Beşiktaş’ın sezon başından bu yana, özellikle deplasman maçlarında yaşadığı en büyük sorunlardan biri oyunun kontrolünü elinde tutamaması. Sezonu erken açan siyah-beyazlılarda, yoğun maç takviminin de etkisiyle bireysel performansların düşmesi bu problemi daha belirgin hâle getiriyor.
Kadro kalitesi ve derinliği zaten soru işaretleri barındırırken sakatlıklar da devreye girince Beşiktaş’ın planladığı oyunu sahaya yansıtması giderek zorlaşıyor. Nitekim takım, karşılaşmaların özellikle ikinci yarılarında fiziksel ve mental olarak oyundan düşüyor, rakiplerine daha fazla pozisyon vermeye başlıyor.
Beşiktaş’ın önde baskı yapan, sürekli hücumu düşünen ve rakip sahada oynamayı hedefleyen oyun anlayışında artık bazı değişikliklere gitmesi gerekiyor. Özellikle deplasmanlarda skor üstünlüğü ele geçirildiğinde oyunun temposunu düşürebilen, topa sahip olarak rakibin hücum iştahını kırabilen ve kontrolü elinde tutan bir sisteme geçiş şart. Her maçı aynı tempoda ve aynı risk anlayışıyla oynamak mümkün değil.
Kasımpaşa deplasmanında 2-0 öne geçmişken oyunu bu kadar geniş alanlarda oynamak, orta sahadaki direnci ve dengeyi kaybetmek kabul edilebilir bir tercih değil.
Vincenzo Italiano, Trabzonspor deplasmanında olduğu gibi Kasımpaşa karşılaşmasında da yaptığı ve yapmadığı oyuncu değişiklikleriyle puan kaybında önemli bir rol oynadı. Maç sonu açıklamalarından, teknik direktörün de sahadaki sorunların farkında olduğu anlaşılıyor. Elbette Italiano’nun bu problemlere çözüm üreteceğini umuyoruz. Ancak ortada görmezden gelinemeyecek bir gerçek var: Beşiktaş’ın kadrosu hem sayısal derinlik hem de oyuncu kalitesi ve verimliliği açısından yetersiz.
Kasımpaşa karşısında Orkun Kökçü ve Fabio Miretti’nin eksikliği fazlasıyla hissedildi. Orta sahada oyunun temposunu ayarlayabilecek, baskı altında doğru pas tercihleriyle takımı rahatlatabilecek oyuncuların yokluğu Beşiktaş’ı ciddi anlamda zorladı. Buna bir de Trossard gibi rakip sahada top tutabilen, bireysel yeteneğiyle oyunun yönünü değiştirebilen bir oyuncunun oyundan alınması eklenince siyah-beyazlılar, üç puanla dönebilecekleri deplasmandan bir puana razı olmak zorunda kaldı.
Bir diğer dikkat çekici konu ise artık neredeyse her Beşiktaş maçında karşımıza çıkan hakem ve VAR tartışmaları. Beşiktaşlı futbolculara yapılan müdahalelerde hakemlerin görme konusunda yaşadığı sorunlara artık alıştık. Ancak işin daha da düşündürücü tarafı, VAR odasında oturanların da benzer bir görme problemi yaşıyor olması! Kasımpaşa karşılaşmasında yaşanan tokat pozisyonunda da VAR, adeta pozisyonu görmek istemezcesine sessizliğini korudu. Beşiktaş'ın her hafta benzer tartışmaların içinde kalması artık tesadüf olarak açıklanamayacak kadar can sıkıcı bir hâl aldı.
İyi oyun yalnızca hücum etmek, önde basmak ve rakip kaleye gitmek değildir. İyi oyun, gerektiğinde oyunu soğutmayı, skoru korumayı ve maçın ritmini belirlemeyi de bilmektir. Beşiktaş’ın artık bu dengeyi kurması gerekiyor. Çünkü deplasmanda kazanmak için yalnızca iyi başlamak değil, 90 dakika boyunca oyunun kontrolünü kaybetmemek de gerekiyor.