Her büyük sorunun bir başlangıç noktası vardır. Ama bazı sorunlar vardır ki, artık başlangıcını değil, ulaştığı büyüklüğü konuşmak gerekir. Türkiye'de yasa dışı bahis tam da böyle bir noktaya geldi.
Bugün mesele birkaç internet sitesinden ibaret değil. Mesele; milyonlarca insanın cebinden çıkan para, mafyatik organizasyonlar, kara para trafiği, gençlerin borç batağı ve ailelerin dağılmasıdır.
Gazetelerin üçüncü sayfalarından ibaret bir yaşama toplum sürükleniyor. Üniversite öğrencisi kredi çekip bahis oynuyor...
Memur maaşını bir gecede kaybediyor... Esnaf kasadaki parayı "geri kazanırım" umuduyla yatırıyor... Genç bir insan, borçlarını ödeyemediği için intihar ediyor. Ortak nokta ise aynı: Bir tıkla ulaşılan yasa dışı bahis.
Mayıs ayında yapılan tespit çerçevesinde 3 milyon 150 bin kişi yasa dışı bahis oynamış.
TÜİK verilerine göre toplumun yüzde 10'u hayatında en az bir defa kumar oynamış.
Ve 7 milyon insanın yasa dışı bahis oynadığı tahmin ediliyor. Bence bu rakam en iyimser ihtimal...
Daha ilginci şu, yasa dışı bahis oynayanların kahir ekseriyeti 17-24 yaş aralığı...
Devlet elbette mücadele ediyor. Binlerce site erişime kapatılıyor, operasyonlar düzenleniyor, milyonlarca liralık mal varlığına el konuluyor. Ancak ortada acı bir gerçek var: Kapatılan sitelerin yerine ertesi gün yenileri açılıyor. Bir internet adresi kapanıyor, diğeri açılıyor. Sorun büyümeye devam ediyor.
Demek ki sadece polisiye tedbirler yetmiyor.
Asıl sorulması gereken soru şu:
Ne yanlış yaptık da yasa dışı bahis bu kadar büyüdü?
Ekonomik sıkıntılar mı insanları kolay para hayaline itti?
Sosyal medyada influencerların normalleştirdiği "kolay kazanç" kültürü mü etkili oldu?
Yoksa dijital dünyanın hızına karşı devletin refleksi mi yetersiz kaldı?
Belki de hepsinin payı var.
Ayrıca bilinçli mi, bilinçsiz mi bilmiyorum ama yasa dışı bahis ekseninde konunun tartışılıyor olması son derece yanlış. Yasal olarak oynansa o zaman sorun yok mu diyeceğiz. Konu sadece devletin kaybı olan vergi mi? Mesele sermayenin yurt içinde kalması mı?
Devletin Milli Piyango İdaresi ekseninde kumar oynatmasını, yasal bahis siteleri üzerinden oynanan kumarı nereye koyacağız?
Şöyle mi cevap vereceğiz, "legal olsun, isteyen oynasın, isteyen oynamasın, kişinin hür iradesine dokunulamaz."
Böyle mi düşüneceğiz gerçekten? Nerede kaldı Anayasanın sosyal devlet hükmü.. Nerede kaldı Anayasanın toplumu kötü alışkanlıklardan koruma refleksi..
Yasa dışı bahisin legal bahis sitelerine karşı avantajlarını eşitlemek yoluyla bir projeden bahsetmiyoruz sanırım...
Dolayısıyla mesele "yasal mı, yasa dışı mı?" tartışmasına indirgenemez.
Bu artık bir kumar bağımlılığı meselesidir.
Bir halk sağlığı sorunudur.
Bir güvenlik sorunudur.
Bir ekonomik sorundur.
Ve aynı zamanda bir gelecek sorunudur.
Çünkü bugün bu sitelerin en büyük hedef kitlesi gençlerdir. Henüz düzenli geliri olmayan, ama telefonunda sınırsız interneti olan milyonlarca genç...
Onlara satılan şey bahis değil; umut.
Ancak sonunda kazanan umut değil, sistem oluyor.
Türkiye'nin bu meseleye sadece emniyet operasyonlarıyla değil; eğitim, finansal okuryazarlık, teknoloji şirketleriyle iş birliği, ödeme sistemlerinin daha etkin denetimi ve bağımlılıkla mücadeleyi kapsayan bütüncül bir politikayla yaklaşması gerekiyor.
Aksi halde her kapatılan sitenin yerine on yenisi açılacak.
Ve biz yine aynı soruyu sormaya devam edeceğiz:
"Bu kadar büyük bir sorun nasıl oldu da gözümüzün önünde büyüdü?"
Asıl mesele yasa dışı bahis sitelerini kapatmak değil...
İnsanların hayatlarını o sitelere bağlayacak kadar umutsuz hale gelmesini engelleyebilmektir.
Son bir hikaye ile bitirelim..
2015 yılında yasa dışı bahisle mücadele kapsamında bir çalışma vardı ve bende Vergi Denetim Kurulu adına bu sürecin içindeydim.
Bir kamu görevlisinin dilekçesi önüme gelmişti. Yasa dışı bahiste evini arabasını kaybetmiş. Devasa krediler...
Herkesten borçlanmış...
Eşinden boşanmış.
Soruşturma geçirmiş ve işinden atılmış.
En önemlisi sağlığını ve itibarını kaybetmiş.
Diyor ki, ben yandım başkaları yanmasın, ne olur devletimiz bu işe el atsın...
Üzerine çok konuşulur, bu satırlara sığmaz ama aradan 11 yıl geçmiş, bu vatandaşımız gibi nice hikayeler barındıran bir ülkeye dönüşmüşüz.
Son dönemde Bakan Gürlek'i, emniyet personelini ve katkı sunan herkesi tebrik ediyorum ama şunu da ilave edelim. Bu konu sadece polisiye tedbirlerle çözülemeyecek kadar büyük...
En az enflasyon kadar, faiz kadar önemli bir mevzu...