Sevgili okurlarım, adına PKK denilen terör örgütünü başımıza bela edenlerin başında bilinenler arasında önemli biri daha vardı.
General Mazlum Abdi!
Ya da diğer adıyla Mazlum Kobani.
Örgütün yurt dışındaki üst düzey yöneticilerinden biriydi.
ABD ve Trump isimli ruh hastası adamın en yakınlarında yer alıyordu.
O kadar ki, Trump’ın Recep Tayyip’e yazdığı o korkunç hakaret mektubunda bile adı geçiyordu.
O mektup Türkiye Cumhuriyeti açısından bakıldığında gerçekten utanç vericiydi. Trump bizim Recep Tayyip’e baba nasihatleri veriyor ve hiç utanmadan şöyle diyordu:
“Kaba adam olma. Aptal olma.”
Trump mektubu sanki Osmanlı’nın onursuz ve hain padişahı Vahdettin’e yazmış gibiydi...
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana yabancılardan ya da herhangi bir yabancı devletin en üst düzey yetkilisinden böylesine hakaretlerle dolu bir uyarı almamıştı. Peki ama bu mektubu alınca bizimki ne yaptı?
Bu mektuptan Türk Milleti olarak bizim haberimiz elbette yoktu. Günün birinde ABD açıklayınca rezaleti öğrenmiş olduk.
★★★
Türk yargısı ve hükümeti bu herifin yakalanıp Türkiye’ye iade edilmesi için elinden geleni yaptı. Yakalama kararı çıkarıldı, İnterpol’e kırmızı bülten gönderildi ama kimse takmadı, kılını bile oynatmadı.
Bu herif Suriye’de yaşıyor. ABD’nin adamı.
1967 doğumlu Suriyeli bir Kürt.
Recep Tayyip günün birinde yaptığı açıklamada “ABD bu adamı bize teslim etsin” dedi ama değişen bir şey olmadı. Mazlum şimdi Suriye’de, Irak’ta özgürce yaşıyor. Belki dünyanın başka ülkelerinde de geziyordur ama biz o kadarını bilmiyoruz.
Recep Tayyip’e yazdığı kısa uyarı mektubunda Trump bu şahıstan da söz ediyordu:
“Sorunlarınızın bazılarını çözmek için çok uğraştım. Dünyayı yüzüstü bırakma. Harika bir anlaşma yapabilirsiniz. General Mazlum seninle görüşüp anlaşma yapmak istiyor ve daha önce vermedikleri bazı ödünleri vermeye hazır olduğunu söylüyor...”
Sonrasında ise yüz kızartıcı o iki cümle geliyor:
“Kaba adam olma. Aptal olma!”
★★★
Peki, ben şimdi bu yazıyı niçin yazıyorum?..
Bu şahıs dün bir açıklama yaptı ve kendisiyle yapılan bir söyleşide çok ilginç laflar etti.
-Yakında Türkiye’ye gelme olasılığı varmış. Bu konuda hazırlık yapıyormuş.
-Geldiği takdirde Abdullah Öcalan’la da görüşebilirmiş.
Eh yani, bir bu eksikti.
Ankara’ya gelme durumu varmış, eğer olursa İmralı ziyaretine de gidecekmiş.
Gelirse ne olur?
Kırmızı bültenle aranan bir şahıs bu dediğini yaparsa anında tutuklanır ve yargı önüne gönderilir.
Ya da kırmızı bülten kaldırılır,
Trump bizim Recep Tayyip’e rica eder, istediği zaman gelir, İmralı dahil istediği yere gider ve koskoca bir rezalet daha yaşamış oluruz.
Burası Türkiye abicim olmaz olmaz deme, bizde olmaz olmaz!