Dünyadaki; teknolojik, ekonomik ve sosyokültürel yapılardaki hızlı değişim, okullarda güvenlik yaklaşımını da değiştirdi. 12-18 yaş arası ergen öğrencilerin, kendisi ve çevresine zarar vermesini önlemek için her okula psikoterapi merkezi kurulması bir zorunluluk oldu. Ülkemizde bu yönde ilk adım 1920’lerde atılmıştı. 1939’da ilkokul ve 1948’de ortaokul müfredatına, ‘kılavuz öğretmen’ yani ‘rehber öğretmen’ atandı. Okullarda, rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümleri öyle sanıldığı gibi AKP iktidarında değil 1955’te açıldı. Aradan 71 yıl geçti. Türkiye’deki 74 bin okuldan, 25 bininde hâlâ rehber öğretmen yok. MEB, öğrenci sayısı 300’den az olan ilkokul, 150’den az olan ortaokul ve liselere rehber öğretmen vermiyor. Özel okullarda 25 öğrenci yetiyor.
KATİL VE KURBAN
Türkiye’de rehberlik bölümü ilk kez Ankara-Mamak Demirlibahçe İlkokulu’nda açıldı. Neyse ki, bu okulda hâlâ 2 rehber öğretmen var. Sınıf rehber öğretmeni, okul rehber öğretmeni ve psikolojik danışma uygulaması 2000 yılında başladı. AKP iktidarının ilk yılları 2002-2005 arası ilk 3 yılda okullarda adli vaka sayısı: Sıfır! 25 yılın sonunda okullarda bıçaklı, silahlı, yaralamalı ve ölümlü 57 olay yaşandı. İlk saldırı 22 Kasım 2005’te Mardin-Nusaybin’de. 1 öğretmen öldü, 4 öğrenci yaralandı. AKP iktidarındaki ilk ve son okul saldırıları Mardin ve Manisa arasında 21 koca yıl geçti. Okul saldırılarında katil de, kurban da, hep öğrenciler ve öğretmenler oldu. TBMM’de okul saldırılarının araştırılması önergeleri, AKP oylarıyla yıllarca reddedildi.
YILLARIN İHMALİ
AKP iktidarında, “Okullarda Şiddetin Önlenmesi” adlı ilk MEB genelgesi 20 yıl önce 2006’da yayınladı. 2007, 2014, 2018, 2024, 2026 derken okullara 5 genelge daha yollandı. On binlerce okula, yüzlerce resmi yazılı emir yağdırıldı. Son emir, Manisa saldırısından 15 saat önce 7 bakan imzasıyla canlı yayında duyuruldu. Protokoldeki imzaların mürekkebi kurumadan, okulda kan döküldü. 74 bin okuldan, 31 binine güvenlikçi almakla övünenler, 26 bin 340 okulda 1 tane bile güvenlikçi olmadığından hiç söz etmedi. MEB teşkilatı saldırıdan sonra telaşla, “x-ray cihazı olan okul isimlerini çok acil bize gönderin” diyerek okullara yine emirler yağdırdı. Manisa’da saldırı olmasa “Okulda x-ray var mı?” diye kimse sormayacak mıydı?
YETKİSİZ YETKİLİ
2026-2027 eğitim-öğretim yılı için MEB, 60 bin devlet okulunun tamamına bir kalıp sabun, bir top A4 kağıdı, tuvalet kağıdı alacak kadar para yolladı mı? Hayır! Okul saldırılarıyla birlikte Bakanlık, fiyatları 400 bin TL ile 2 milyon TL’ye kadar çıkan x-ray cihazlarının bir an önce alınmasını emrediyor. Kim alacak belirsiz! 31 bin kişiyi ‘bahçe görevlisi’ adıyla 9 aylığına geçici işçi alıp, ‘güvenlik görevlisi’ diye sunup, övündüler. Bahçe görevlilerinin resmi görev tanımında, “Okul binası ile dış sınırları gözetleyip, olağan dışı durumları okul müdürüne bildirmek. Yerleşkede şüpheli durumlara doğrudan müdahale edemez” deniyor. Bahçe görevlilerinin, yetkisiz yetkili oldukları da halka anlatılmalı.
TOPLUM KORKUYOR
MEB, okullardaki güvenlik riskini daha 6 ay önce ‘bir, iki, üç, dört, beşinci derece’ diye puanlayıp, sıraladı. Milletin çocukları, sizin çocuğunuz gibi ultra güvenlikli kolejlere gitmiyor. Gizli bilgi (!) kısmını geçiniz. Anne-babaların, evlatlarının gittiği okulun güvenlik risk derecesini bilmeye hakları var. Her saldırı sonrası yayınladığınız, üzüntü ve şifa dilekleriniz, toplumda giderek artan, ‘okula saldırırlar mı?’ korkularını silmeye yetmiyor. “Dindar ve kindar nesil” derken Türkiye sayenizde; okulda askıda tost, askıda tatlı, askıda önlük, askıda mont, askıda çanta, askıda eğitim, askıda veli ve askıda öğrenciyi de gördü. MEB Yusuf Tekin ve bakan yardımcıları Celile Eren Ökten, Cihad Demirli, Bilal Macit, Ömer Faruk Yelkenci sorumluluk alıp, görevden affını istemelidir. Koltuklar, çocukların canından değerli olamaz.