İyi futbol, iyi futbolcularla oynanır. Evet, bu sözü Fenerbahçe taraftarı son 7-8 sezondur dilinden düşürmüyordu. Nitekim haklıydılar. Kadro kalitesi artıkça oyuna ve teknik heyete güven de kendiliğinden gelişen şeylerdi. Fenerbahçe uzun yılların ardından kadro kalitesini belli bir düzeyin üzerine çıkardı ve takım da kaybedilen 'winner' havasını da geri kazanmaya başladı.
Geriden kalan sezonlarda derbilerde bir bir havlu atan, tüm kritik virajlarda şampiyonluk yolundan çıkan Fenerbahçe, taraftarının alıştığı benliğine geri dönüşün ateşini yaktı. Bu değişim aslında üç adımlıydı. Kulüplerin de tıpkı insanlar gibi bazı zamanlarda tabiri caizse basireti bağlanır. Fenerbahçe'nin de durumu yönetim değişimine kadar tam da böyleydi. Başkanlık koltuğu Aziz Yıldırım'dan Ali Koç'a geçerken ne kadar sancılı bir değişimdi herkesin dün gibi aklında. Ama Ali Koç'tan Sadettin Saran'a geçiş, kısır çekişmeler olmayınca sancılı süreçlerin uzağında kaldı. Fenerbahçe'de değişim ilk adımı polemiklerin gölgesinde kalmayınca sıra ikinci adıma gelmişti.
İkinci adım Tedesco'ya olan güven ve 8 yıl hasret kalınan teknik direktör istikrarıydı. Baskı İtalyan hocayı sindirir mi derken Tedesco, harika bir süreç yönetimine imza atarak mental olarak kaybolmanın eşiğindeki oyuncuları da kazandı. Takım olgusu, skoru da yanında getirdi ve Fenerbahçe'de kaybolan birliktelik bir kez daha hayat buldu. Derbileri kazanan, kırılma anlarında ayakta kalan bir takım oluştu. Bu durumun yakın zamandaki en net örneği ise şu oldu; 27 günde oynanan Alanya deplasmanı, Aston Villa, Göztepe, FCSB deplasmanı, Kocaeli deplasmanı, Erzurum, Gençlerbirliği ve son olarak Trabzonspor deplasmanından dağılmadan ve hatta güçlenerek çıkan bir Fenerbahçe izledik.
Tedesco'nun taktiksel zekası takıma ivme kazandırırken değişim en kritik ve son adımı saha içinde yaşandı. Maliyeti ve gerekliliği ile tartışılan Talisca, takımın bayrak oyuncuları arasına girdi. Bunun yanında 1 ay transferi bekletilen Asensio ise, sarı lacivertlileri duygusal olarak tetikledi. Duygusal tetiklenmenin temelinde ise Alex'vari izler var. Bir dönem Fenerbahçeli taraftarlar, takım kötü oynasa da 'Alex var girer atar' rahatlığındaydı. Aynı konforu sağlayan oyuncu yıllarca bulunamadı. Gelen her 10 numaraya 'Bir Alex mi' dendi ama aynı etkinin izleri 21 numaradan geldi. Henüz takımda ne gibi bir cevher olduğunun farkına varamayan Fenerbahçeli taraftarlar var. Onlara da tek tavsiyem Asensio'yu pamuklara sarmaları gerektiği. Takım her sıkıştığında kilit açan, özgeçmişi dünya devleri ile dolu olsa da egosunu yalnızca topun üzerinde kullanan bir oyuncu bulmak her dönem mümkün değil. Bir Alex değil ama kıymeti olmadığında anlaşılacak bir isim İspanyol yıldız.
Asensio'nun oyun içindeki ağırlığını şöyle özetlemek lazım; elden kayıp gitmeye bir adım ötede olan Kerem Aktürkoğlu'nu takıma kazandırdı, yetmedi yönetimin forvet transferindeki eksikliğini saha içinde şapkadan çıkardığı tavşanlarla iki haftada unutturdu. Tedesco'nun elinde nasıl bir oyuncu grubu olduğunun farkında oluşu Fenerbahçe için en büyük şans. Sene sonunda şampiyonluk ipini göğüsler ya da göğüslemez onu şimdiden söylemek zor ama Tedesco tedrisatında, Asensio önderliğinde iskeletini koruyan bir Fenerbahçe olursa, gelecek yıllar sarı lacivertli camia için heyecan verici olacaktır.