Belediye operasyonları noksan, hatalı ve yanlı mı?

CHP’li ve YENİ Partili belediyelere yönelik “yolsuzluk ve rüşvet” adı altında yapılan adli operasyonlar hız kesmeden halen devam ettiriliyor. Eski defterler açılıyor, daha önce Mülkiye müfettişlerinin, Sayıştay’ın “suç” unsuru bulamadığı konular bu kez Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturuluyor. Üsküdar örneğinde olduğu gibi oylama öncesi bazı meclis üyelerinin gözaltına alınması, bazı üyelerin istifa ettirilmesi gibi olaylar da devlete olan güveni sarsıyor.

31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana 43 CHP’li belediyeye operasyon düzenlendi. 37 belediye başkanı gözaltına alındı. Aralarında Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 30 belediye başkanı halen cezaevinde. Operasyonlar sadece CHP’li belediyeleri ya da CHP’den YENİ Parti’ye geçen belediye başkanlarını kapsıyor.

GÜVENİ AZALTIYOR

Operasyonlara konu olan soruşturmalarda İçişleri Bakanlığı, Sayıştay Başkanlığı, Kamu İhale Kurumu geri planda kalıyor. Oysa operasyona konu soruşturmaların çözümlenmesi uzmanlık ve müfettiş tekniğini gerektiriyor. Bu yüzden kolluk kuvvetleri aracılığıyla bu soruşturmalardan sonuç alınması da kolay değil. Ayrıca bu yöntemin halkın, operasyonların haklılığına ilişkin olarak duyması gereken güveni de azaltıyor.

Bu yüzden operasyonlarda anılan kurumların uzmanlıkları, deneyimleri ve kadrolarından yararlanılmasında kamu yararı var. Böylelikle suç işleyenlerin cezalandırılmasının yanı sıra, bu tür suçların bir daha işlenmemesi veya en aza indirilebilmesi için kamu idarelerinin gereken önlemleri almalarının da önü açılmış olacak.

GENİŞ YETKİLERİ VAR

Anayasa’nın 127. maddesine göre İçişleri Bakanlığı’nın belediyeler üzerinde idari vesayet yetkisi var. Emekli Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen, bu yetkiye dayanılarak neler yapılabildiğini şöyle anlattı:

İçişleri Bakanlığı’nın belediyelerin işlem ve hesaplarını teftiş etmek/denetlemek; belediye görevlileri hakkında inceleme, araştırma ve soruşturma yapma görevi var. Mülkiye Teftiş Kurulunda halen 69 vali- Mülkiye başmüfettişi, 160 Mülkiye başmüfettişi/müfettişi olmak üzere 229 denetim elemanı görev yapıyor. Valilik/kaymakamlık görevlerinden gelen Mülkiye müfettişleri teori ve pratikten gelen bilgi ve engin deneyime sahip.

İçişleri Bakanlığı denetim elemanları, haksız edinildiği iddia edilen mal varlığının araştırılması amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge isteyebiliyor, şüpheli ve yakınlarından mal bildiriminde bulunmalarını da isteyebiliyor. Yapılan soruşturmada kanıt, belirti elde edilmesi halinde dosya yine C. Savcılığına gönderebiliyor. Soruşturma sırasında kamu zararı tespit edilmesi halinde ilgililerden tahsili için gerekli yasal süreç başlatılıyor.

ÖZEL TEFTİŞ YETKİSİ

İçişleri Bakanlığı’nın belediyelerde; (Sayıştay’ın görev alanına giren) malî faaliyet, karar ve işlemlerinin denetimi konularında özel denetim yetkisi de bulunuyor.

Bu bağlamda belediyelerde mali yönetim ve kontrol sisteminin zaafa uğradığı, yolsuzluk, kamu zararına yönelik emarelerin ortaya çıkması hallerinde Cumhurbaşkanının onayı üzerine, belediyelerin tüm mali iş/işlemlerin (harcamalarının) teftişi yapılabiliyor. Geniş kapsamlı adli soruşturmalara karşın sözü edilmiş özel teftiş yetkisi nedense kullanılmıyor.

Diğer yandan belediye başkanlarının görevleri nedeniyle işledikleri suçlardan dolayı haklarında İçişleri Bakanlığınca izin verilmeden C. Başsavcılığınca soruşturma yapılmaması gerektiği belirtilmiyor ama değişen bir şey olmuyor.

İHALEDEN SORUMLU DEĞİL

Anayasa’nın 160. maddesine göre belediyelerin hesap ve işlemlerinin denetimi ve kesin hükme bağlanması Sayıştay tarafından yapılıyor. Sayıştay’ın malî faaliyet, karar ve işlemlerini denetimleri sırasında kamu davası açılmasını gerektiren/suç oluşturan eylemlerin Sayıştay Başsavcılığınca C. Savcılığına gönderilmesi gerekiyor.

Sayıştay Genel Kurulu/Temyiz Kurulu tarafından verilmiş “Belediye başkanının harcama yetkilisi olmadığı, talimat vermediği bir harcamadan sorumlu olmayacağı, belediye başkanının tüm ihalelerden sorumlu tutulmasının kusursuz sorumluluk olacağı yönünde bağlayıcı nitelikte yerleşik kararlar bulunuyor.

Diğer yandan ihale iş ve işlemlerine yönelik itirazların ihale sürecinde; öncelikle uzman kuruluş olan ve özel kanunla kurulmuş Kamu İhale Kurumu tarafından incelenmesi ve karara bağlanması, hakları ihlal edilmiş olanların da işlemin iptali için idari yargıda iptal davası açmaları gerekiyor. Operasyonlar sırasında bu kuralların göz ardı edildiği görülüyor.”

NOKSAN, HATALI, YANLI OLUR

Sayıştay Başkanlığı’nda konularında uzman/meslek mensubu halen 846 denetçi bulunuyor. Sayıştay tarafından belediye hesapları her yıl memurun da huzurunda ve belediyenin de uygulamaya yönelik görüşü alınarak, aylar süren titiz/yorucu çalışmalar sonucunda rapora bağlanıyor. Mahmut Esen, bu değerlendirmelerden sonra şunları söyledi.

“Bunları dikkate almadan yapılacak değerlendirmeler/operasyonlar; noksan, hatalı/yanlı olacaktır. Operasyonlarda izlenen soruşturma yönteminde hukuka/yasalara göre bazı noksanlıklar görülüyor. Bunların hızla düzeltilmesinde yarar var. Unutmayalım hukukta usul, esastan önce gelir. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez ve salt bu tür kanıtlara dayalı hüküm verilemez.”

Anayasal kuruluşlar görev ve yetkilerine sahip çıkmalı, suç işleyenlerin cezalandırılmalarının yanı sıra, suç işlenmesinin önlenmesi/azaltılması için gereken önlemler alınmalı.

Yazarın Diğer Yazıları