Bazen de beklenirmiş

Vlahovic Beşiktaş'a gelmeden önce transfer süresinin 2 aya uzaması rahatsız etmiş, Gomez'in ikna süresiyle kıyaslamış ve "Kimi bekliyoruz? Beşiktaş kimseyi bu kadar beklemez" çıkışı yapmıştım... İnsan hatalarından ders çıkarmalı. Beklenecek adammış. Oyunculuğunu zaten biliyorduk da karakter meselesi, kendi kültüründe görmedikçe insanın çok da net gözlemleyebileceği bir şey değil. Alfa karakteri, gollerinden sonra Orkun'a koşarak gösterdiği tevazu ve çabucak takımın liderleri arasında yer almasıyla mükemmel bir profil çizdi şimdiye dek.

Derbi meselesi... Beşiktaş taraftarı yıllar sonra ilk defa bir derbiyi izlerken bambaşka motivasyondaydı. 'Ne olursa olsun, derbi, kazanmamız lazım' yenikliğin kabulüdür ve son senelerde hep böyle izlendi maçlar... Bu kez öncelikle puantaj için bakılan, fikstürün yakın zamandaki zorlu karşılaşmalarından biri olarak görülen, 'derbi önemi' puanın ardında ikinci sırada olan bir maçtı. Neticede kazanıldı ve 3 puan haneye yazıldı...

Trossard'ın değerinin anlaşılması açısından çok önemli bir maç oldu. '6-7 maç daha böyle oynasa keser misin?' diye televizyondan soran eski futbolculara da cevaptı... 'Kritik anlarda buz kesilen adam' (İngilizler 'clutch' da diyordu) Trossard'ın bir an olsun ayağı titremedi. Aklın, kalite ve profesyonellikle birleştiğinde futbolcunun neler yapabileceğini milyonlara gösterdi. Sakindi, zekiydi, teknikti, iş bitiriciydi...

Büyük parantez ise Italiano'ya… İlk yarı gol atan bekini 'İkinci yarıda Greenwood'u daha sert savunmalıyım' diyerek kenara çekip yerine henüz takımla az süre almış Ouattara'yı deplasmanda sahaya sürmek büyük cesaret işiydi. Meyvelerini de topladı. Ouattara'nın hızı ve fiziksel üstünlüğü, Fenerbahçe'nin en etkili silahını da elinden aldı. Ouattara dokunuşunun dışında ilk dakikadan son düdüğe kadar mentalitesi ve sürekli maçın içinde olması kazanmaya ne kadar odaklı olduğunu gösterdi.

Yazarın Diğer Yazıları