Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın devre arası transfer döneminde ellerinde tutuşturulan pahalı yıldızlar, yalnızca şampiyonluk yarışına değil, kulüplerin varoluşsal geleceğine dair ciddi soruları da beraberinde getiriyor.
Süper Lig'in finansal uçurumun kenarında dengelenen bu dev kulüpleri, her transfer penceresinde daha derin bir borç kuyusuna sürükleyen bir kısır döngünün içinde debeleniyor.
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın toplam borçlarının 25 milyar TL'yi aştığı bir ortamda, milyonlarca Euro'luk bonservis ödemeleri ve astronomik maaşlar sadece sportif değil, ekonomik intihar riski taşıyor. UEFA'nın Finansal Fair Play (FFP) kuralları her geçen gün sertleşirken, bu kulüpler "ya şimdi ya hiç" mantığıyla hareket ederek, gelecek 5-10 yıllık mali esnekliklerini ipotek altına alıyorlar.
Taraftar baskısı ve şampiyonluk hırsı, yöneticileri akılcı olmayan transferlere zorluyor. Ancak gerçek fedakarlık, bir sezon şampiyon olamamayı göze alarak, kulübün 10 yıllık geleceğini garanti altına almaktır.
Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın yöneticileri ve taraftarları şu soruyu sormalı:
"Bugünün pahalı yıldızı mı, yoksa yarının sağlıklı kulübü mü?"
Futbol ekonomisi artık duygusal değil, rasyonel kararlar gerektiriyor. Transfer penceresi kapanmadan önce, bu kulüplerin akıl penceresini açma zamanı çoktan geldi de geçiyor bile. Çünkü borçla kazanılan şampiyonlukların kısa vadeli sevinci, uzun vadeli mali ıstırap getiriyor. Gerçek başarı, hem sahada hem de bilançoda kazanılır.