Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet Müdürlüğü’ne gönderdiği yazıda, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden ihale alan 36 firma ile ilgili bilgi istedi. Sözü edilen firmaların hangilerinin Mansur Yavaş, hangilerinin Melih Gökçek ya da o firmalardan kaçının Yavaş ve Gökçek dönemlerinde de ne kadar iş aldıkları Savcılığın yazısında belirtildi. Büyükşehir Belediyesi’nin, geçmiş dönem ve kendilerinin döneminde yapılan ihalelerle ilgili daha önce kapsamlı bir çalışma yaptığı için istenen bilgiler hazır sayılırdı. Mülkiye müfettişleri ve Sayıştay denetçileri belediyede eksik olmuyor. Falanca firma Melih Gökçek döneminde ihale aldı diye, Mansur Yavaş döneminde ihale alamaz diye de bir uygulama olmadığı da biliniyor. TARAFSIZLIK ÖN PLANDA Fark şu oldu. Örneğin Gökçek döneminde asfalt ihalelerini kazanan firma, Yavaş döneminde de kazanıyor. O döneme göre ihalelerde yaptığı kırım yükseldi. Yani, müthiş bir fiyat farkı ortaya çıktı. Bunu, Yavaş daha önce rakamlarla da anlatmıştı. Geçmiş dönemde ihale aldı diye, kazanan firmaya ihale verilmemesi diye bir uygulama yapılmadığı için Mansur Yavaş’ı bu yüzden eleştiren partililer oluyor. Yavaş’tan da, belediyenin çıkarını öncelemesi beklenir. O da eleştirilere rağmen bunu yapıyor. 36 firma içinde, Enfest Organizasyon ile Festiva Organizasyon firmaları, Mansur Bey’in döneminde belediyenin konser organizasyonlarını yapıyordu. Bu ihalelerle ilgili Mülkiye müfettişleri inceleme yaptı. Herhangi bir olumsuzluk belirlenmemişti. Daha sonra savcılık konserlerle ilgili fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle bazı belediye çalışanları hakkında soruşturma yapmış, tutuklananlar olmuştu. Melih Gökçek döneminde olduğu gibi Mansur Yavaş döneminde de Onur Peyzaj firması ihaleler kazandı. Bir firma ise dikkat çekiciydi. Gökçek döneminde belediyeden iş alan inşaat firmasının bilinen sahiplerinin yanı sıra bir de gizli ortağı olduğu öne sürülüyordu. Bu ismi belediyeciler biliyor. Ancak gizli ortağı bizim açıklamamız bu aşamada doğru olmaz. GÖKÇEK’İN RAHATLIĞI Melih Gökçek’in Savcılık Örgütlü Suçlar bölümünde ifadesi iki saatin altında sürdü. Savcılığa yapılan suç duyurusunda, “Gökçekler Suç Örgütü” denilmiş, bir de bu örgütün yöneticileri hakkında şema hazırlandığı belirtilmişti. Bu kadar kapsamlı iddialar olduğu belirtildiğine göre ifadenin iki saatin altında olması tabii ki yadırgandı. Anlaşılıyor ki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın avukatı emekli C. Savcısı Nadi Türkaslan’ın 7 Ağustos’ta yaptığı ancak henüz kayda geçirilmeyen dosyadan çok, gazeteci Murat Ağırel’in, yurt dışında apartman alımı için para gönderildiği iddiası üzerinde duruldu. Ağırel’in yazısında İbrahim Melih Gökçek adı geçiyor ama bunun aynı adı, soyadı taşıyan Ahmet Gökçek’in oğlu İbrahim Melih Gökçek olduğu anlaşılıyor. Bu durumda, Savcı Melih Gökçek’e ne sordu, Gökçek ne söyledi? Emekli Savcı, avukat Nadi Türkaslan da deneyimlerine dayanarak, “Bizim dosyaya hiç girilmediği anlaşılıyor. Girilmiş olsa öyle iki saatin altında değil, sorgunun saatlerce sürmesi gerektiğini düşünüyorum. Bize göre çok önemli bilgi ve belgeler sunduk.” yorumunu yaptı. LİSTE, BİR AY ÖNCE GELDİ! Gökçek’in adliyeye gittiği gün, C. Savcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından 36 firmanın adı ve bunların aldıkları ihalelerin tarihleri, sayıları ihale bedelleri Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğü’nden istendi. Mali Şube de listeyi Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bildirdi. Adı geçen firmalarla ilgili bilgilerin yaklaşık bir ay önce istendiği, isimlerin toplu olarak değil, parça parça geldiği anlaşıldı. Açıkçası son dönemde Büyükşehir Belediyesinde yoğun bir araştırma, inceleme yapıldı. Bu konuda çok titiz davranılmasının, en küçük bir hata olmaması için özenli çalışma yapılması istendi. Aslına bakılırsa, bu dosyaların hemen hepsi Mülkiye müfettişlerinin denetiminden geçmişti. Yapılan işlemlerde hata olmadığı sonucuna varılmıştı. BAĞIŞ VE YARDIM DÜZENLEMESİ İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, belediyelerde suç işlenmesini önlemek için denetimlere ağırlık veriyor. Birçok konuda belediye çalışanlarının da bilgilendirilmesi gerekiyor. Örneğin; C. Başsavcılıklarınca düzenlenmiş iddianame; operasyon öncesi ve sonrasında yapılmış açıklamalardan; bağış/yardım toplanması (tahsilatı) konusunun da riskli ve yolsuzluklara açık alan haline geldiği ileri sürülüyor. Bakanlıkça bağış/yardımlar yolsuzluğa açık alan olarak kabul ediliyor. Yolsuzluğa yol açtığı belirlenen unsurlara müdahale edilmesi ve bu suretle alandaki yolsuzluk risk oranının düşürülmesi gerekiyor. Bu bağlamda belediyelerdeki bağış alma/kabul etme usul ve esasları açıklığa kavuşturulmalı, uygulama birlik sağlanmalı. Bu konuda kapsamlı bir genelge çıkarılması, yararlı olacaktır. Gerekiyorsa bağışçıdan baskı altında kalmadan/kendi iradesiyle yardım yaptığına ilişkin noterde düzenlenmiş belge istenmesi vb. kurallar da konulabilir. RÜŞVETLE MÜCADELEDE ENGEL YOK İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığınca konuya özgü özel teftiş programları uygulanmalı veya olağan teftişlerde bu konuların üzerinde durulması için teftiş onay emirlerine eklenmesi sağlanmalı. Emekli mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen, bu konuda şunları anlattı: “Sorunun C. Başsavcılarına bırakılması halinde yalnızca suçlulara ceza verilebilir. Suç işlenmesi için uygun ortam kaldırılmış olmaz, suçla yeterince mücadele edilemeyeceği gibi bağış/yardımlar konusunun iddianamelerle düzenlenemeyeceği açıktır. Yolsuzluğa açık olduğu, rüşvet karşılığı iş yapıldığı ileri sürülen (imar işleri başta olmak üzere) diğer alanlarda da benzer çalışmalar/düzenlemeler yapılmasına gereksinim var. Bunların yapılmasının önünde de herhangi bir engel bulunmuyor.” Ankara Büyükşehir Belediyesi, son suç duyurusuna ek bazı belgeler de sundu. Nasıl bir sonuç çıkacağını bekleyip göreceğiz.