kuvvetleri, 2.3 milyon insanın yaşadığı Gazze’yi yaşanmaz hale getirdi. Belki 100 binden fazla insan öldü. Netanyahu Lahey’de “Savaş Suçlusu” ilan edildi. Ama tüm devletler “İsrail’in, Hamas’ın saldırılarına karşı kendini savunma hakkı olduğunu” kabul etti. Sadece yapılan gaddarlıkları kınandı. Günün sonunda Gazze ile İsrail arasında sözde anlaşmaya varıldı. Savaş resmen bitti. Soru: Filistinlilerden yana davaya gönül koymuş Türkiye’nin bu ahval ve şerait altında siyasi, askeri ve iktisadi amacı ne olmalı? İsrail ile tüm ilişkileri kesip icabında İsrail’e karşı savaşmak mı, yoksa Filistin halkının refah ve huzur içinde yaşaması için İsrail ile ilişkileri onarmak mı? Ben ikinci yolu öneriyorum. Çünkü Türkiye-İsrail ilişkilerinin kötü olması Filistinlilere hiçbir şey kazandırmaz. Kalıcı çözümdür diye sıkça tekrarlanan “1967 öncesi sınırlarla iki devletli bir yapı kurulması” önerisi aslında savaş bitmesin demenin bir başka şeklidir. Çünkü İsrail asla, savaşarak kazandığı topraklardan savaşmadan çekilmez. Türkiye’nin ABD ve AB’ye karşı izleyeceği politika İsrail ile olan ilişkiler belirlenmeden dizayn edilemez.

SON SÖZ: Netanyahu gider, İsrail kalır.

Yazarın Diğer Yazıları