Bir yaz klasiği... Geç kalan transferler, erken başlayan endişe

Dursun Özbek yönetiminin artık bir transfer klasiği haline gelen bir alışkanlığı var: Geç kalmak.

Galatasaray taraftarı için her yaz transfer döneminde sosyal medyada aynı cümleleri okumak neredeyse gelenek oldu. "Transferler nerede?", "Kampa neden yetişmedi?", "Yine son güne mi kalacak?"... Bu serzenişler artık şaşırtmıyor. Çünkü yıllardır benzer senaryolar yaşanıyor.

Bu sezon da tablo farklı değil. Yönetim ve teknik direktör Okan Buruk her fırsatta "Bize güvenin, doğru isimleri alacağız." mesajı veriyor. Elbette doğru oyuncuyu bulmak kolay değil. Piyasada fiyatlar yüksek, kulüpler pazarlık yapıyor, futbolcular karar vermek için zaman istiyor. Bunların hepsi transfer sürecinin doğal parçaları.

EKSİK ÇOK TRANSFER YOK

Ancak Galatasaray'ın da zamanı tükeniyor. Ligin başlamasına yaklaşık iki hafta kaldı. Şampiyonlar Ligi hedefi olan, üst üste dört şampiyonluk peşinde koşan bir takımın hâlâ birçok kritik bölgesinde eksikler bulunuyor.

Mauro Icardi'nin ayrılığıyla birlikte takımın en önemli gol silahı kaybedildi. Dries Mertens'in vedasının ardından ise hücum organizasyonlarını yönlendirecek gerçek bir 10 numara boşluğu oluştu. Bunun yanında orta saha ve savunmaya yapılacak takviyeler de artık lüks değil, zorunluluk haline geldi.

Buna rağmen transfer piyasasında Galatasaray adına beklenen hareketlilik henüz yaşanmadı.

ÖZBEK ŞAMPİYONLUK APOLETİNE GÜVENİYOR

Dursun Özbek belki de son yıllarda kazanılan şampiyonlukların verdiği güvenle hareket ediyor. Üst üste gelen başarılar, yönetimin elini rahatlatmış olabilir. Ancak futbolun hafızası çok kısa. Her sezon aynı senaryo yaşanıyor. Günlerce sessizlik... Ardından son haftaya sıkışan yoğun görüşmeler... Son olarak da büyük baskı altında yapılan transferler...

Galatasaray'ın mevcut kadrosu Süper Lig yarışında elbette önemli bir kaliteye sahip. Ancak konu Avrupa olduğunda aynı şeyi söylemek zor. Şampiyonlar Ligi seviyesinde yalnızca bireysel kalite yeterli olmuyor. Orta sahada oyunu yönlendirecek yaratıcı bir isim, savunmada rotasyonu güçlendirecek alternatifler ve geniş bir kadro derinliği gerekiyor.

Özellikle 10 numara pozisyonu artık ertelenebilecek bir ihtiyaç değil.

SADECE OSIMHEN YETMEZ

Galatasaray'ın hücum gücü yalnızca Victor Osimhen'in bireysel performansına bırakılamaz. Nijeryalı yıldız ne kadar büyük bir golcü olursa olsun, onu besleyecek, kilit pasları verecek, oyunun temposunu belirleyecek elit bir oyun kurucu olmadan Avrupa'da hedeflere ulaşmak kolay görünmüyor.

Taraftar artık vaat değil, icraat görmek istiyor. Çünkü takvim işlemeye devam ediyor. Ve Galatasaray'ın kaybedecek zamanı kalmadı.

Yazarın Diğer Yazıları