Biri havlu mu dedi?

Yaklaşık son 5 sezondur yarıştığı kulvarlarda kasım ayına kadar havlu atan Beşiktaş için bu sezonun ilk haftaları da çok yazılıp çizildi... "Yine kasımda havlu atar" denen Kartal, ligde Alanyaspor (hakem) faciası olmasa son şampiyon Galatasaray'ın, maç eksiğine rağmen yalnızca 1 puan gerisindeydi. Şampiyonlar Ligi'nde olsa kimsenin yadırgamayacağı Marsilya ve Hoffenheim'dan (d) aldığı puanlarla da Avrupa Ligi'nin 4. sırasında...

Önder Özen'in sezon başında dediği gibi, Beşiktaş'ın yıldızı yok. Beşiktaş'ın yıldızı oyunu ve dolayısıyla bu oyunun mimarı Vincenzo Italiano. Ancak sahada her an herkes üzerine düşen sorumluluğu almaya, gerek skor gerekse defansif katkı sağlamaya hazır durumda.

Çift haneli skor katkısına koşar adım giden sağ bek Murillo da bu 'yıldız oyunun' en güzel göstergelerinden biri. Henüz 14 maçta 4 gol ve 1 asistle çift haneyi yarıladı. Hakeza tabelaya direkt olarak henüz sadece 1 gol ve 1 asistlik katkı sunan Leandro Trossard'ın da oyundaki etkisini görmek için alim olmaya gerek yok... Sadece bu iki ismin rakamları bile Beşiktaş'ın oyununu algılamak için önemli bir referans.

Hoffenheim maçı özelinde iki isme ayrı parantez: Oh ve İlhan. İlk 11'den ziyade rotasyonun önemli dişlileri olarak görülen bu iki oyuncudan alınan verim muazzam. Oh'un, Beşiktaş'ın oyununun bile üstünde yıldızlaştığı Almanya deplasmanında İlhan sönük kalsa da varlığının çok değerli olduğunu tekrar tekrar gösterdi.

Vincenzo yönetimindeki Beşiktaş, milli ara sonrası 'cehennem' fikstürünün ilk iki maçını kayıpsız geçti. Bu akşamki Trabzon deplasmanı ise son derece kritik... İnönü'nün "E l'Italiano vuole vincere!" diye inlemesi için son rötuşlar...

Ve tabii ki, yine yeni yeniden: Mustafa'yı salın...

Yazarın Diğer Yazıları