Ba'de harabi'l-Basra

Türkçe karşılığıyla ‘iş işten geçtikten sonra’ veya ‘her şey yok olduktan sonra’ anlamına gelen Arapça kökenli bir deyimdir. Tam çevirisi ‘Basra harap olduktan sonra’ demektir. Bir olay veya felaket yaşandıktan, her şey bittikten sonra gelen pişmanlığın, üzüntünün ya da gösterilen çabanın hiçbir faydasının olmayacağını ifade etmek için kullanılır. Neden böyle bir başlık tercih ettiğimi aşağıdaki satırları okuduktan sonra daha iyi anlayacağınızı umuyorum. Sözü fazla uzatmadan, Galatasaray’ın yarın yapılacak mali genel kurulu öncesi, üç değerli kulüp üyesi finansçı dostlarım Dr. Bora Yargıç, Ertay Örmen ve Mete İkiz’in bütçe üzerindeki titiz çalışmaları neticesinde yaptıkları tespitleri ve önerileri sizlerle paylaşıyorum.

Dr. Bora Yargıç, Galatasaray divan kurulu üyesi olmadığı için divan toplantılarına katılamıyor. Hoş, katılsa da zaten yönetimin fahri avukatı cüppeli Aykutalp Derkan konuşmasına ne kadar izin verir, orası ayrı konu. Bora Yargıç’a göre: ‘31 Mayıs 2026 itibarıyla Galatasaray Sportif A.Ş.’nin bilançosunda yer alan yükümlülükleri (borç deyince Dursun Özbek kızıyor) 26,7 milyar TL iken, bilanço dışındaki 14 milyar TL tutarındaki şarta bağlı futbolcu maaş vb. taahhüdüyle toplamda yük 40,8 milyar TL’ye, yani 17 milyar TL olarak açıklanan öz kaynağın 2,39 katına çıkıyor. Bunun yanında, açıklanan 608,6 milyon TL net kâra karşılık, işletme faaliyetlerinden kaynaklanan nakit akışı eksi 3,87 milyar TL. Aradaki yaklaşık 4,5 milyar TL’lik makas, peşin kombine ve loca satışları, sponsorluk gelirlerinin temliki ve faktöring ile borçlanılarak kapatılırken, bunun bedeli 3,07 TL finansman gideri olarak kırmızı alarm veriyor. Bilindiği üzere, bir işletmede en acil risk likidite sorunudur. 19,4 milyar TL kısa vadeli borca karşılık dönen varlık 4,9 milyar TL (cari oran 0,25) ve bunun yanında 7,8 milyar TL döviz açık pozisyonu var. Bir diğer büyük risk, bütçede şimdiden açıklanan 1,91 milyar TL olarak öngörülen açık. Bu rakama afaki gelirlerden özellikle Mecidiyeköy inşaat bütçesinden gelir yazılarak ulaşıldığı anlaşılmakla birlikte ayrıca nakit akışı tablosuna 3,36 milyar TL’lik finansman giderleri dâhil edilmemiş gözüküyor. Yani aslında bütçenin gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel açığı, daha bugünden yaklaşık 3 ila 5 milyar arasında bir rakam.’ Bora’nın aklımda kalan en çarpıcı tespiti ise Galatasaray’ın eksi 264 milyon euro sermayeyle faaliyetlerini sürdürdüğünü söylediği kısımdı. Şok oldum.

Bu olumsuz rakamlara karşın Bora Yargıç’ın önerileri: ‘Faiz, anapara ve transfer taksitlerini içeren, bağımsız denetimden geçmiş 12 aylık gerçekçi senaryolu nakit akım projeksiyonu hazırlanması, kulübün inşaat projelerindeki tapu devrine bağlı gelirlerin bütçe dışında ayrı bir fonda izlenmesi, gider sapmasının %20’yi aşması hâlinde yönetimlerin yazılı ara rapor sunması zorunluluğu ve futbol takımı kadrosunun maksimum maliyetinin net faaliyet gelirinin %65’i ile sınırlanması’ şeklinde sıralanıyor.

Divan Başkanı, yönetimin fahri avukatı cüppeli Aykutalp Derkan’ın baş hasmı Ertay Örmen kardeşim ise: ‘Galatasaray’ın öngörülen bütçe açıklarının her defasında en az iki katı oranlarla gerçekleştiğini öne çıkararak, yaptığı tespitlerde hasılatın giderlere yetişemediğini ve borcun Mayıs 2026 sonu itibarıyla 860 milyon euro, yani yaklaşık 1 milyar dolar sınırına geldiğini belirtiyor. Son iki yılda Galatasaray’ın 155 milyon euro faaliyet zararı yaptığını söyleyen Ertay’a göre son 4 yılın şampiyonu olmak dahi Galatasaray’ın kanayan bütçe açığı yarasına merhem olamamış görünüyor. Bu sebeple ‘O’, asıl sorunun gelirler kısmında değil, gider kalemlerinde olduğunu ve bugünün sportif başarılarının gelecek gelirlerin önceden harcanmasıyla kulübün finanse edilmesi yönteminin sürdürülebilir olmadığının’ altını çiziyor.

Ertay’ın divandaki konuşması bittikten sonra divan başkanlık koltuğunda oturan fahri avukat cüppeli Aykutalp Derkan’ın mütecaviz, haddini aşan ve yakışıksız, mahalle kahvesi tarzındaki avam lakırdısı, koca Galatasaray divan başkanlığının Eşfak Aykaç seviyesinden buraya nasıl geldiğini tüm camiaya bir kez daha göstermiştir, umarım…

Alfabetik olarak son sözler Dursun Özbek’in özellikle Galatasaray'daki başkanlık dönemlerini kapsayan yıllara ait mali tablolar hakkında tespitler, karşılaştırmalar yapan Mete İkiz’e ait. O’na göre; “Başkan Özbek’in ikinci döneminde Galatasaray Sportif A.Ş. gelir rekorları kırmış görünse de rakamlar mercek altında incelendiğinde bunun en önemli nedeninin yüksek enflasyon muhasebesi değerlemesi, yani fiktif nedenler olduğu açık. Gerçek olan, son 4 sezonda 90 milyon euro gelirden 425 milyon euro gelire ulaşan Sportif A.Ş.’nin yüksek sporcu maliyeti ve maaş ödemeleri sebebiyle sürekli esas faaliyet zararı ediyor olması. Bu tutum, muhasebe kalemleriyle adeta makyajlı rakamlarla elde edilen ve sürdürülmesi gerçekte mümkün olmayan bir sonuca doğru gidiyor. Galatasaray’ın benimsediği yanlış model, sahada kazan, daha çok harca, yine mali yönden açık ver döngüsü olarak göze çarpıyor. Galatasaray’ın esas sorununun giderleri karşılayacak kadar nakit üretememek olduğu anlaşılıyor.”

Üç ayrı ehil ve mali konulara hakim arkadaşımın tesbitleri ışığında benim anladığım net bir şey var. Galatasaray son 4 yılda her sezon ortalama 250 milyon, toplamda 1 milyar euro para harcamış. Buna mukabil hâlihazırda yaklaşık 1 milyar euro yükümlülüğü, borcu var. Yani artı-eksi 2 milyar euro dan bahsediyoruz. Tüm bunlar olurken Riva, Florya, Mecidiyeköy gibi 121 yılda Galatasaraylılar tarafından biriktirilmiş tüm asetler, değerler de masaya, sahaya sermaye olarak sürülmüş, harcanmış. İşin özü aslında bu kadar basit. Bu, sürdürülmesi mümkün olmayan ve sonuçları vahim bir tarz, bir tablo. Sanırım “Ba’de harabi’l-Basra” diye başlık atma nedenimi anlatabilmişimdir…

Yazarın Diğer Yazıları