Başkent Üniversitesi kurucusu, bilim insanı Prof. Dr. Mehmet Haberal; Cumhuriyet’e kazandırdığı en büyük eseri Başkent Üniversitesi ve yan kuruluşlarıyla birlikte ülke ekonomisine, istihdamına, gıda ve tarıma katkı sunuyor. Ünlü tıp insanı, ameliyatlardan çıktıktan sonra bağ, meyve bahçeleri ve tarlalarında yetiştirdiği organik ürünlerin hasadına başladı.
Başkent Üniversitesi bünyesinde, hastane, televizyon, otel, süt ürünleri, gıda, tarım ve hayvancılık, demir, ahşap, tekstil üretim merkezlerinin yanında araştırma deney merkezleri kuran Haberal “Üretim yapmayan toplumlar aç kalmaya mahkumdur” diyor. Eğitim, sağlık ve turizm alanındaki yatırımlarının yanında tarım ve hayvancılığa neden önem verdiğini Haberal şöyle açıkladı:
HALK SAĞLIĞI İÇİN
“Ülkemiz, gıda, tarım ve hayvancılık gibi halkın sağlığı ve bekası bakımından çok önemli, uzun dönemli önlemlerle düzenlenebilecek sorunlarla karşı karşıya. Gıda ve hayvancılık alanında ithal bağımlılık çok üst düzeylere ulaştı. Gelecekte üretmeyen aç kalacaktır.”
Haberal hoca, organik tarım ve hayvancılık alanında da öncü oldu. Ticari amaç gütmeden, “Üretmeyen aç kalır” sloganıyla topluma yol gösteriyor ve şu uyarılarda bulunuyor:
“Bizim için eğitim ve sağlık, birbirinden ayrı alanlar değildir. Bilginin üretildiği, uygulandığı ve topluma fayda sağladığı bütünleşik bir sistem oluşturmayı hedefliyoruz. Bu anlayışla yalnızca eğitim ve sağlıkta değil; tarım ve hayvancılıktan gıdaya, kültür ve sanattan medyaya, tekstilden inşaata kadar farklı alanlarda da üretim gerçekleştiriyoruz. Kızılcahamam ilçesinin bir köyünde çiftliğimiz var. Süt, Kazan’daki fabrikada işleniyor. Anaokulundan koleje, otellerden polikliniklere, değişik illerde hastanelere, diyaliz merkezlerimizden tarımsal üretim alanlarımıza, tekstil ve gıda faaliyetlerimize kadar uzanan bu yapı, üretmenin ve ülkeye değer katmanın bizim için ne kadar önemli olduğunun göstergesidir.”
450 TON BUĞDAY, 150 TON NOHUT
Prof. Dr. Haberal, tarım ve hayvancılığa verdiği önemin bir parçası olarak, bu yıl 450 ton buğday, 150 ton nohut, 25 ton arpa, 50 ton soğan ve patates, elma ile birlikte mısır, meyve ve sebze üretimi gerçekleştirdi. Üretime dayalı, sürdürülebilir bir model ortaya koymaya devam ediyor.
Ticari amaç gütmeden, yıllar öncesinde “üretmeyen aç kalır” diyen, halkı üretime teşvik eden Haberal, Atatürk’ün 9 Haziran 1923 tarihinde söylediği “Çiftçilik milletimizin hayatı, serveti, kudretidir” sözünü rehber kabul ediyor, Kızılcahamam ve Kazan’daki çiftlikleriyle öncülük ediyor.
Özellikle, organik tarım ve hayvancılığın “Türkiye’nin milli güvenlik sorunu” kadar önemli olduğunu belirten Haberal, “Hangi çağda yaşarsak yaşayalım tarımdan vazgeçemeyiz. Aksine nüfus artışı devam ettikçe, iklim şartları değiştikçe tarım daha çok önem kazanıyor. Toprak vatandır, tohum geleceğimizdir. Toprağı küstürmemeliyiz” dedi.
“TARLALAR BETONLAŞMASIN”
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin bütçelerinden tarıma yüzde 40 pay ayırdığına dikkat çeken Haberal, 2050 yılında dünya nüfusunun 9.5 milyara ulaşacağını, günümüzde 1 milyar insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtti. Haberal, açıklamasını şölle sürdürdü:
“Bu tablo karşısında ülkelerin tarımdaki verimi en az yüzde 60 artırması gerekiyor. Eğer tarımdaki verimi önümüzdeki 30 yıl içinde artıramazsak dünya gıda savaşlarıyla karşı karşıya kalacak. Bunları, tarımın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak için söylüyorum. Bu güzel coğrafyada dört iklimi yaşıyoruz. Üç tarafımız denizlerle çevrili. Türkiye; meyvede, sebzede, tahılda ve özellikle hayvansal ürünlerde son derece önemli bir ülke. Onun için üzerimize düşeni yapmak durumundayız Her alanda üretim yapmak zorundayız... Tarlalar betonlaşmasın, Türkiye aç kalmasın. ”
AVRUPA STANDARTLARINDA ÜRETİM
Sağlık ve eğitim alanındaki çalışmaları ile öne çıkan ve dünyaya örnek olan Haberal, süt ürünleri fabrikası da kurdu. Haberal, kuruluşun Avrupa standartlarında üretim yapabilecek nitelikte modern donanımlı bir yapıya sahip olduğunu belirtti. “İşletmede; süt, beyaz peynir, kaşar peyniri, yoğurt, süzme ve çömlek yoğurt, ayran, tereyağı, kaymak, tulum peyniri çeşitleri, dil peyniri, örgü peyniri ve patentli ürünümüz olan minci peyniri üretimi yapılıyor” dedi.
6 MİLYON AĞAÇ
Kuruluşundan bu yana bilimsel kalite, etik sorumluluk ve toplumsal fayda üçgeninde büyüttüğü Başkent Üniversitesi; sağlık, mühendislik, sosyal bilimler ve sanat gibi birçok alanda eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’nin öncü vakıf üniversiteleri arasında bulunan üniversite, sahip olduğu tıbbi merkezler, uygulama hastaneleri ve araştırma laboratuvarlarıyla, aynı zamanda halk sağlığına da doğrudan katkı sunuyor.
Bilim dünyasında önemli bir yeri olan Prof. Dr. Mehmet Haberal, 1993 yılında Ankara’nın hafriyat döküm alanı olan Bağlıca’da Başkent Üniversitesi’ni kurdu. Tek bir bodur ağacın zor bulunduğu bu arazi, onun vizyonuyla kayalar delinip bugün 6 milyon ağacın yeşerdiği örnek bir eğitim yuvasına dönüştü. Başkent Üniversitesi bugün yalnızca akademik başarılarıyla değil, “en yeşil kampüsü”yle de örnek gösterilen üniversitelerimiz arasında yer alıyor.